1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Müvekillerinin vekiliydi, Milletin vekili oldu
Müvekillerinin vekiliydi, Milletin vekili oldu

Müvekillerinin vekiliydi, Milletin vekili oldu

AK Parti'nin hukukçu vekillerinden ve Anayasa Komisyonu üyesi olan İdris Şahin, avukatlık yaptığı dönemde müvekkillerine vekillik ettiği gibi şimdi de...

A+A-

AK Parti'nin hukukçu vekillerinden ve Anayasa Komisyonu üyesi olan İdris Şahin, avukatlık yaptığı dönemde müvekkillerine vekillik ettiği gibi şimdi de Çankırılılardan aldığı vekâleti mecliste hizmet etmek için kullanıyor. Çankırı’da babasının kurduğu ekmek fırınındaki un çuvallarının üzerinde çocukluğu geçen İdris Şahin şimdilerde aynı fırına kendi çocuğunu da göndererek hayatı öğrenmesi açısından önemli bir katkıda bulunduğunu söylüyor. Doğup büyüdüğü Çankırı’yı Orta Anadolu’nun parlayan yıldızı yapmak için çalışan Şahin, İl Başkanlığı’ndan gelmesi dolayısıyla kentin sorunlarına son derece hâkim. “Uzak çağların yakın kenti” olarak nitelediği Çankırı’ya AK Parti döneminde yapılan yatırımları soluk almadan art arda sayarken Şahin’in gözleri parlıyor. İşte İbrahim Gökdemir’in, Çankırı Milletvekili İdris Şahin ile yaptığı röportaj. -Ben öncelikle siyasi hayatınızdan bahsederek söyleşimize başlamak istiyorum. Çünkü geçmişten getirdiğiniz önemli bir siyasi birikiminiz var. Bu konuyu biraz açarsak memnun olurum. Ben de İbrahim bey,Size teşekkür ediyorum bu vesileyle de İL gazetesi okuyucularına, memleketimizin değerli şahsiyetlerinin hepsine selam ve saygılarımı iletiyorum. Siyasi yaşamımız AK Parti’yle başladı. AK Parti 2002 yılında kurulduğu tarihten itibaren aktif olarak AK parti’nin içerisinde yer aldım. Birinci AK Parti Olağan Kongresi’ne en genç İl Başkanı sıfatıyla katıldım. 2003 yılının Haziran ayı içerisinde Çankırı Birinci Olağan Kongresi’nde AK Parti Çankırı İl Başkanı oldum. -Kaç yaşındaydınız? 27 MART SEÇİMLERİNİ İL BAŞKANI OLARAK TAMAMLADIM 29 yaşındaydım, henüz askerliğimi yapmamıştım. Daha sonra 27 Mart Yerel Seçimlerini İl Başkanı olarak tamamladım. Akabinde bir yıl sonra vatani görevimi yapmak üzere askere gittim. Askerlik dönüşünde de aktif siyasi çalışmalara devam ettim. 2007 yılında milletvekili aday adayı oldum. Fakat milletvekilliği adaylık sürecini gerçekleştiremedim.  2009 yılında Çankırı’da Baro Başkanlığı görevini ifa ediyordum. -Avukatsınız bu arada ANADOLU BAROLARININ ÖRGÜTLENMESİNE KATKI SAĞLADIK Tabi Avukatım. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini 1996 yılında bitirdim. O tarihten itibaren de Çankırı’da Serbest Avukatlık yapıyorum. Oldukça kalabalık bir büroda birlikte hareket ediyordum. Kurucusuydum aynı zamanda büronun. Şu anda da aktif olarak mesleğimi de milletvekilliği sebebiyle bırakmış oldum. Ancak tabi ki Çankırılı hemşerilerimizin gerek sosyal sıkıntılarını, gerekse bürokratik sıkıntılarını her zaman paylaştık. Bir birey olarak da yolumuza devam ediyoruz. Ve 2008 yılında Çankırı da Baro Başkanı olarak seçildik. 2009 yılı içerisinde yerel seçimler sonrasında tekrar AK Parti’nin üçüncü Olağan Kongresinde Çankırı da İl Başkanı oldum. İki dönem üst üste Baro Başkanlığı görevini ifa ederken o zamanda yine AK Parti’nin yine Çankırı İl Başkanlığını yapma görevi bizlere nasip oldu. Bu süreç içerisinde Anadolu Baroları’nın örgütlenmesinde ve birlikte hareket etmesinde önemli çalışmalarımız oldu. Ve yine teşkilat çalışmaları nezdinde de referandumu geçirmek bizlere nasip oldu. Yüzde 77’lik bir oy çokluğuyla 12 Eylül Referandumunda ‘evet’ çıkmasına vesile olan teşkilatın başında Çankırı’da görev yaptım. ÇANKIRI’NIN HAKLARINI TAHSİL ETMEK İÇİN MÜRACAATÇI OLACAĞIZ Ben siyasette özellikle sabretmeyi ve hazmetmeyi öğrendim. Gerçekten sabredemediğiniz takdirde ve bazı şeyleri hazmedemiyorsanız da siyaset uzun süreli yapılabilecek bir alan değil. Biz bu süreç içerisinde hem kendimiz AK Parti içerisinde olgunlaştığımızı, hem çevremizi olgunlaştırdığımızı düşünüyorum. Bu vesileyle de Çankırı da şu anda il, ilçe teşkilatlarıyla, belediyesiyle, il genel meclisiyle, milletvekilleriyle tam bir uyum ve ahenk içerisinde çalışmalarımız var. AK Partinin kurulduğu tarihten itibaren her daim Çankırı’nın güzel insanları AK Parti ve onun kadrolarına ciddi anlamda destek vermişlerdir. En