1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. MKE 25 bin kişiyi çalıştırır
MKE 25 bin kişiyi çalıştırır

MKE 25 bin kişiyi çalıştırır

Kırıkkale Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Oğuz Kağan Köksal MKE Kurumunun patronajlığında oluşturulacak yan sanayilerde 25 bin kişinin...

A+A-
Kırıkkale Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Oğuz Kağan Köksal MKE Kurumunun patronajlığında oluşturulacak yan sanayilerde 25 bin kişinin çalışabileceğini söyledi. MKE’NİN MÜŞTERİSİYDİM, YAPISINI İNCELEDİM İL gazetesi Genel yayın Müdürü İbrahim Gökdemir’in “Milletvekilleri Konuşuyor” röportajlar serisinin bugünkü konuğu olan Oğuz Kağan Köksal, MKE Fabrikaları için önemli projelere sahip olduklarını ifade ederken, çalışmaların devam ettiğini kaydetti. Köksal, Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde müşterisi olduğu MKE Fabrikalarını yakından tanıma imkanına sahip olduğunu ifade ederken, kurumun bugün kendi yağıyla kavrulan bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekti. ESKİSİ GİBİ OLSUN İSTENİRSE İFLAS EDER Kırıkkaleliler arasında MKE Fabrikalarında yıllar önce 20 bin kişinin çalışmasına nazaran bugün itibariyle 3 bin kişinin çalıştığının eleştirilerek konuşulduğunu belirten Oğuz Kağan Köksal, “Kırıkkaleliler 17 bin kişinin tekrar MKE fabrikalarına alınmasını arzu ediyor. 17 bin kişiyi MKE bünyesine aldığınız zaman kurum 6 ay sonra iflas bayrağını çeker. Bunun yerine MKE Kurumunun patronajlığında Kırıkkale’ye yan sanayi fabrikalarının kurulmasını hedefliyoruz. Böylelikle, değil 17 bin kişi 25 bin kişiyi MKE çalıştırmış olur” dedi. 38 YILLIK MEMURİYETİNDE 24 YIL VALİLİK YAPTI Oğuz Kağan Köksal, röportaj esnasında özel hayatına dair önemli açıklamalarda da bulundu. 38 yıllık memuriyet hayatının 24 yılını çeşitli illerde Valilik yaparak geçirdiğini hatırlatan Oğuz Kağan Köksal, Emniyet Genel Müdürlüğü görevini “şerefli ancak bir o kadar da ağır bir görevdi” diye tanımladı. Köksal “ Sorumluluğu çoktu. Evet şerefli bir görevdi ama çok sorumluluk isteyen, gece gündüz demeden böyle gayret isteyen bir görevdi. Gayretin ötesinde, her an ne olacağı belli olmayan ve her an tedirgin durduğunuz bir görev. Çünkü bir anda bir telefon geliyordu ‘bilmem nerede bir şeyler olmuş’ işte onu çözün.” İşte İbrahim Gökdemir’in Oğuz Kağan Köksal ile yaptığı röportaj -Yıllardır valilik yaptınız, Emniyet Genel Müdürlüğü yaptınız, şimdide milletvekilisiniz. Sadece bulunduğunuz bölgede değil Türkiye genelinde tanınan birisiniz. Hayat hikayenizin bilinmeyen yönlerinden biraz bahseder misiniz? SİYASİ HAYATIMLA MEMURİYET ARASINDA 30 YIL FARK VAR Evet, ben öncelikle teşekkür ediyorum. Böyle bir röportaj vasıtasıyla okurlarımıza da kendimizi tanıtma imkanı bulduğumuz için de ayrıca teşekkür ediyorum. Tabi siz de söylediniz uzunca bir süre benim memuriyet hayatım var. 38 sene memuriyet hayatım.  İstifadan bugüne kadar sayarsak da 8 aylık da siyasi hayatım var. Demek ki siyasi hayatımla memuriyet hayatım arasında 30 yıl kadar fark var. Tabi bu 30 yılda çeşitli yerlerde görev yaptım, önce mesleğe Maliye Bakanlığı’nda denetim elemanı olarak başladım ki Siyasal’ın maliye bölümü mezunuyum. 