1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Mücevheratta Mıhlayıcılık Teknikleri Sempozyumu başladı
Mücevheratta Mıhlayıcılık Teknikleri Sempozyumu başladı

Mücevheratta Mıhlayıcılık Teknikleri Sempozyumu başladı

Gazi Üniversitesi Beypazarı Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen “Mücevheratta Mıhlayıcılık Teknikleri Sempozyum ve Çalıştayı”nın...

A+A-
Gazi Üniversitesi Beypazarı Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen “Mücevheratta Mıhlayıcılık Teknikleri Sempozyum ve Çalıştayı”nın açılışı Mimar Kemaleddin Salonu’nda gerçekleştirildi. Organizasyon kapsamında akademik dünya ile mücevher sanatının önemli ustaları bir araya geldi. Çalıştay kısmı 21-27 Kasım 2011 tarihleri arasında Beypazarı’nda BTB MYO Kuyumculuk Atölyeleri’nde devam edecek olan organizasyonun ilk gününde oturum başkanlığını Prof. Dr. M. Yılmaz Savaşçı yaptı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmasını Beypazarı Meslek Yüksek Okulu Müdürü Can Şahin yaptı. Şahin, çalıştayın Türkiye’de bir ilk olduğunu, insanlık tarihi kadar eski olan mücevherat sanatının incelikleri üzerine akademik dünya ile mücevher sanatının önemli ustalarını bu vesileyle bir araya getirdiklerini söyledi. Sert taşın yumuşak taşa mıhlandığını, önce balmumuyla birbirine tutturulan taşların asetat kalemiyle çizilen şablonu üzerinde eserin meydana getirildiğine değinen Can, Fon-Figür ilişkisi denilen ve her iki materyalin de taş olduğu mıhlama tekniklerine örnekler gösterdi. Can Şahin’in konuşmasının ardından Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Duran Altıparmak kendisine teşekkür ederek plaket ve çiçek verdi.   ‘MÜCEVHERİ TAKIDAN AYIRAN ŞEY USTALIKTIR’ Daha sonra kürsüye gelen Kültür Bakanlığı Sanatçısı Viktor Öcal da bu sempozyum vesilesiyle akademi dünyasına ilk kitabı hediye ettiklerini söyledi. 3 gün ara vermeden yoğun bir hazırlık dönemi geçirdiklerini söyleyen Viktor Öcal “Bu sempozyum ve bu kitap Gazi Üniversitesi’ne hediyemizdir” dedi. Halk arasında yer alan “foyası çıkmak” deyimini hatırlatan Öcal, foyanın, değerli taşın ışığını daha iyi yansıtabilmek için taşın arkasına yerleştirilen kurşun karışımı bir malzeme olduğunu ve taşın kendisinden değil de arkasındaki foyadan yansıyan ışığın mücevhere değer kattığını belirtti. Sadekar ustalarının çok iyi yetiştikten sonra mıhlamacılık yapabileceklerini belirten Viktor Öcal’ın kuzeni Rober Namlı’nın da usta bir mıhlama sanatçısı olduğu dile getirildi. Victor Öcal, kültüre katkı sağlamak adına, Kapadokya’daki bir müzeye 10 ayrı teknikle çalışıp ürettiği mücevherleri bağışlayacağını belirtti. Mücevheri takıdan ayıran şey ustadır diyen Öcal bu sanatın en iyilerinden birisi Mert Melukyan’dır diyerek onun çalışmalarına hayran olduğunu dile getirdi. Daha sonra Karat Mücevherat’ın sahibi Atilla Anlı’da Viktor Öcal’a günün anısına bir plaket takdim etti. ‘SEKTÖRDE FAZLA SANATKÂRIMIZ YOK’ Karat Mücevherat sahibi Atilla Anlı da “Mıhlamacılık sanattır, herkesin yapabileceği bir şey değildir. Sektörde fazla mıhlayıcı sanatkârımız yok. Her mıhlama taşının ayrı bir özelliği vardır. Bunlar ustaların ellerinde hayat bulurlar” diyerek sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Atilla Anlı’ya da Prof.Dr. Hasan Pekmezci bir plaket takdim etti.     Bilim ve Danışma Kurulu üyesi Altan Türe’de kendisinin Arkeolog olduğunu belirterek kuyumculuğun ne zaman ve nerede başladığını anlatan bir sunum yaptı ve takının ilk manevi inançlarla birlikte geliştiğini dile getirdi. Altan Türe, taşı yüksekte tutacak bir tırnağa ihtiyaç olduğunu, böylece taşın daha fazla ışık almasının sağlandığını ve bu iş için en uygun metalin de platin olduğunu belirtti.     Gazi Üniversitesi Rektör Vekili Duran Altıparmak’da yaptığı konuşmada taş ve metal işleme konusunda 1997-1998 yıllarında kuyumcularla işbirliğine gittiklerini fakat o dönemde verimli bir sonuç elde edemediklerini belirtti. “Şimdi beşinci seviye olarak tanımladığımız Meslek Yüksek Okullarımızda bu konuyla ilgili daha detaylı çalışmalar yapıyoruz” diyen Altıparmak, ülkemizde 500’ün üzerinde meslek yüksek okulu olmasına rağmen çoğunun belirli standartların altında olduğunu dile getirdi.   Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Serpil Özer’de “benim ustam” dediği Rober Namlı ve kullandığı teknikler üzerine bir araştırmayı katılımcılara sundu.         21-27 Kasım 2011 tarihlerinde Beypazarı Meslek Yüksekokulu’nda gerçekleştirilecek çalıştayda, mıhlayıcı ustaları Zişan Artenoğlu, Alex Kalpakçıyan, Marsel Kocabay ve Herman Karakaşlı çalışmalarından örnekler sergileyecekler.         Afiş                 (Necdet Gürsoy)
Bu haber toplam 382 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.