son seçimimizde de yüzde 66 gibi bir oy oranıyla Türkiye’de çok az bölgeye nasip olacak bir oy çokluğuyla, diğer milletvekili adayı arkadaşımız, ağabeyimiz Hüseyin Filiz’le birlikte Ankara’ya milletvekili olarak bizleri göndermişlerdir. Bu yüzden Çankırı insanına ne kadar teşekkür etsek azdır. Şunun özellikle bilinmesini istiyorum ki bu noktaya gelinceye kadar her kademede, aktif siyaset içerisinde her kademede görev yapmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Cenabı Hak bize hep AK Parti’de başkanlıklar nasip etti ve bu süreç içerisinde de daima Çankırı’da sivil toplum örgütleriyle, kamuoyuyla paylaşmak suretiyle basınımızla bazı şeyleri bugüne kadar geldik. İnşallah bundan sonraki süreç içerisinde yıllardır ihmal edilmiş ancak AK parti iktidarlarıyla gerçek manada hizmeti almayı becerebilen bir vilayetin milletvekili olarak, geçmişte yarım kalan işleri tamamlamak ve bundan sonraki süreç içerisinde de çok daha hızlı bir şekilde yılların hak edilmiş ve alınamamış olan haklarını tahsil etmek için müracaat edici olacağız. -Çankırı konusuna girmeden önce sizin özel hayatınızla ilgili detayları konuşmak istiyorum. Her milletvekilime soruyorum. Haliyle size de sormak istiyorum. Yaşantınızla ilgili, seçmenlerinizin de merak ettiği bilinmeyen yönleri soracağım. Mesela çocukluğunuzda aile durumunuz nasıldı? Zengin bir aile miydiniz yoksa mütevazı bir aile miydiniz? Fakirlikten mi geldiniz, köy çocuğu musunuz yoksa şehirde mi yetiştiniz?  Bu detayları da öğrenmek istiyorum. ÇOCUKLUĞUM UN ÇUVALLARI ÜZERİNDE GEÇTİ Tabi ki doğal olarak köy doğumluyum. 4-5 yaşında ailem Çankırı merkez’e taşındı. Ve Çankırı’daki ilk Matador Ekmek Fabrikası’nın kurucusu benim ailemdir. Şahinler Matador ismi altında ekmek imalatı yapan ve 1956 yılında babam bu mesleği öğrenme adına köyden çıkıp Ankara’ya yerleşmiş. Daha sonra 1974-1977 yılları arasında Şabanözü Ekmek Fabrikası’nı bir değerli büyüğümüzle beraber işletmiş. 1978’in sonları 1979’un başlarından itibaren de 32 yıldır ailemiz Çankırı’da aktif olarak ekmek imalatı yapıyor. Halen fırın duruyor. Tabi ki baba ticaretle uğraştığı için, fırıncılık mesleğini yaptığı için bizim çocukluğumuz da un çuvalları üzerinde geçti. Un çuvalları üzerinde çok uyuduğumuzu ve gece Anadolu Lisesi’nin öğrencisiyken babamız tarafından çok fırına götürüldüğümüzü hatırlıyorum. Çünkü ekmek işçiliği babamızın deyimiyle, “gâvurun yapıp Müslüman’ın yiyeceği” bir meslektir. Gece çalışması olması sebebiyle ağır ve zahmetliydi. Zaman zaman işçiler gelmediğinde bizi evden çağırırdı ve biz de gider babamıza yardımcı olurduk. Daha sonraki aşamalarda Çankırı merkezde, küçük ve müstesna bir yerde, bir nevi simit sarayı gibi Şahinler Fast Food diye bir işletme açtık. Bu işletme de devam etti. Hala da devam ediyor. Ancak bu işletmelerin tamamını şu anda ailemizin diğer bireyleri, ağabeyim, eniştem onlar işletiyor. Ben 1996 yılının sonunda Çankırı merkezde avukatlık bürosu açtım. Eşim eczacı, iki çocuk babasıyım ellerinizden öper. Bu çocuklarımızın mesleğin devamı adına eşimle biz aile ekonomisinin her kademesinde kazanımlarımızı, katkılarımızı Çankırı’ya hizmet aracı olarak sevk ettik. Biz yazlığımızı dahi Çankırı’ya yaptık. Merkezde Karaköprü diye bir mevkiimiz var, son derece güzel, yeşillikler içerisinde, yazlığımızı oraya yaptık. Aile bireyleri anne, baba, köy kökenli olmamız sebebiyle, hanımefendi bize göre şehir kültürünü biraz daha fazlaca almıştı, onların kaynaşması adına hep birlikte oturabileceğimiz bir ev yaptık. Halen de yazın 6-7 ay orada kalıyoruz, özellikle çocuklarımızın büyük anne ve büyük babasıyla kaynaşması adına çok güzel günler yaşıyoruz orada. Devamında Çankırı’da farklı etkinliklerde ve birlikteliklerde olduk. Sıkıntı çeken esnaf ve tüccarımıza destek babında yedi arkadaş yan yana gelmek suretiyle Çankırı’da Dostlar A.