1. HABERLER

  2. OTOMOBİL

  3. Mimarlık Eğitimi ve Psikoloji
Mimarlık Eğitimi ve Psikoloji

Mimarlık Eğitimi ve Psikoloji

Mimar Mehmet Emin Akkaş, mimarlık eğitimi ve psikolojisi hakkında bilgiler verdi. Akkaş "Mimarlık eğitiminde en azından "insan ve mekân" ve "insan ve çevre"...

A+A-

Mimar Mehmet Emin Akkaş, mimarlık eğitimi ve psikolojisi hakkında bilgiler verdi. Akkaş "Mimarlık eğitiminde en azından "insan ve mekân" ve "insan ve çevre" gibi derslerin sayısının biraz daha arttırılmasından yana olduğumu söyleyebilirim" dedi. KATKI SAĞLAYACAK Akkaş "En saf ve yalın haliyle mekân yaratma sanatı olan mimarlık, yaratılan mekânların kullanıcılarının isteklerinin, yapıyı kullanan farklı grupların hangi psikolojide (örneğin farklı çalışma gruplarına ait bir iş yerinde yönetici niteliğindeki kişilerin veya memur niteliğinde çalışanlar ile personel sınıfındakilerin genel olarak ne gibi tutum ve davranışlarda) olduklarının bilinmesi hem kullanıcı profillerinin ayrı ayrı tasarlanan mekândan beklentilerini anlamamızda hem de tüm kullanıcıların mekândan haz almasının (en azından bulundukları ortamın onları rahatsız etmemesi) sağlanmasında olumlu bir katkı sağlayacaktır" diye konuştu. İNSAN VE ÇEVRE Mimar olarak bizler hem işveren hem de birer sorumlu olduklarını söyleyen Akkaş "Daha açık ifade etmem gerekirse bizler uygulamacılara göre işveren niteliğinde iken mal sahibine karşı sorumlu kişi durumundayız. İş böyle olunca her iki grup arasındaki beklentileri dengelemekte bizim sorumluluğumuza girmektedir. Sonuç olarak mimarlık eğitiminde en azından "insan ve mekân" ve "insan ve çevre" gibi derslerin sayısının biraz daha arttırılmasından yana olduğumu söyleyebilirim" KALİTELİ MEKAN "Ayrıca Fheng Sui vb gibi genel öğretilerin tasarlanan mekanlardaki kullanım amacının tamamıyla kazanç amacı güdülmesinden, buna ek olarak ülkemiz yaşayanlarının ruh durumlarını tam olarak yansıtmadığından dolayı da uygulanmasına karşıyım. Bu konuyla ilgili görüşlerinizi, daha kaliteli mekanlarda yaşamak ve yaşatmak adına yapabileceklerimizi paylaşmak istiyorum. Bu konuya yaşanmış bir olaydan örnek vermek isterim: Bir çift doğacak çocukları için bir oda yaptırıyorlar" ZIT BİR ETKİ "Bu odanın en önemli özelliği, hiç bir köşenin bulunmaması. Yani odadaki bütün köşelere yuvarlak bir form kazandırıyorlar ve buna ek olarak tüm duvarları beyaza boyuyorlar.. Böyle yaparak, anne rahminden çıkan çocuğun yeni hayatında sıkıntı çekmemesini, böylelikle huzur bir bebeklik geçirmesini amaçlıyorlar. Ama durum tahmin ettikleri gibi olmuyor tabi. Çocuk büyüdükçe köşeli cisimlerden korkmaya başlıyor. Ayrıca zekâ geriliği ortaya çıkıyor. Yani ebeveynlerin kusursuz mekan üretme çabaları zıt bir etki yaratıyor" ALÇAK TAVANLI "Sonuç: İnsanla ilgili her türlü şeyi tasarım yaparken enine boyuna tartışmak gerekir. Buna insan psikolojisi de dahil... Mekan yaratma olgusunda renklerin insan psikolojisini nasıl etkilediğine bir örnek de ben vermek isterim. Geçmişte mimarlık mesleğini yapanlardan biri olan Naziler de, esirlerini alçak tavanlı, her tarafı sarıya boyanmış hücreler de tutarlarmış. Böylece, oraya hapsedilen esirler, delirme noktasına gelirlermiş ve psikolojik olarak çöküntüye uğradıkları için kendilerine gelemezlermiş" DEĞER YARGILARI "Okul döneminde sosyoloji, psikoloji