24 YIL VALİLİK HAYATIM OLDU 4 yıl sonra tekrar Kaymakamlığa geçiş, ilçelerde Kaymakamlık, en sonunda Gaziantep’de Vali Yardımcılığı, oradan da önce Gaziantep Vali Vekilliği, sonradan da Tekirdağ Valiliği’ne asaleten atanarak Valilik sürecim başladı. Valilik sürecinde Tekirdağ Valiliği, peşinden Malatya Valiliği, Denizli Valiliği, Adana Valiliği, Bursa Valiliği, İzmir Valiliği gibi valilikleri sırasıyla yaparak geldim. En son İzmir Valiliğinden de Emniyet Genel Müdürlüğü’ne atandım. Dört yıl da Emniyet Genel Müdürlüğü yaptım. Yani şöyle bakarsak 1987’nin Temmuz’unda vekaleten başladığım Valilik sürecim ki Emniyet Genel Müdürlüğüde Valilik kadrosundadır biliyorsunuz, 8 Mart 2011’de de sonlandırmış oldum. Yani epeyce bir süre, 24 seneye yakın bir valilik süreci geçti. Az önce saydığım illerde bu süreci tamamladıktan sonra da Kırıkkale Milletvekili adayı olarak, önce aday adayı olarak AK Parti’den müracaat ettik, sonra partimiz tarafından aday gösterildik. Adaylığın sonunda da vatandaşlarımızın da teveccühüyle Milletvekili seçildik. Milletvekili seçilip buraya geldikten sonra da Sayın Başbakanımızın direktifiyle önce Milli Savunma Komisyonu Üyesi sonra da Milli Savunma Komisyonu Başkanı oldum. Bu şekilde bir tarafta siyasetçi milletvekili olarak bir taraftan da komisyon başkanı olarak elimizden gelen hizmeti ülkemize ve ilimize yapma gayreti içerisindeyiz. -Çok sayıda ünvana sahipsiniz size hangi unvanla hitap edeceğimizi inanın bilemiyoruz. Bu konuda sizi tebrik ediyoruz. Mütevazi bir aile yapısına sahipsiniz, Kırıkkale’de aileniz yaşıyor. Anneniz vefatından önce Kırıkkale’deydi, babanız orada. Bize çocukluk hayatınızdan kısaca bahsederseniz Geriye döndüğünüz zaman geçmiş çok uzun ama şöyle söyleyeyim, tabi liseye kadar Kırıkkale’de okuduk, liseyi dahil. Liseyi bitirdikten sonra dışarı Ankara’ya gittik. -Lise denilince, Siz Kırıkkale Lisesinde okudunuz, sizin döneminizde Kırıkkale Lisesinin de bir özelliği var bildiğimiz kadarıyla, bunu sizden dinleyebilir miyiz? BİZİM DÖNEMİMİZİN KIRIKKALE LİSESİ TÜRKİYE 4.SÜ OLMUŞTU Evet bizim dönemimizdeki Kırıkkale Lisesi Türkiye dördüncüsü olmuştu. Benimle mezun olan öğrencilerin hemen hemen tamamı üniversiteye girdi hem de iyi yerlere güzel üniversitelere girdiler ve sonunda hepsi mesleklerinde de iyi yerlere geldiler. Başarılı bir nesil o. Bizim, bizden sonraki nesil, iki üç dönem Kırıkkale Lisesi’nin gerçekten altın çağının yaşandığı bir dönemdi yani. Herkes kendi branşında, kendi alanlarında hep iyi yerlere geldiler. -Şöyle geriye dönüp baktığınız da çok çile çektiğiniz sıkıntılar yaşadığınız durumlar var mı? BURSLARLA EĞİTİMİMİZİ TAMAMLADIK Şöyle söyleyeyim çile çekmiş dersek yanlış olur. Yani o kadar değil ama bizim dönemimiz bizim neslimiz diyeceğim aslında o nesil durumu iyi olan da kötü olan da yani çok farklı bir nesil değildi. Herkes aşağı yukarı aynı şartlarda yaşamıştı. Biz memur çocuğuyuz öyle geçirdik. İşte üniversiteye gelince, zaten benim maliyeci olmamın sebeplerinden birisi de Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne  ilk 20’nin içinde girdiğim için, Maliye Bakanlığı burs veriyordu, burslu okumak için maliyeci olduk. Memur çocuğu olarak bir taraftan babamızın mütevazı bütçesinden ayırdığı para, bir taraftan da kendi aldığımız karşılıksız devlet bursuyla okuduk hayatımızı öyle tamamladık. Bizim dönemimizde Kırıkkale yani o zamanki Kırıkkale şöyle 40 bin, 35 bin nüfuslu filandı Kırıkkale, herkes birbirini tanır. İyi bir Kırıkkale, bir ahenk içerisinde olan ve böyle çok sevdiğimiz. Demek ki memuriyete gitmeden önce de o talebelik hayatımız çok hoşumuza gitti ki, gitsek de Kırıkkale’den kopmadık. Her fırsatta geldim, sizin de söylediğiniz gibi annem babam oradaydı. Annem rahmetli oldu, babam hala orada. Valiliklerde de bayramlarda mutlaka gelmeye çalıştık. Boş zamanlarda gelmeye çalıştık. Yani Kırıkkale insanıyla kopmadık, onlar gittiğimiz her yerde bizi aradılar, ilişkilerimiz devam etti. O nedenle seçim propagandası sırasında bunun çok faydasını gördük. Yani her gittiğimiz yerde insanlar bizi kucakladı. O bakımdan da gerçekten milletvekili olmak, bir yerlere gelmişsiniz, milletvekili olmuşsunuz belki onlar insan hayatında önemli şeyler ama beni seçim propagandasında her gittiğim yerde vatandaşın kucaklaması benim için ayrı bir keyif verdi, ayrı bir zevk verdi. Demek ki dedim insanlarımız az çok da olsa yapılan hiçbir şeyi unutmuyor, takdir ediyor. O bakımdan da ben özellikle Kırıkkale halkına bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum, seçimde gösterdikleri teveccühten dolayı. -Ben siyaseti masanın öbür tarafı, bürokrasiyi de masanın bu tarafı olarak görüyorum. Siz her iki tarafını gördünüz. Hangisi ağırlıkta hangisi zorlukta SİYASETÇİYKEN VATANDAŞA ODAKLANIYOR Yani şimdi benim biraz farklı, şimdi evet siyaset bir taraf, bürokrasi bir taraf. Şimdi bürokrasinin bir tarafı ki özellikle kaymakamlık ve valilikte geçen süre tam bürokratlık olmadı zaten. Orada insan ilişkileri, vatandaş ilişkileri, biraz o işte her vali, her kaymakam belli ölçüde biraz siyasetçidir zaten. Yani siyaset derken insan idaresi noktasındaki bölümünde biraz siyasetçidir. Parti veya partiler noktasında demiyorum ama insan idaresi, insan ilişkileri noktasında biraz siyasetçidir. Onun için de zaten buraya geldiğimde de dedim yani netice itibariyle şu masanın üzerinde bir sürü notlarım var bakın. Bunlardan genel müdürken de geliyordu bana, hemşerilerimiz getiriyordu. Elimizden geldiği kadar yapmaya çalışıyorduk. Tabi arada biraz fark var, yani genel müdürken yaptığımız zaman “ya sağ olsun bizim işleri takip ediyor” deniyor. Siyasetçiyken bunu biraz mecbur hissediyorsunuz. Yani “yapmak zorundasın” diyor, “ben oy verdim” diyor. Verdi mi vermedi mi? Onu da bilemem de ama öyle bir anlayış var. O noktadan baktığımızda tabi benim görevlerim biraz ağır görevlerdi. Belki valilikler, büyük valiliklerde bulundum ama en son Emniyet Genel Müdürlüğü ki Türkiye’nin oldukça hassas bir döneminde Emniyet Genel Müdürlüğü yaptım. Ağır bir görevdi. Sorumluluğu çoktu. Evet şerefli bir görevdi ama çok sorumluluk isteyen, gece gündüz demeden böyle gayret isteyen bir görevdi. Gayretin ötesinde, her an ne olacağı belli olmayan ve her an tedirgin durduğunuz bir görev. Çünkü bir anda bir telefon geliyordu “bilmem nerede bir şeyler olmuş” işte onun çözümü. Hep böyle olay beklentisi, çözüm beklentisi içinde. Şimdi milletvekilliğine geçince durum biraz daha farklı tabi. Milletvekilliği biraz daha farklı bir olay. Bir defa milletvekilliğinde böyle anlık karar vermenizi gerektirecek bir şey yok. Yani vatandaşınızın işi vardır, arar, yapabildiğiniz kadar yaparsınız, uğraşırsınız. İşte Kanun teklifleri vardır, gündemi bellidir, önceden hazırlanırsınız. Komisyon olarak, komisyon başkanı olarak baktığınız zaman size gelen hükümet tasarıları, teklifleri önceden gelir zaten. Bunları inceleyip bir fikir yürütme, toplantıya girmeden önce yani böyle bir zamanınız vardır. Böyle düşündüğünüz zaman milletvekilliği daha sistematik bir iştir ve kendi programınızı, kendi ajandanıza göre yapabilirsiniz. Ama Emniyet Genel Müdürlüğü’nde kendi ajandanıza göre kendi programınızı yapamazsınız. Ümitten öte gidemezsiniz. Her an ne olacağı belli olmaz. İşte bunları düşündüğünüz zaman da evet milletvekilliği de masanın öbür tarafı farklı bir görev tabi. -Efendim, Başbakanımızın bu görevi size verdiğini ifade ettiniz. Milli Savunma Komisyonu Başkanlığı görevini. Meclisimiz açıldı, komisyonlar da çalışmalarına başladı. Bakanlıkla birlikte iç içesiniz şu anda. Savunma Sanayi’nde neler bekliyor Türkiye’yi. KOMİSYONLARIN PROJE ÜRETİR KONUMUNA GELMESİNİ BEKLİYORUZ Tabi şimdi Savunma Sanayi, burası biraz daha farklı bir kurum. Burası Milli Savunma Komisyonu. Bunun içerisinde Savunma Sanayi’yle ilgili şeyler bulabiliriz, savunmayla ilgili pek çok şey bulabiliriz. Diğer askerlikle ilgili konular, çeşitli konulardaki kanun, yasa tasarıları buraya gelir. Burada görüşülür, yani doğrudan doğruya Savunma Sanayi’nde biz şunu bekliyoruz dersek o yanlış bir izlenim olur. Biz onu yönlendirme noktasında olmayız. Biz ancak oralardan gelen, bakanlıktan gelen, hükümetten gelen tasarıları inceleyerek olgunlaştırma noktasına ve kanunlaşmasına destek oluruz. Bir de tabi meclisin bir de denetim görevi vardır meclis’ten doğan. İşte nedir bunlar; gensoru’dur, araştırma önergesidir vs. gibi bir takım konularda denetim görevi vardır. Belki bu komisyonda olmak şartıyla zaman zaman bunlarla bilgi alınabilir. Ama burada şöyle bir şey düşünülebilir, işte benim kendi anlayışım ve belki olması gereken noktalardan birisi, bununla ilgili bir takım çalışmalar da sürüyor. Yani komisyonlar sadece önüne gelen konuları görüşen değil, zaman zaman fikir üretebilen, zaman zaman proje üretebilen kurumlar haline de dönüşmelidir diyoruz. Bunun iç tüzükle ilgili bir takım değişiklik çalışmaları şu anda yapıldı zaten önümüzdeki günlerde tabi biraz daha olay netleşecek. -TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı olarak MKE Fabrikalarına bakış açınız nedir? Seçimler öncesi Savunma sanayinin merkezinin Ankara olacağı yönünde Hükümetin açıklamaları oldu. Kırıkkale hiç konuşulmadı. Komisyonlara proje üretme ve fikir