Ş. isminde bir şirket kurduk. Zücaciye sektöründe Çankırı’da bir marka İç Anadolu’nun da hemen hemen en büyük işletmelerinden birisini yedi arkadaş yan yana gelmek suretiyle oluşturduk. İşlerini yoluna koyduktan sonra, işi bozulan arkadaşımıza 72 ay vadeyle tekrar bu işletmeyi devrettik. O arada Çankırı da atıl durumda bulunan ve zamanında Asil Nadir ve Sudi Özkan tarafından işletilen Safir Tuz Fabrikası vardı. Safir Tuz Fabrikası AK Parti iktidara gelmeden altı ay önce kapatılmış ve çürümeye yüz tutmuştu. Büyük bir çoğunluğu özel idare hissesi ve vatandaşlarımızın katkılarıyla kurulmuş bu şirkette Sudi Özkan aktif olarak üretim yapmıyor, sadece kirasını ödüyordu. Çalışan 70-80 tane işçimiz işsiz kalmıştı. Bu noktada şahsımıza ve çevredeki arkadaşlarımıza yapılan toplumsal baskılar nedeniyle askerde olduğum bir anda, 2004 yılının sonları veya 2005’in başlarında, dönemin Valisi, şu anda Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner tarafından arkadaşlarımıza verilmesi, buranın işletilmesi noktasında talepte bulunuldu. Ve oraya da dört arkadaş yan yana gelmek suretiyle Safir Tuz Fabrikası’nı devraldık. Ve yine bir tuz ocağı işletmesi, özellikle bu da çok önemli bir anımdır. Bu tuz ocağında bir göçük meydana geldi. Fen ve teknik uygulamalara aykırı hareket etmek suretiyle Çankırı’da tanınan bir akaryakıtçı ve kum ocağı sahibi iki tane hemşerimiz bu ocağı işletiyorlardı. Bir vefat olayı meydana geldi. Tabi ki iki tane saygın işadamını tutuklamaya sevk ettiler, tedbirsizlik, dikkatsizlikle birinin ölümüne sebebiyet vermekten. Bunu da hâkim karşısındaki bu iki tane madenci arkadaşın çektiklerini bizzat yaşadım. Özellikle savcının tutuklama talebinden sonra iki tane büyüğümüz bu ocağı lağvetme ve çalıştırmama kararı aldılar. Ondan sonra yine bizim çok değer verdiğimiz bir arkadaşımız tarafından bu ocak onlardan satın alınmak istendi. Daha sonradan buraya bizi de kattılar ve öncelikle tuz madeni, ocağı dediğimiz galeriler şeklinde çalışma düzeneği olan bir tuz ocağı sahibi olduk dört arkadaş. Akabinde de Safir Tuz fabrikasını işlettik. Yaklaşık beş yıl boyunca aktif olarak Safir Tuz fabrikası ve Nimet Tuz’un başkanlıklarını yaptım. Aynı zamanda mesleğimizi de devam ettirdik. Süreç içerisinde yurtdışı da dahil olmak üzere ihracat ortamı da bulunmuştu. Bugün sofralarımızda kullandığımız Orta Anadolu’nun, Batı Karadeniz’in en fazla kullanılan tuzu olan Safir Tuz, Çankırı’da üretilmektedir ve ben bunun da beş yıl süreyle Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptım. Ama milletvekili adayı olmadan 3-4 ay önce burada yeni bir yapılanma yaptık ve hisselerimizin büyük bir kısmını yine tuz işiyle iştigal eden ve gerek Salina Tuz’un ortağı olan gerekse Cihanbeyli’de tuz işletmeciliğiyle uğraşan Ahmet Temiz İsminde bir büyüğümüze büyük oranda devrettik. ÖĞRENCİLİK YILLARIMDA İYİ BİR VOLEYBOLCUYDUM Özel hayatımızda sıkıntı çekmedik mi, tabi ki çektik, yani bir eli yağda bir eli balda olan bir insan olarak büyümedik. Ama şunu da inkâr etmemek lazım ki Allah uzun ömürler versin başımızdaki babamız sayesinde hem öğrencilik yıllarında ekonomik olarak çok büyük bir sıkıntıyla karşılaşmadık hem de mesleğe atıldığımız tarihten itibaren çok büyük zorlukları yaşamadık. Dört dörtlük bir büro babamız tarafından kuruluvermişti. Okul bittiği zaman da altımıza bir araba babamız tarafından alınmıştı ama şunu özellikle ifade etmek isterim ki bunları yapıncaya kadar da babam fakültenin son sınıfında dahi “okursan okursun, okumazsan işte gelir sonunda çalışırsın” diye her seferinde bizi tehdit ederdi. Ve çalıştırmıştır. Bir de bir anım, ben Anadolu Lisesi’ni çok başarılı bir öğrenci olarak kazandım. Öğrencilik yıllarında iyi bir voleybolcuydum. Çankırı da turnuvalara, sıkça il dışı turnuvalara giderdik. Lise birinci sınıfta da matematik, fizik ve kimya derslerinden sınıfta kaldım. Bütünlemede de birinden bir, birinden iki, birinden de üç almak suretiyle sınıfı o dönem itibariyle geçemedik. Bir buçuk ay bir alt devremdeki sınıf arkadaşlarımla birlikte okuduk. Ama bu dönem için kurs aldığımız matematik hocasının, ısrarla benim kâğıdımın tekrar incelenmesi gerektiğini, kalınacak bir kâğıt yapmadığımı ifadesiyle idare mahkemesine müracaat ettik. İdare Mahkemesi’nin benim matematik kâğıdımın geçer bir not aldığını tespit etmesi üzerine mahkeme kararıyla Lise1’den Lise2’ye geçtim. Öğretmenler Kurulu özellikle bu tek dersler nedeniyle geçtiğimizde, dersin birini de kurul kararıyla geçirdi ve orada şöyle bir kayıt düşerek, “Bu öğrencinin Fen Şubesi’nde okuması kendisi için sıkıntılıdır. Edebiyat Şubesi’nde okuması tavsiye olunur.” dedi ve bizim hayatımızdaki en önemli basamaklardan