1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. NAMAZ BÜTÜN İBADETLERİ İÇİNE ALAN BİR İBADETTİR
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

NAMAZ BÜTÜN İBADETLERİ İÇİNE ALAN BİR İBADETTİR

A+A-

Allahü Teâlâ Hazretleri Kur’an’ı keriminde şöyle buyuruyor:   “Muhakkak ki ben kendim Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana kulluk ve ibadet et ve beni anmak, zikretmek için namaz kıl.” (Tâ Hâ: 14) “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah’ı anmaya, zikretmeye (Cuma namazını kılmaya) koşun, alış verişi bırakın.” (Cuma: 9) Bu iki ayetten anlaşıldığına göre yüce Rabbimiz namaza zikir adını veriyor. Çünkü namaz içinde her çeşit zikir ve ibadet vardır. Mesela: Kıraat (Kur’an’ı Kerim okumak), Tekbir (Allahü ekber demek), Tesbih (Sübhânallah demek), Kelime’i şehadet ve Salavatı şerife gibi her çeşit zikri içeren; yeme ve içmeyi bırakmak suretiyle orucu içine alan, konuşmayı terk etmek suretiyle itikâfı içeren, şehevî şeyleri terk etmekle insanı melekleştiren, zamanın bir kısmını işgal ederek zamanın zekatını içine alan bir ibadettir.

Dünyadaki bütün müslümanlar namaz kılarlarken yüzlerini Kâbeye doğru çevirirler. Hacca giden hacılar ise Kâbe’nin etrafında tavaf ederlerken Hacerü’l-Esved köşesini ve Rüknü yemanî köşesini, ellerini kaldırarak istilam ederler. Yani selamlama yaparlar. Dünyanın her hangi bir yerindeki bir Müslüman da namaz kılarken iftitah tekbiri almak için ellerini kaldırdığında, bir anlamda yöneldiği Kâbe’deki Hacerü’l-Esved’i istilam eder, selamlar. Yani özet olarak haç yapar.  Namaza başlarken iftitah tekbiri alan bir kimse, iki elinin arkasını dünya, içini de ahiret kabul ederek ellerini kaldırıp “Allahü Ekber, (Allah en büyüktür) ben ise küçücük bir kulum. İşte dünyayı arkama attım, her şeyimi bıraktım, sana olan kulluk borcumu ödemeye çalışıyorum” der. Namaza başlaması, namaz içinde okuduğu tesbihlerle Rabbine hamdü senada bulunması, bilhassa secdeye yatarak başını yere koyup hudu’ ve huşu’un zirvesi olan, şeytanları ağlatan, melekleri cûşa getiren, kulun Allah’a en yakın olduğu bu haliyle “Sübhâne Rabbiyel A’lâ” (Seni noksanlıklardan tenzih ederim benim yüce Rabbim) demesi az şey değildir. Namazın en sonunda da Yüce Mabudumuzun “Selâm” ismini anarak, zikrederek ve bu selam ismi hürmetine iki cihanda da herkese selamet dileyerek namazdan çıkması, tahiyyatlarda Hazreti Peygambere salât ve selâm getirerek ondan da şefaat dilemesi. Bunlardan sonra da dua ederek, el açarak, boyun bükerek ibadetlerinin ve tevbesinin kabulünü ve günahlarının affını dilemesi her halde küçümsenecek bir şey olmasa gerektir. Kalp, dil ve bedenle Allah’ı zikir ve ibadet ancak namazda vardır. “Namaz bütün ibadetleri içine alan bir ibadettir” denildiğine göre, bir günlük kıldığımız kırk rekât namazda neler okuyoruz bir bakalım:  Bir günde on yedi rekât farz, üç rekât vacip ve yirmi rekât da sünnet kılınır. Bir senede kıldığımız namaz ise 14 bin 600 rekâttır. Ramazanda kılınan 600 rekât teravih namazını da eklersek 15 bin 200 rekât eder. (Akşam ile yatsı arasında kılınan iki ilâ altı rekat “Evvâbîn” namazı, kuşluk vaktinde kılınan iki ilâ sekiz rekat “Duhâ” namazı, gece kılınan “Teheccüd” namazı... gibi nafile namazlar hariç) Bu kadar ibadetin sevabının ne kadar olacağını Rabbimden başka kim bilebilir!. Bunları da ince ince hesap edip, bir sene ile, on sene ile ve bir ömür ile çarptığımız zaman sayıların yetemeyeceği kadar bir hesap meydana çıkar. Bu ise aslâ küçümsenecek bir şey değildir. Yazıklar olsun ömrünü gaflet ile geçirip de böyle bir ibadetin sevabından mahrum kalanlara!!! Seven sevgilisinin isteğini seve seve yerine getirir. Namaz, insanın nefsine dağları devirmekten daha ağır gelen bir ibadettir.. Sabah namazında uykuyu bölüp kalkmak, soğukta sıcakta abdest almak, işlerin sıkışık zamanlarında namaz vakitlerinin araya girmesi gibi birçok sıkıntıları vardır. Eğer insan vakitler geldikçe Rabbinin rızasını kazanmak için bu sıkıntılara seve seve katlanırsa “Allah’ı seviyorum” sözündeki sadâkatini ispat etmiş olur.  Dünya maişetini, geçimini temin için soğuk sıcak demeden işine saatinde gelmeye çalışan insan, nişanlısı çağırdığı zaman her şeyi bırakarak onun çağırdığı yere gelmeye can atan insan, eğer, Rabbi onu namaza çağırdığı zaman camiye gelmiyorsa veya bulunduğu yerde namazını kılmıyorsa, “Ben Allah’ı seviyorum” diye boşuna kendisini kandırmasın. Çünkü Ziya Paşanın dediği gibi: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Namaz Müslümanı Allah’ın kitabı Kur’an ile irtibatlı kılar. Namazın içindeki şartlarından biri de kıraattir. Farz namazların son iki rekatları hariç, her rekatta en kısa üç ayet veya üç ayet uzunluğunda bir ayet okumak vaciptir. En azından kısa bir ayet okumak ise farzdır. Üç ayetten fazla okumak ise sünnettir. Bundan dolayıdır ki, her Müslüman namaz kılmak için mutlaka Kur’andan en az birkaç ayet olsun ezberlemeye mecburdur. Namaz olmasaydı birçok Müslüman Kur’an’dan bir ayet bile ezberlemezdi. Namaz sayesinde hem Kur’an okuma, ezberleme, hem de anlamını hatırlama vardır.