geliştirme imkanı tanınması halinde MKE fabrikaları için geliştirdiğiniz bir proje var mı? MKE OLMASAYDI KIRIKKALE OLMAZDI Makine Kimya aslında Kırıkkale’yi kuran etken, yani Makine Kimya şehir kurmuştur o da Kırıkkale’dir. Makine Kimya olmasaydı Kırıkkale zaten olmazdı. Varlık sebebi de Makine Kimya’dır. Ama şunu da unutmamak lazım, hani Ankara merkez lafını söylediniz de Makine Kimya’nın Genel Müdürlüğü Ankara’da zaten. Yani şimdi buradaki merkez olayı, artık Türkiye’de merkez sistemi değişti. Ankara merkez demek aslında Ankara’nın, savunma sanayinin Kızılay’da kurulacak hali yok ki. MKE’nin MÜŞTERİSİYDİM DURUMUNU İNCELEDİM İşte Roketsan Elmadağ’da. Yani zaten savunma sanayi yan sanayiyle merkez şöyle bir çember çizdiğiniz zaman en az 150 – 200 km mesafeyi kapsar. Zaten Kırıkkale aslına bakarsanız onun içine girer. Ama Makine Kimya olarak biraz daha öncülüğü çekebilir mi, çekebilir. Ben seçimden önce de orayı inceledim. Seçimden sonra da inceledim. Emniyet Genel Müdürü olarak da bunların bir noktada Makine Kimya’nın müşterisiydim. Bırakın Kırıkkaleli olmayı bir tarafa, müşteri olarak da alışveriş yaptığım müessesenin durumu nedir diye elbette ki bir inceleme yapmamız gerekiyordu. O incelemeleri yaptığım için Makine Kimya hakkında belirli ölçüde bilgi sahibiyim. KENDİ YAĞIYLA KAVRULABİLEN BİR KURUMDUR Bir kere Makine Kimya şu anda kendi yağıyla rahatça kavrulabilen, ürettiğini satabilen, belli ölçüde de sermaye birikimi olan bir kurum haline gelmiştir. Makine Kimya 3-4 sene evvelki Makine Kimya değil yani. 3-4 sene evvel hemen hemen iflas bayrağını çeken bir Makine Kimya’ydı. Şimdi bakıyorum iyi. Bu burada duracak mı, hayır burada durmamalı. Bu gelişecek. MKE Genel Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmelerde Kırıkkale’ye nasıl faydası olacağını hep oturup tartıştık. Şimdi Kırıkkaleli diyor ki eskiden Makine Kimya’da 20 bin kişi çalışıyordu. Şimdi 3 bin kişi çalışıyor. Kırıkkaleli’nin hesabı aradaki 17 bin kişiyi acaba nasıl çalıştırırız. Şimdi artık devir değişti her şey makineleşti. 17 bin kişiyi Makine Kimya çalıştırmaya kalkarsa Makine Kimya altı ay sonra iflas bayrağını çeker. Rekabet yapamaz. MKE 25 BİN KİŞİYİDE ÇALIŞTIRIR Ama bu ne demektir Makine Kimya 17 bin kişiyi çalıştıramaz mı? Hayır, Makine Kimya 25 bin kişiyi de çalıştırır. İşte buradaki nokta aslında Makine Kimya’nın yaptığı işleri üreten bir yan sanayinin kurulması lazım. Yani yan sanayi kurulacak, yan sanayi zaten büyük çapta emek yoğun bir hizmet yapar. Bugün ben Bursa Valiliği yaptım oradan örnek vermek istiyorum. Bursa’da Tofaş, Renault gibi büyük otomotiv devleri, orada fabrikaları vardır, üretim yaparlar. Daha küçükleri de var ama saymıyorum. Sadece onları sayıyorum, ama bunların yan sanayisi için ayrı bir “yan sanayi organize bölgesi” vardır. Yani bir organize sanayi bölgesi sadece yan sanayi ürünü üretir. Sadece bakın, bir organize sanayi bölgesi oluştu. Mercedes’ten tutun da bilmem neye kadar yurt dışından da gelip kurulmuş sanayi var. Adam orada yan sanayisine istediği parçayı ürettiriyor. Küçük bir parça, kapının kolu, bilmem