biri de bu oldu. Ondan sonra edebiyat şubesinde son derece başarılı bir öğrencilik yaşadım, iftihar listelerine geçtim. Ve sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ni oldukça yüksek bir puanla kazanıp dört yılda da orayı bitirmeyi Cenabı Hak bize nasip etti. Demek ki biz diyoruz ki alın yazımız bu. Bizim avukat olarak bu işten ekmek yiyeceğimize dair ilk emareler okulu mahkemeye verip geçmekle oldu. Önce kendi hakkımızı aradık, sonrasında vekâlet ilişkisiyle, ücret almak suretiyle bize vekâlet veren insanların hak ve hukukunu Çankırı’da gözettik. Bugün ise Allaha şükürler olsun milletimize bedelsiz olarak vekillik ilişkisi yapıyoruz. Ve onlara hizmet etmekten de büyük onur ve keyif alıyoruz. -Çok başarılı bir geçmişiniz var. Ailenizden gelen bir başarı var daha doğrusu, babanızdan gelen bir başarı var ve devamında siz de bu başarıyı sürdürmüşsünüz. Bu başarı meclis çatısı altında nasıl devam edecek onu konuşmak istiyorum. Siz Çankırı’yı adım adım gezen, Çankırı’nın sokaklarında büyüyen, Çankırı’yı çok iyi bilen bir siyasetçi olarak şu an Ankara’da meclis çatısı altında hizmetin onayının geçtiği yerdesiniz. Burada neler yapacaksınız? Ben özellikle de şehrin gelişimi noktasında bütün bir vazifenin bir anlamda o şehirde yaşayan insanlara düştüğüne inanıyorum. Tabi bu vesileyle bu şehirde yaşayan bir birey olarak, onların temsilcileri ve meclisteki bir vekil olarak, özellikle birbirimizi sevmemiz gerektiğini, bir de beraberliğin sadece söylemde değil, eylemde de olması gerektiğini düşünenlerdenim. Zira eğer bir şehirde valisiyle, vekiliyle, belediye başkanıyla, siyasi partilerin il başkanlarıyla, sivil toplum örgütleriyle, üniversitesiyle bir birlik ve beraberlik yoksa o ildeki gelişme maalesef kısır oluyor. Ve geçmişten bugüne de Çankırı’mızdaki ve Orta Anadolu’muzun diğer vilayetlerindeki geri kalmanın özünde de özde birbirimizi sevmemek, birbirimizle bazı şeyleri paylaşmamanın yattığına inanıyorum. Bugün itibariyle ben, geçmişten bugüne Çankırı’ya hizmet etmiş olan bütün milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum. Ama özellikle son sekiz yıldır AK Parti çatısı altında, çok ciddi manada hizmetleri bulunan değerli milletvekillerimizi de burada özellikle ifade etmeden geçemeyeceğim. Çünkü bu bir bayrak yarışıdır. Bugün burada biz varız. Yarın bir başkası olabilir. Bu bilinç içerisinde olan insanlardanız. Çankırı’mızın sekiz yıl içerisinde Çerkeş başta olmak üzere Kurşunlu, Şabanözü ilçelerimizde ve Çankırı merkezde çok ciddi sanayi yatırımları gerçekleşti. Özellikle Kurşunlu’da Yıldızlar Holding tarafından yapılan seramik fabrikası Türkiye’nin en büyüğü olduğu gibi dünyanın da birinci veya ikinci büyüklük seramik fabrikası. Şu an itibariyle deneme üretimine yeni başladı. 1.760 kişi çalışmakta ve istihdam edilmekte. Ve önümüzdeki yılın sonu itibariyle burada çalışacak kişi sayısını 3.800 olarak belirleniyor. Aynı Yıldızlar Holding, Orta ilçemizde bir termik santralin temelini attı. Ve burada da yaklaşık binin üzerinde kişinin istihdam edileceği önümüzdeki süreç içerisinde görülecek. Çerkeş’de Türkiye’nin çok önemli bir markası olan Aytaç Et Entegre Tesislerimiz var. Tekstil yönünden, mobilya yönünden yatırımlar var. Asıl faaliyet alanı İzmit’te olan Özka Lastikleri Çerkeş’te bir yatırıma başlıyor. Bu yatırımla yaklaşık bin 500, iki 1000 kişi çalıştıracak Türkiye’nin belki Petlas’tan sonraki en önemli lastik üretimini burada gerçekleştirecek. Şabanözü ilçemizde Endemaş adı altında faaliyet gösteren bir fabrikamız söz konusu ve Türkiye’deki üretimi yapılan mutfak robotlarından küçük ev aletlerine kadar Arçelik’in, Arzum’un, Beko’nun tamamının üretimi Şabanözü’nde gerçekleşiyor. Şabanözü Organize Sanayi yüzde yüz doldu. Yine Patlayıcılar Organize Sanayi adı altında Şabanözü’nde bir Organize Sanayi Bölgemiz kuruldu ve bura da Türkiye’deki en büyük patlayıcı maddeleri üretim merkezi haline geldi. Bu meyanda da Çankırı’mızda da AK Parti iktidarı döneminde makine kimyaya çok daha farklı bir istihdam alanı yaratıldı. Makas fabrikası dediğimiz hızlı tren raylarını imal edecek olan fabrikanın da temeli referandumdan önce atılmıştı. Şu anda işçi alımına başlandı. Bir yıl içerisinde gerçekleştirilen hadiseler. ANKARA - ÇANKIRI ARASINA RAY-BÜS