gibi derslerin ağırlıklı olarak verilmesinden yanayım. Her toplumda, toplumun değer yargıları(normlar)farklı işlevler kazanırlar. Bizim toplumumuzda da böyledir. Mekan algısı üzerinde deneyim sahibi olmalıyız bence,bu da ancak ve ancak öğrenmeyle gerçekleşir,yeniliklere açık olunmamdır ki bu güdüleri,deneyimleşebilelim.Mesela,hastaneler yeşile boyanır kimi zaman,çünkü yeşil nötr bir renktir,ya da lokantalardaki servis tabakları yeşildir...Benzer olarak,lila renkli uyku rengidir,yatma mekanlarında tercih edilebilir" TOPLUMSALLAŞMA "Mimarlık yaparken, eğer insan ihtiyaçlarına cevap veren bir "bina" tasarlıyorsak, ya da "yapı" tasarlıyorsak öncelikle ihtiyaçları belirlemeliyiz, gerekirse o ihtiyaçları anlayabilmek için, tasarladığımız insanlarla birlikte yaşamalıyız. Bu olguyu içselleştirdiğimizde bence insan psikolojisini anlayabiliriz. Ayrıca bence psikoloji yanında sosyoloji bilimini de incelemeliyiz. Çünkü her insan bir toplumda yaşar, toplumsallaşma sürecinden geçer" GÜZEL TESPİT Konuyla ilgili yorum yazmak istiyorum, ancak selin oktan ve Melih Öztürk arkadaşlarımız farklı bir nick yerine isim, soy isim gibi kendi bilgileriyle girmeleri yazacağım yorumda sıkıntılar yarattı, bu sitede yorum yazarken, farklı isimlerle üye olmanızı diliyorum. Birçok kişi yorum yapmayı düşünürken insanları kırmak yada yanlış anlaşılmamak ister, yorum yazmaktan vazgeçtiği düşüncesindeyim. Umarım yazdıklarımı dikkate alırsınız. Ayrıca mimarlık eğitimi ve psikoloji gerçekten güzel tespit..." KİŞİLERİN EYLEMİ "Renk duyularımızı hedef alan soyut bir kavramdır. Işığın kırılması sonucu yüzeyden yayılan enerjinin beyindeki izdüşümü olarak da ifade edilebilen renk kavramı, geçmişi çok eskilere dayanan, insan yaşamının her kesiminde varlığını hissettiren önemli bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Renklerin algılanması ışık kaynaklarına bağlı olduğundan, farklı mekanlar için işlev özelliklerine uygun renkler ve ışık kaynaklarının seçilmesi gerekmektedir. Eylemler ve renk arasındaki ilişkilerin doğru kurulması sonucu görsel konforun sağlanması kolaylaşacak, kişilerin eylemleri daha kolay ve istekle yerine getirmeleri sağlanacaktır" ESTETİĞİ ÖNEMLİ PARÇASI "Rengin tasarımda kullanımının özünde görsel algıya yönelik unsurlar bulunmaktadır. Renk, malzemenin biçimi, yüzey nitelikleri ve aydınlatma gibi görsel unsurların bileşimiyle insanlar üzerinde etkili olmaktadır. Yüzey ve ışık etkileşimiyle oluşan görsel algı, fiziksel ortam içerisinde psikolojik etkilerle beraber estetik bir beğeniye dönüşür. Renk simgesel, işlevsel ve biçimsel özellikleriyle, mekanlarda yaşamsal ve görsel konforu etkiler, psikolojik ve estetik boyutlarıyla ise mimari tasarımda etkin bir rol oynar. Aynı zamanda mimarideki işlevin, konstrüksiyonun ve estetiğin önemli bir parçasıdır" TASARIM VE KOMPOZİSYON "Mimarlık eyleminde amaç; insanların mekânlarda varoluşlarını sürdürmeleri değil, mümkün olduğunca daha iyi yaşamalarıysa; renk yaşam olgusunun mekânsal boyutunda var olan ve var olacak çevrelerde bütünleyici bir rol oynamalı, bilimsel, psikolojik ve estetik hassasiyetleri göz ardı edilmemelidir. Rengin etkili ve doğru kullanımının, mekânları ve bununla birlikte mimari kurguları daha yaşanabilir hale getirebileceği, soyut ifadeleri ile insan zihninde geçmişle gelecek