mandalının düğmesi, yani bunları artık büyük firma kendisi yapmıyor. Motor blokunu bile artık parçalıyor. Yani onun içine bile artık bazı şeyleri dışarıda yaptırıyor. Sonra getirip montaj yapıyor. MKE PATRONAJLIĞINDA YAN SANAYİ KURULMALI Şimdi Makine Kimya’da zaman zaman artık bazı şeylerini zaten dışarıya veriyor. Yani bazı parçaları falan dışarıda ürettiriyor. Şimdi işte bizim Kırıkkaleliler olarak Makine Kimya’dan beklentimiz veya Makine Kimya’yla ilgili düşüncelerimiz; bu Makine Kimya motor gücü makine Kimya’nın patronajlığında yan sanayi kurulsun. O yan sanayiyi kurduğumuz zaman, hem Kırıkkale’nin istediği, hani Makine Kimya çalışsın çalışsın diyor ya, aslında öyle çalışacak. Çünkü herkes üç kişi beş kişi, benim bildiğim, tam rakam veremiyorum ama bin altıyüz yetmiş tane olabilir Makine Kimya’nın tedarikçi firması var. Bin altıyüz yerden mal tedarik ediyor. Çok büyük bir rakam. Bırakın bin altıyüzü bunun altıyüzünü Kırıkkale’de kurulacak sanayiden tedarik ettiği zaman Kırıkkale zaten uçar. İşte Makine Kimya’yla Kırıkkale’yi böyle bir ilintili hale getirmeye çalışıyoruz. Burada Makine Kimya belki şunu der. Ona göre onlarda çalışıyorlar. Yalnız birilerine deyin ki kardeşim şunları koyun şuraya ben size mal vereceğim, ben size sipariş vereceğim, üretin bana verin. Bunlar üretilmeye başlanırsa zaten belli bir şeye muvaffak olabilirsek üç-beş-on-yirmi firma bu işe girerse arkası gelir. Diyorum ya işte Bursa’da organize sanayi bölgesi olmuştur yan sanayi. Araba parçasını üreten yan sanayi. Sadece onu üretiyorlar. Onun için Kırıkkale’yi de Makine Kimya’yı da böyle bir entegrasyon yapma arzumuz var. Onunla ilgili çalışmalarımız da sürüyor. -Kırıkkale ile ilgili projelerinizden bir tanesini almış olduk. Başka Kırıkkale için yapacağınız şeyler var mı? Sayın Bakan’la bir araya geliyorsunuz KIRIKKALE GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU Kırıkkale için şöyle, şimdi seçimden önce de biz orada bir toplantıda anlatmıştık. Herkes zannetmesin ki seçim öncesi verilen bir taahhüttür. Seçim sonuçlarında ki bu neticeyi biz tahmin ediyorduk zaten. Yani iki netice. Birisi AK Parti iktidara gelecek, ikincisi biz Kırıkkale’de üç-sıfır yapacağız. Biz buna kendimizi inandırmıştık. Onun için de bizim seçimden önceki taahhütlerimiz aslında seçilmiş bir taahhüt şeklindeydi. Yani her söylediğimizin daha sonra hesabını vereceğimizi biliyorduk. Ona göre yaptık ve şimdi Kırıkkale’de dedik ki işte bir ortak akıl üretelim, sadece seçilmiş meselesi değil, seçilmişler, seçilecekler, bürokratlar, bu işle ilgili sivil toplum kuruluşları hepsi bir araya gelsin bir ortak akıl üretelim ve Kırıkkale güç birliği platformunu kuralım diye. Ve bu platformu seçimden önce hatta ben anlatmıştım. Böyle bir çalışma yapacağız diye bir toplantıda. Ve onun peşinden de seçimden sonra kuruldu. Zaman zaman çalışmalarını yaparak yani bir taraftan büyükten başlayarak, küçüğe doğru inerek daha bir uzmanlaşma noktasına geldik, en sonunda geçtiğimiz günde üniversite de yaptığımız bir toplantıyla biraz daha işi olgunlaştırdık. İşte üniversitenin sekretaryasını