GELİYOR Tabi ki bunlarla birlikte, ben Çankırı’yı özellikle sanayiyle birlikte eğitim ve kültür şehri olarak da değerlendiriyorum. Çankırı’nın kalkınması, bir turizm ve kültürden, ikincisi ise mutlak surette eğitimden geçecektir. Yıllardır istenen ve Çankırı’nın her daim özellikle sloganlara taşınmış bir arzusu vardır “Ekmek istemiyoruz aş istemiyoruz üniversite istiyoruz!” Bu talebimiz Sayın Başbakanımız ve AK parti Hükümetlerince kabul gördü. İsmi de bir önceki milletvekilimiz Prof.Dr.Hikmet Özdemir Bey’in teklif ettiği şekliyle Çankırı Karatekin Üniversitesi konuldu. Ben inanıyorum ki Ankara’nın yanı başında bir saatlik mesafede ulaşım imkânlarına sahip olan bu üniversite, eğitim kadrosu açısından da oldukça zengin imkânlara sahip. Ankara’daki üniversitelerden çok rahatlıkla hocalarımızın gelip ders anlatabileceği şekilde, aynen Kırıkkale örneğinde olduğu gibi oldukça güzel bir altyapı kurmaya başladık. Tabi buna bu arzusunu ifade eden Çankırımızın esnafı, tüccarı ve orada yaşayanı bana göre tam olarak hazırlanamadı. Ve üniversite öğrencisi için lazım olan altyapıyı bu süre içerisinde sadece söylemdeki taleplerimizi eyleme dönüştürüp gerçekleştiremedik. Biraz olsun özellikle kampus alanında ve diğer bu tür hizmetlerin sağlanabilmesi adına fiziki yetersizliklerimiz var. Ama şu anda hummalı bir çalışma gerçekleştiriliyor. Uluözü diye bir mevkide oldukça güzel bir alanda son derece güzel nezih bir üniversite kampus alanı kuruluyor. Bu kampüsün içerisinde Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait bir ve üç kişilik odalara sahip bin kişilik bir yurdun inşallah önümüzdeki ay içerisinde temelini atacağız. Bu bir yıl içerisinde bitirilecek. Milli Eğitim Bakanlığımızca Rektörlük Binası yapıldı bitirildi. Ve üniversitemize aktarılan kaynaklarla da üniversite kampus alanı önümüzdeki yıl yüzde seksen itibariyle bitirilmiş olacak. Ve ben bunu çok önemsiyorum buradaki üniversitenin, Çankırı Karatekin Üniversitesi’nin Çankırı’yı bilimsel olarak geliştireceğine, Çankırı’nın kültürel ve sosyal yönden değişimine ve çağa uygun bir entegrasyona bağlanacağına ve yine Çankırı’nın yapısını kültürel yönden, demografik yönden değiştireceğine inanıyorum. Tabi ki bunlarla beraber de bu kadar güzel gelişmelerin olduğu yerde ekonomik gelişmeyi de yanı başında paralel olarak getireceğine inanıyorum. Ankara-Çankırı arasında demiryolu hattında bir iyileştirme çalışmamız var. Bu iyileştirme çalışmaları bittikten sonra da Çankırı-Ankara arasında Ray-Büs seferlerinin düzenlenmesini özellikle Devlet Demiryolları’ndan talep edeceğiz. Ve Ray-Büs seferleriyle öğrencilerimiz daha rahat Ankara-Çankırı arasında gidip gelebilecek. Yine Ak Parti iktidarı döneminde başlayan duble yol çalışması Çankırı-Ankara arası bitti. Kastamonu-Çankırı arasındaki çalışma da hemen hemen bitmek üzere. Bu meyanda Çankırı-Ankara arası sıcak asfalt ihalesi de gerçekleşti. Allah Nasip ederse önümüzdeki yıl Çankırı’yla Ankara arasında sıcak asfaltta yolculuk zevkine ve tadına inşallah Çankırılı hemşerilerimiz ulaşacaklar. Ve Aydınlıkevler kavşağından Çankırı’daki konutuna ve üniversitesine bir saatin içerisinde rahatlıkla gidip gelebilecekleri bir ortam oluşacak. ÇANKIRI’DAN HAVALANANLAR KONYA’YA İNİYOR Ayrıca Çankırı’mızda tarihi ve turistik mekânlarımızın fazlaca olduğunu ifade etmek istiyorum. Özellikle dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz ama turizm yönünden çok daha gelişmiş örnekleri olan Polonya’daki Krakov ve Azerbaycan’daki Nahcıvan Tuz mağaralarının çok daha büyüğü ve Hitit’lerden kalma devasa büyüklükte bir tuz mağaramız var. Burada özellikle astım, bronşit hastalarının tedavisi için sağlık merkezi ve üniteleri oluşturmak, yine görsel sanatların icra edilebileceği mekânlar ve galerileri oluşturabilecek fiziki şartlarımız mevcut. Şimdi burası 10 yıl önce, AK Parti iktidarından önce bir firmaya Tekel’in özelleştirilmesini müteakip kiralanmıştı. Önümüzdeki yılın eylül ayında bu kira sözleşmesi bitiyor. Bu tarihten sonra bu tuz mağarasını Enerji Bakanımız ve Maden İşleri Genel Müdürümüzle de görüştük. Özellikle Özel İdareye veya belediyeye tahsis edilmek suretiyle tam olarak turizme açılmasını isteyeceğiz. Ve bununla alakalı da üzerimize düşen sorumluluklar ve vecibeler neyse hepsini bir bir yerine getireceğiz. Bununla kalmıyor, Çankırı Belediye Başkanımızın özellikle son altı yedi yıldır Araştırma Merkezi, tarihi çamaşırhane, Simitçioğlu Medresesi, Asudiye Medresesi adı altında restore ettirdiği, bir kısmını da vakıfların restore ettiği bu güzel sanat eserlerini Ankara’nın yanı başındaki Çankırı’da ülkemizin turizmine sunduk. İnşallah yine bunları tamamlayacak olan Ilgaz Yıldıztepe’de bir telesiyej hattı kuruldu. Türkiye’nin en uzun kayma pisti inşallah Yıldıztepe’de bu sene hizmete giriyor. 