arasında bağlar kurabileceği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Dolayısıyla mimari tasarım kurgusunda rengin etkili rolünün önemi ve özellikleri, sanatsal bir eylem olan mimaride, tasarım ve kompozisyon bağlamında, rengin etkisiz bir araç değil kurgusal bir öğe olması gerektiği düşüncesindeyim" BEBEK ODASI "En genel anlamda renk, form ve ışığın her insana aynı etkileri olduğu gibi alt katmanlara inildikçe her milletin bir öncekinden farklılaşan etkileri olabiliyor. Her milletin farlı psikolojik tepkileri doğuyor. Birincisi fizyolojisinden kaynaklanırken, ikincisini din, örf, adet gibi kavramlar belirliyor; daha daraltırsak her insanın kendi iç âleminde, bu faktörlerin ayrı ayrı etkileri olabiliyor. Arkadaşımızın verdiği bebek odası örneğinde olduğu gibi..." DEĞİŞEBİLİRLİK "Bu noktada asıl söylemek istediğime geleyim; tasarımımızı kurgularken psikolojimizi tetikleyen bu faktörleri iyi bilmemiz, insana etkilerini hazmedebilmiş olmamız, bunun yanında iç içe girift katmanların etkilerini de bilip bunları hiç bir zaman tasarımın dışına atmamalıyız. Bu noktaya farklı açılım getirebilecek mimari önerim var. Madem insanların zaman ve mekânın değişimiyle, etkenlere olan psikolojik tepkileri değişebiliyor o zaman; tasarladığımız yapı şimdiki kullanıcıların psikolojisini desteklediği gibi gelecek insanların psikolojisini de desteklemelidir; bu da anacak yapacağımız yapıların geçicilik, değişebilirlik ve esneklik kavramlarını temel alarak tasarlamamızla olur" dedi. Organik binadan ne anlamamız gerekiyor? Bu laflar klişe oluyor aslında bir süre sonra. Kurum'u örnek verirsek mesela, Bodrum'un topografyası eğimli ve hareketli, düz bir arazi değil. Biz de yola çıkarken yapıda klasik dikdörtgen ya da kare formları uygulamayalım dedik. Normalde 90 derecelik açılarla çalışılır, bu aslında geleneksel bir durum değil ama geçen yüzyılda modernizmin yansıması olarak böyle bir şey çıktı mimaride, tek bir açıyla çalışmak daha kolay. Buradaysa 180 farklı açı var, oradaki çevrenin hareketliliğini ve çeşitliliğini yansıtıyor yani. Organik tanımı buradan geliyor. Tabandan yükseldikçe hareket eden bir tasarım, bölgenin topografyasına göre bu hareket güç de veriyor, örneğin deprem karşısında daha dayanıklı duruyor bina. 7-8 yıl önce olsaydı yapamazdım bu yapıyı, yatırımcının da oraya gelecek insanların da makul bulması, beğenmesiyle ilgili bir şey bu, farklı bir anlayışın ürünü çünkü. Dünyanın En Ürkek İş İnsanları Türkiye'de Organik anlayış şehir için de geçerli olabilir mi? İstanbul'un en cazip yeri Levent'i düşünün, orada bina yaparsanız neye dikkat edersiniz? Trafik sıkışıklığı, 60 kilometre hızla geçen insanlar, binaya 3 kilometre uzaktan bakan insanlar, orada çalışanlar, karmaşık ve hareketli bir akış... Binayı yaptığınızda herkesin ‘tamam benim bu binayla ilişkim var' demesi gerek. Bir kartpostaldan İstanbul hakkında bilgi almak isteyen biri gibi, o bina da, organik bir ilişkisi varsa bakanlara çevresi hakkında fikir verir. Bu tür mimari maliyetten mi yoksa anlayış farkından dolayı mı yaygın değil? Maliyetli değil, anlayış farkından. Görgümüz tabanından tavanına kadar hareketsiz yükselen yapılarla sınırlı kalmış. Tek düze bir durum hâkim bizim mimarlık anlayışımıza, şehir planlarına bakın mesela, Bilecik neyse Amasya da öyle olsun, