1. YAZARLAR

  2. UĞUR BÖCEĞİ

  3. Mor ışık 1
UĞUR BÖCEĞİ

UĞUR BÖCEĞİ

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Mor ışık 1

A+A-

Efe oturduğu yerden ayağa fırladı ve ağabeyine bakarak;

Efe – Ağabey hani bana söz vermiştin. Seni Erciyes’e götüreceğim diye. Neredeyse bir sene oldu hâlâ gideceğiz.

Paşa sevgi dolu bakışlarıyla kardeşine;

Paşa – Tamam götüreceğim; kardeşim. Biraz sabret havalar iyi olsun. O zaman gideriz.

Efe abisine serzenişte bulunarak;

Efe - Hiç öyle olur mu? Ağabey ya! Esas bu karlı havada Erciyes’e çıkılır.

Paşa – Karlar erisin. Söz seni Erciyes’e götüreceğim.

Efe’nin morali iyice bozulmuştu.

Efe – Yazın ben Erciyes’te ne yapayım ağabey; o zaman bende seninle gitmeyeceğim. Bak gör işte!

Dedi ve arkasını döndü. Daha birkaç saniye geçmeden, tekrar abisine doğru dönerek yalvarır bir vaziyette! Hafifçe abisinin ayaklarına kapanarak;

Efe - Ne olur, hadi gidelim. Ağabey lütfen.

Paşa başını öteye beriye salladı. Bu arada, birazda düşündü. Kardeşinin haklı olduğuna karar verdi. Elleri ile de onu oturduğu yerden kaldırarak.

Paşa – Tamam be Efe, yarın gidiyoruz. Bütün hazırlıklarını yap. Arabaya ne alınması gerekliyse hepsini al. Tamam mı?

Efe o kadar sevinmişti ki! Ağabeyini kucakladı. Havaya kaldırdı. Sonrada yaşasın diye bağırdı.

Paşa kardeşinin bu denli mutlu olacağını düşünmemişti. Sonra ona gülümsedi ve

Paşa - Tamam hadi bırak beni. Kocaman delikanlısın. Çocuk gibi davranıyorsun. Ben vazgeçmeden hazırlıklarını yap. Her şey hazır olmazsa vazgeçerim bak; deyince.

Efe – Sen gidelim dedin ya! Her bir şeyi tamam ederim. Sen merak etme abim benim.

Efe bunun üzerine güle oynaya hemen hazırlıklara başladı. Her şeyi özene, bezene hazırlamıştı. Ertesi günün heyecanını şimdiden duyuyordu. Zinde olmak içinde, erkenden yattı.   Ve sabah 6 olduğunda, çalar saatin zili çalınca. Abisinin odasına apar topar giderek; heyecanlı, heyecanlı

Efe – Ağabey kalk saat 6 oldu bir an önce çıkalım. Dedi.

Paşa kardeşinin haline bakınca; onun heyecanını gördü. Tamam; kalktım deyip, hemen ayağa fırladı. Sonra hazırlandılar. Kahvaltılarını ederken içi içine sığmıyordu Efe’nin.  Kahvaltılarını ettikten sonra da; yola koyuldular.

Zaten kendileri Kayseri’de oturdukları için Erciyes’e gitmek, onlar için zor olmayacaktı. Hava o gün çok yumuşaktı ama bir gün önce yağan karın etkisiyle evlerin çatısı karlıydı; tabi ki! Erciyes’teki karlar daha yoğun olacağını bildiklerinden, dolayı da, üzerlerini sıkıca giyinmişlerdi. İki kardeş arabada giderken sohbet edip, gülüşüyorlardı.

Paşa tıp fakültesinin 5. Sınıfında okuyor. Efe ise lise son sınıfta okuyan başarılı bir öğrenciydi. Efe abisinin aksine mühendis olmak istiyordu. Kendi çapında küçük buluşlarla uğraşan bir yapısı vardı.  Farklı alanlara ilgileri olmasına rağmen; ikisi de birbiriyle inanılmaz derece anlaşıyorlardı.

Erciyes’e arabayla çıkarken arazide karlar o kadar yoğunlaşmıştı ki! Kar yağmıyordu ama arazide çok kar vardı. Erciyes’in yollarında problem gözükmüyordu. Ancak bir müddet sonra önlerinde, Karayollarının çalışan arabalarını gördüler.  Arabayı Efe kullanıyordu. Efe ehliyetini yeni almış, kendini ağabeyine göstermek istiyordu. Paşa zaten onun arabayı iyi kullandığını biliyordu. Ancak yine de, gözü Efe’nin üzerindeydi. Zirveye doğru kar savurma makinesinin arkasından ilerlerken, Efe öndeki aracı geçmek istedi. Ancak ağabeyi, hemen Efeyi uyardı.

Paşa - Geçme önde kar çok olabilir. Arabamız yolun ortasında kalır. Hem çalışanlara engel oluruz. Hem de herhangi bir kazaya sebebiyet verebiliriz. Yavaş, yavaş arkasından takip e

Bu yazı toplam 269 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.