4.700 metre uzunluğunda ve tamamen doğanın içerisinde harikulade bir ormanın içerisinde kayabileceğiniz ve oraya gittiğiniz zaman çoluğunuzla çocuğunuzla rahatlıkla konaklayabileceğiniz mekânlar, Çankırı Ilgaz Yıldıztepe’de turizm alanında inşallah milletimizin hizmetine sunuluyor. Tabi bununla paralel turizmi geliştirme adına Kurşunlu Çavundur kaplıcalarımız var. Tefe kürü diye tabir ettiğimiz Gerede-Tosya arasındaki ana yol üzerinde son derece güzel kükürt oranı da biraz yüksek olan ve şifa kaynağı bir kaplıcamız var. İnşallah o da yakın zamanda çok güzel bir el değişikliğiyle halkımıza iyi bir hizmet sunmaya başladı. Bayramören yamaç paraşütüyle dünyaya adını duyurdu. Biliyorsunuz ki ilk defa yamaç paraşütünde Türkiye ve Dünya Şampiyonası Bayramören’de gerçekleştirildi. Bayramören’den paraşütle havalanan sporcular Konya  Cihanbeyli’de iniş yaptılar. Çankırı’da havalananlar Konya’dan, Cihanbeyli’den Şerefli Koçhisar’dan toplanmak suretiyle oldukça güzel bir spor imkanını elde etmiş olduk. KIZILIRMAK VADİSİ’NDE SULANAMAYAN TOPRAK KALMAYACAK Bununla birlikte Çankırı,  Orta Höyük ve yer altı şehirleri tarihi açısından da oldukça önemli. Kızılırmağımızın üzerine AK parti iktidarı döneminde Pınarlı Regülatörü ve Hamzalı Barajı ihalesi gerçekleştirildi. Sulama işlemleri ihale edildi. Allah nasip ederse iki yıl içerisinde Kızılırmak Vadisi’nde sulanamayan hiçbir toprağımız kalmayacak. Ve yine son derece müteşekkiriz, Sayın Orman ve Su İşleri bakanımız Veysel Eroğlu Bey’e ve nezdinde Sayın Başbakanımıza. Yıllardır Çankırı’nın Şabanözü merkez köyleri ve Ankara Kalecik köylerini sulayacak olan bir Koyun Baba projemiz vardı. Bu proje yıllardır bizdeydi ama bir türlü gerçekleşemiyordu. Allaha şükürler olsun bugün sayın Başbakanımızın talimatları doğrultusunda ihalesi gerçekleştirildi. Bu havzanın tamamı inşallah sulanabilir arazi haline gelecek. Orada da ihalesi gerçekleştirilip firmaya yer teslimi yapıldı. Ve yine Çankırı Kurşunlu ilçesinde Devres Çayı üzerinde kurulması gereken bir barajımızda bu dönem içerisinde ihale edilecek. Oradan da Ilgaz’ın Kurşunlu’nun ve Tosya’nın pek çok köyü sulanabilir olacak. Bu hizmetler tamamı sekiz dokuz yıl içerisinde gerçekleştirilen hizmetler. -Özür dilerim, ben kabuğunu kıramamış dedim ama kabuğunu çatlatmış ve şu anda tam çıkma zamanına gelmiş yani… Şimdi şöyle ifade edeyim, tabi bir kısım şeylerde doğum sancıları çok fazla çekilir. Ama ben şunu özellikle ifade ediyorum ki Çankırı’daki doğum normal yoldan olacak. Yani sezaryen bir doğumu Çankırı hak etmiyor. Ülkemizdeki hiçbir anne de sezaryenle doğumu hak etmiyor. Asıl önemli ve güzel olan da acı çekerek, sıkıntılar çekerek belirli yerlere gelmek. Bu bağlamda özellikle Eldivan’daki bir değerli büyüğümüzü burada yad etmeden geçemeyeceğim. Biliyorsunuz Anadolu’muzun İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde çok önemli etkileri olan Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Murad-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli ve Şeyh Şaban-ı Veli hazretleri var. Bunlardan Hacı Murad-ı Veli Çankırı’mızın Eldivan ilçesi Seydi köyünde meftundur. Ve diğer üç zatı muhtereme göre gerçekten biraz garip kalmıştı. Son dönemde Kastamonu’daki Şeyh Şaban’ı Veli hazretlerinin türbesi Vakıflar tarafından restore edildi. Hacı Bayram-ı Veli ve Hacı Bektaş-ı Veli türbelerine de yine Vakıflarımızca sahip çıkıldı. Bu dönemde girişimlerimiz sonucunda Hacı Murad-ı Veli Külliyesi de aslına uygun ve o büyük zatın hizmetlerine yakışır bir şekilde inşa ediliyor. Allah nasip ederse Ankara’ya 45 dakika mesafede Esenboğa yolundan Eldivan’ın Bülbülpınarı ve Şahin Tepesi gibi mesire yerleri, üç tane göletimiz ve o alandaki mesire yerleriyle, inanç turizmine