Kur’an’ı Kerîm Yüce Allah’ımızın Kelâmı (sözleri) olduğu için onu okumak ve dinlemek hem bir ibadettir, hem de okumanın birçok sevabı vardır. Bu hususta rivayet edilen hadislerin birkaç tanesi şöyledir: Sevgili Peygamberimiz (s.) şöyle buyurmuştur:  “Kur’an okuyunuz; zira Kur’an, okuyanlara kıyamet gününde şefaatçi olarak gelir.” “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir. “Kur’an okuyan ve bu hususta mahareti olan kimse, mukarrab meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye ise iki kat ecir ve sevap vardır.” “Bir kimsenin Kur’andan bir harf okuması bir hasenedir. Her hasene de on misli sevapla karşılanır. Ben size “Elif, lâm, mîm” bir harftir, demiyorum. Bilakis “Elif” başlı başına bir harftir. “Lâm” da bir harftir, “Mîm” de bir harftir.” ( Bir harf okumanın karşılığı on sevap olunca, üç harfe karşılık otuz sevap verilir. “Kalbinde (ezberinde) Kur’andan hiçbir şey bulunmayan kimse harap bir ev gibidir.” “Kur’an okuyan kimseye şöyle denilir: “Kur’an oku da yüksel. (Okuduğun kadar cennet basamaklarından yukarı çık.) Dünyada tertil üzere okuduğun gibi cennette de öyle oku. Çünkü senin cennetteki yerin okuduğun ayetin son noktasıdır.” (Ne kadar okursan o kadar yükselirsin.) Ne mutlu Kur’an ile hemhal olanlara!

Bu yazı toplam 366 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.