1. HABERLER

  2. SPOR

  3. “Mustafam…” (2) (Bir Öykü)- Burcu Muynak
“Mustafam…” (2)  (Bir Öykü)- Burcu Muynak

“Mustafam…” (2) (Bir Öykü)- Burcu Muynak

      Hasan emmi, arka cebinden çıkardığı çakı ile göbek bağını kesti. İlk çocuğu doğduğunda onlar da yoldaydı karısıyla. Ebe çocuğu doğurturken...

A+A-

bbb

      Hasan emmi, arka cebinden çıkardığı çakı ile göbek bağını kesti. İlk çocuğu doğduğunda onlar da yoldaydı karısıyla. Ebe çocuğu doğurturken görmüştü. Nereden bilirdi bir gün göbek bağı keseceğini… Minik oğlan kesik kesik ağlıyordu. Soğuktan yüzü morarmıştı. Mehmet göğsüne bastırdı oğlunu. Hasan, baygın halde yatan Nazifeyi sırtına aldı. Mehmet yavrusu kucağında arkasına düştü amcasının.   Kasabaya çok az kalmıştı. İlerdeki düzlüğün ardındaydı kasaba. Hasan emminin kaşları üzerine birikmişti karlar. İncecik Nazife baygın olduğundan ve ıslak battaniyelerin yüzünden çok ağırlaşmıştı. Hasan emmi var gücüyle yürüyordu karların içinde.   Mehmet ağlayan oğlunun yüzüne bakıyordu. Sanki delirmiş gibiydi. Tuhaf bir tebessümle adımlarını atıyordu… Kasabanın girişinde eski bir araba bu iki adamla kadını sağlık ocağına götürdü. Nazife’yi bir yatağa yatırdılar. Battaniyenin kahverengisi ala dönmüştü. Örgülü saçlarında karlar vardı.   Yazması gibi kıpkırmızı idi soğuktan yanan elma yanakları… Yay gibi kaşlarına baktı hemşire. Hafif aralık gözlerine elini değdirdi. Nazife’nin açık kalan ufacık ağzına baktı. “Ne güzel kızmış, yazık!” dedi… Mehmet oğlunu başka bir hemşireye vermişti. Minik oğlanı bir güzel yıkadılar. Sıcağın içinde mayışan çocuk sağlık ocağındaki beyaz çarşaflardan kesilen bir parçaya sarıldı önce.   Doktorun karısı da yeni doğum yapmıştı. Doktor Ahmet, kendi oğluna aldığı bir zıbın takımı bu yavruya giydirdi. Mehmet Nazife’nin yattığı odaya girdi. Hemşire öylece duruyordu yatağın ucunda. Başını çevirdi. Gözleri nemliydi. “Hemşire hanım karım nasıl? Nazifem nasıl?” Hemşire o an dünyanın durduğunu hissetti. Dudakları titredi. Avuçlarını sıktı. Hızlı hızlı nefes almaya başladı. “Karın çok kan kaybetmiş. Allah sana ve çocuğuna uzun ömür versin.” dedi. Mehmet yine o tuhaf gülümseme ile odadan dışarı çıktı. Hemşire Mehmet’in bu talihsiz ölümü olgunlukla karşıladığına sevinmiş sanki üzerinden koca bir yük kalkmıştı. Derin bir nefes alarak cansız yatan genç kadının üzerini örttü. Birden Mehmet çığlıklarla içeriye girdi.   Beyaz örtüyü karısının üzerinden çekti. Nazife’nin başını göğsüne yasladı. Bir eli yere doğru sallanıyordu. Ufak ağzından hala sıcaklık geliyordu. Örgülü saçları çenesinin altına düşmüştü. Mehmet bağrını koparırcasına haykırıyordu. Odanın tuğlalarına işlendi bu acı. Hasan emmi, yere oturdu. Bir sigara yaktı. Yüzündeki çizgilerden sızdı yaşları. Doktor Ahmet beyaz önlüğünün cebinden çıkardığı mendile sığındı. Hemşire, ne yapacağını bilemeden bakıyordu bu acılı adama… Mehmet karısının yazmasını açtı. Islak saçlarına dokundu… Minik oğlan anasının yok oluşunu hissetmiş gibi ağlıyordu acı acı… Tam 18 yıl geçmişti bu günün ardından. Mustafa kocaman bir delikanlı oluvermişti. Anasının koca yeşil gözleri onda can bulmuştu. Asker çağı gelmişti. Babasının ona doğarken taktığı muskaya baktı aynadan. Tam o sırada babası Mehmet içeri girdi. “Ah oğlum anan da göreydi şu halini. Tıpkı onun gibi gözlerin. Kokun. Ah Nazifem ah.” “Babam, canım babam. Üzülme ne olur. Kader ne yapalım. Allah’ın dediği olur. Bak ben askere gideceğim. Aklım sende kalacak. “ “Kalmasın oğul. Sen hayırlısı ile dön gel de. Ama sakın ha o muskayı çıkarma boynundan. Ben çıkardıydım anan öldü. Kurban olam sen hiç çıkarma oğlum.” Mustafa, köy meydanına geldi. Davullar zurnalar çalıyordu. O dönem köyden tam 12 genç askere gidiyordu. Yemekler yapıldı, kınalar yakıldı. Dualar edildi. Mustafa, babasının elini öptü. Yemyeşil gözleri ile babasına baktı. Sımsıkı sarıldı. Sonra Hasan emmisinin elini öptü.   Hasan emmi artık iyice yaşlanmıştı. Yüzündeki çizgiler daha da çukurlaşmıştı. Mustafa’nın sırtına vurdu. Alnından öptü. Bir otobüse doldu 12 genç. Arka sırada cama dayadı Mustafa yüzünü. Yeşil gözleri ile baktı babasına. Mehmet içinde derin bir sızı ile el salladı. Yüzünde yine o tuhaf gülümseme ile…                                                                                          devam edecek…      
Bu haber toplam 195 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.