açacağımız Hacı Murad-ı Veli Külliyesi’yle, Ankara’nın hemen arkasında, emin olun Beypazarı’ndan, Kızılcahamam’dan daha yakın bir mesire alanı ve inanç turizminin gelişeceği bir alan olacak. Ben bunu çok önemsiyorum. Çünkü öncelikle biz Çankırılılar olarak, Hacı Murad-ı Veli’nin torunları olarak ona olan saygımızı ve hürmetimizi göstermiş olacağız. Ardından da Ankara’da yaşayan yaklaşık 300-350 bin Çankırılının bunu etrafındaki konusuna komşusuna tanıtması suretiyle  burada da turizmi gerçekleştirmiş olacağız. Ben Çankırı’nın inkişafını gelişmesini sanayiden daha çok birikimde ve turizmde görüyorum. Çünkü herkes sanayide büyüyecektir diye bir kaide yok. Çünkü sanayinin bittiği yerde değişik sıkıntılar da ortaya çıkabiliyor. Ama bugün itibariyle Çankırı Kalesi’nden tutun Çankırı’daki mesire alanlarının tamamında çok büyük değişim ve güzellikler var. İnşallah önümüzdeki süreç içerisinde bu güzellikleri Ankara’da yaşayan önce Çankırılı hemşerilerimize, akabinde 4-4,5 milyonluk Ankaralıya gösterebilmemiz halinde Çankırı’nın hiçbir sıkıntısının kalmayacağını özellikle ifade etmek istiyorum. KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ETRAFINA IŞIK SAÇACAK Eğitim yönünden oldukça geniş imkânlara sahibiz. Okullaşma yönünden bölgesindeki ilk Anadolu Lisesi’nin, ilk Fen Lisesi’nin açıldığı illerden birisi Çankırı. Ve emin olun Güzel Sanatlar Lisesi’nden tutun pek çok Tarım Meslek Lisesi’ne kadar her türlü imkânın olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Bunu taçlandıracak olan üniversitemiz de tüm hızıyla gelişiyor. Ben inanıyorum ki önümüzdeki süreçte Ankara’nın banliyösü niteliğindeki Çankırı’daki Karatekin Üniversitesi, en az bir Kırıkkale Üniversitesi kadar, bir Bolu’daki İzzet Baysal Üniversitesi kadar etrafına ciddi anlamda ışık saçacak ve oldukça yoğun bir öğrenciyi inşallah Çankırı’da biz bağrımızda misafir edeceğiz. Ben üniversite öğrencisini misafir olarak görüyorum. Onların orada karşılaşacakları güzellikler sayesinde bizim birer tanıtım elçimiz olarak yurdun her tarafına yayılacağını düşünüyorum. Geçmişte Astsubay Hazırlama Okulu vardı. Askeri öğrencinin çektiği sıkıntılar nedeniyle ister istemez bu öğrencilerimiz yurdun her tarafına dağıldığında Çankırı’yla alakalı belki olumlu birer elçilik yapamadılar. Ama ben inanıyorum ki Çankırı Üniversitesi’nden ayrılacak olan yurdumuzun değişik yerlerinden gelen öğrenciler Çankırı’nın tanıtımına çok ciddi katkıda bulunacak. Bu yüzden Çankırı’daki turizm alanlarının ortaya çıkartılması, ulaşım imkânlarının daha rahat bir şekle sokulabilmesi için milletvekili olarak Çankırı’ya çok ciddi anlamda çalışmalar yapmamız gerekiyor. Bu doğrultuda da yemin ettiğimiz günden önce var olan çalışmalarımızı yemin ettiğimiz günden sonra da daha farklı bir sorumluluk içerisinde yerine getirmeye gayret sarf ediyoruz. Çankırı’nın merkezini bir kalp gibi gördüğünüz takdirde kalbe bağlanan damarların tamamının açılması gerekiyor. Bu damarlar da ilçelerimizin Çankırı merkeze olan irtibatı. Bu irtibatı sağlayabilecek karayolları ağındaki bütün yollarda ciddi ve hummalı bir çalışma var. Sayın Bakanımız Binali Bey gerçekten Çankırı’ya ayrı bir hassasiyet ve önem veriyor. Ve bizim sıkıştığımız noktada bize büyük destek olmak suretiyle bu sıkıntılarımızı bir bir çözüyor. Ben inanıyorum ki Kurşunlu, Korgun, Çankırı arasındaki yolla, Kızılırmak Çankırı arasındaki yolda önümüzdeki bir iki yıl içerisinde, karayollarının önemli standartlarından biri olan A1 seviyesine yükseltilmek suretiyle ilçelerle Çankırı merkez arasındaki bağlantıyı da tamamen sağlamış olacağız. Diğer tüm ilçelerimizle olan bağlantı yolları tamamlandı. Bu iki ilçenin Çankırı’ya bağlanması durumu söz konusu. İnşallah onlar da bizlere nasip olacak diye düşünüyorum. Efendim çok teşekkür ediyorum. Normalde, tüm milletvekillerimizle 20-25 dakika sürüyor söyleşilerimiz. Sizinle neredeyse 40 dakikayı devirdik. Yeni yasama yılında TBMM’nin anayasa, terör, dünyadaki ekonomik kriz gibi çok yoğun gündemleri var. Meclis çalışmalarıyla ilgili son olarak vermek istediğiniz bir mesaj varsa onu da alabiliriz. MİLLET ANAYASA İÇİN UZLAŞI İSTİYOR Ben özellikle kendimi tanıtırken tabi ki şu anda meclisteki hangi komisyonda olduğumu ve partideki görevimi ifade