yaptığı bir sistem oluşturuyoruz. Bu sistemde çeşitli kurumlar var. Çeşitli çalışma grupları var. Bu çalışma grupları Kırıkkale için çeşitli projeler üretecek ve komisyona gelecek. Hangi proje öncelikli, her proje de, her üretilen proje de ayağı yere basan proje olmayabilir. İhtiyaç olmayabilir. İşte o da değerlendirilecek, ayağı yere basan proje ve Kırıkkale için projeler, tabi bunlar kısa vade, orta ve uzun vadeli diye düşünmek lazım. Çünkü birinden birini feda edemezsiniz. Uzun vadede bir şeyler yapayım derseniz kısa vadeyi de kaçırırsınız. Onun için böylesine üçlü bir vade şeklinde şu anda valilik, belediye ve üniversite çalışmalarını sürdürüyor. KIRIKKALE’DE MARKA ŞEHİR YARATACAĞIZ Biz de Sayın Bakan ve diğer milletvekili arkadaşımız zaman zaman bir araya geliyoruz. Ve bu çalışmaları sürdürüyoruz. Kırıkkale’de genel manada şunu söyledik; AK Parti’nin 2023 vizyonu var. Bu vizyonun önemli noktalarından birisi Marka Şehirler yaratmak. Biz dedik ki Kırıkkale’de bir marka şehir yaratacağız. Nedir marka şehrimiz. İşte orada Kızılırmak var. Kızılırmak’tan istifade edilen, Makine Kimya’nın yeni yan sanayileri doğurduğu, insanların iş problemi olmayıp, dışarıya göç veren değil yine eskisi gibi göç alan, insanların mutlu yaşadığı, huzursuzluğun olmadığı, milli gelir seviyesinin Türkiye ortalamasının üzerine çıktığı bir marka şehir istiyoruz. İşte bu marka şehir için neler yapabilirsek onları çalışıyoruz. Birincisi demin söyledim Makine Kimya’yla ilgili, Kızılırmak acaba şehirle nasıl entegre olur. Biz diyoruz ki nüfusu düşürmeyelim, göç vermeyelim, göç alalım. Onun için de bir merkez yapıya kavuşturalım. Bunun içerisinde sağlıktan tutun ki şimdi mesela önemli bir nokta vardır. İşte bir sürü hastanelerimizi yapıyoruz. Sağlık açısından Kırıkkale önemli bir merkez olacak belki de. Doğu ve Güneydoğu’dan Ankara’ya gelen baskıyı önlemek üzere oralar da bu iş gelişecek. ANKARA’YA YAKINLIĞIMIZI AVANTAJA ÇEVİRELİM Üniversiteyi büyütelim diyoruz. Bu sene geçen seneden fazla öğrenci alındı. Belli bir süre sonra üniversite şehri çünkü Ankara’ya çok yakın. Biz hep “Ankara’ya çok yakınız, zararımız oluyor” diye hep bunu şikayet etmişiz. Halbuki Ankara’ya çok yakın olmanın çok büyük avantajları var. Biz şimdi diyoruz ki o avantajları kullanalım. Demin söyledim, daha başka örnek verdim. Diyelim ki Ankara savunma sanayinin merkezi olduğu zaman Kırıkkale bu çemberin içerisinde zaten. İçerisinde olacak yani. Bundan istifade edelim. Üniversite, Ankara’yı yazmayan öğrenci Kırıkkale’yi yazıyor zaten Kırıkkale’nin puanları yüksek geliyor. İkinci tercih Kırıkkale. Bu önemli bir avantaj. Burayı arttıralım gelsin. Çünkü niye hoca bulmakta falan hiç zorluk çekmiyorlar. Ankara yakın olduğu için. Bir de yol için, bir de hızlı tren çalışması var önümüzdeki günlerde inşallah kısa süre içerisinde hızlı tren bitecek. Kısa süre içinde otoban yapılacak yani bunlar da yapılacak projelerin böyle ana başlıkları olarak bunları da söylemek istiyorum. Teşekkür ederiz. Yarın Abdullah Çalışkan
Bu haber toplam 239 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.