etmedim. Ben şu anda Anayasa Komisyonu’nun bir üyesiyim. Ve Seçim İşleri Başkan Yardımcılığı, Genel Merkez’de de bu konuları ifa ediyoruz. Ben inanıyorum ki bu iki görevde Çankırı insanına layık bir şekilde onları temsil edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Ben Anayasa’yı çok önemsiyorum, yeni bir Anayasa’yı çok çok önemsiyorum. Çünkü Anayasa’nın içeriği mutlaka doldurulacaktır ama şekil itibariyle sivil iradenin ürünü olması çok önemli. İlk defa sivil iradenin tam olarak konsensüsünün sağlandığı ve tamamen hiçbir etki altında kalmadan, milletin gerçek iradesinin yazılı bir metne sokulacağı an bu an. Ve bu noktada da milletimiz tek başına AK parti’ye Anayasayı değiştirme yetkisi vermedi. Milletin terazisine çok iyi güvenmek lazım. Tek başına AK Parti’ye bu yetkiyi vermeyerek muhalefetle uzlaşma kültürünün gelişmesine ve “uzlaşın” diye bir talimatı var milletimizin. Bu talimata kimse duyarsız kalmamalı. Diğer partilerin tamamını seçim öncesinde Anayasa değişikliğini önemli bir gündem maddesini vatandaşa sundu. Bu millet artık bu parlamentodan 1982 Anayasası’nın, militarist bir ruhla yapılan bu Anayasa’nın kaldırılarak sivil iradenin ürünü bir Anayasa yapılmasını talep ediyor. Ve inşallah ben umuyorum ki bu bu dönemDE gerçekleşecek. Sonuç itibariyle ne olursa olsun bu ülkede farklılıklarımızı bir güzellik olarak kabul edip bir potada eritmemiz gerekiyor. Ve ben meclis çatısı altında çözülemeyecek hiçbir sorunun olmadığını düşünüyorum. Çünkü uzlaşmak bir sanattır. Ve uzlaşı kültürünü geliştirdiğimiz ölçüde bu memlekette çok daha farklı noktalara Türkiye’nin gelebileceğine inanıyorum. Ve özellikle şu hususun da bilinmesini istiyorum. Türkiye’nin şu anda en önemli meselelerinden birisi terör meselesidir. Bu terör de tamamen dış kaynaklıdır. Baro Başkanlığı yaptığım dönem içerisinde Şırnak, Urfa ve Diyarbakır başta olmak üzere Bölge Barolarının katıldığı pek çok toplantıya katıldım. Oradaki insanımızın şu anda görüntüde olan, vitrinde olan kişilerle aynı düşünmediğini çok net olarak biliyorum. Bu coğrafya içerisinde bir ve beraber olduğumuz takdirde, içerdeki sorunlarımızı halletmemiz halinde dışarıda çok daha itibarlı bir Türkiye’nin olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Kimse kendi evladının bayram günü yırtık pırtık elbiselerle bayram gezmesini istemeyeceği gibi dış dünyaya bakan yönümüzle Türkiye’nin mutlak surette çok güçlü bir görüntü verebilmesinin ön koşulu da içindeki birlik ve dirliği tam olarak sağlamış olmasıdır. Batı dünyasına baktığımız zaman hepsinde ekonomik bir kriz var ama Türkiye elhamdülillah ekonomik olarak son derece sağlam temellere oturmuş durumda. Yaklaşık  3 yıl önce bir Çin ziyaretim olmuştu, ticari anlamda bir ziyaretti. Orada da gördüğüm hadiseyi söyleyeyim; bugün dünyada Amerika’nın karşısındaki en önemli güç Çin. O da üretime ve istihdama yönelik yatırımlar yapılması nedeniyle. Bu önümüzdeki süreç içerisinde, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar olan bu bağlantılı topraklar üzerinde Osmanlı’nın mirasını ve onun aktörlüğünü paylaşan Türkiye’nin yeniden uyanması halinde de bu gücün Türkiye olacağına benim inancım sonsuz.   Bu vesileyle ben özellikle Çankırı’yı uzak çağların yakın kenti olarak değerlendiriyorum. Hitit’lere dayanan bir tarihi var. Taş Mescidi’yle, tuz mağarasıyla, inandık vazosuyla, tarihi coğrafi güzellikleriyle Ankara’ya yakın bir şehir. Ben inanıyorum ki demin de ifade ettiğim üzere kabuğunu artık kırmıştır. Bundan sonraki süreç içerisinde Ankara’ya yakın olmanın dezavantajını değil, kurulan yeni ve çağdaş üniversitesiyle bunun olumlu yanlarını, avantajlarını yaşayacaktır diyorum. Ve bütün seçmenlerimize, bütün halkımıza selam ve saygılarımı sunuyorum. MİLLETVEKİLLERİ KONUŞUYOR DİZİSİNİN DİĞER RÖPORTAJLARI ANKARA MİLLETVEKİLİ CEMİL CİCEK - OKUMAK İÇİN TIKLAYIN KIRIKKALE MİLLETVEKİLİ OGUZ KAGAN KOKSAL - OKUMAK İÇİN TIKLAYIN ANKARA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA ERDEM - OKUMAK İÇİN TIKLAYIN ANKARA MİLLETVEKİLİ TULAY SELAMOGLU - OKUMAK İÇİN TIKLAYIN MANİSA MİLLETVEKİLİ SELCUK OZDAG - OKUMAK İÇİN TIKLAYIN KIRSEHIR MİLLETVEKİLİ ABDULLAH CALISKAN - OKUMAK İÇİN TIKLAYIN -    

Bu haber toplam 366 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.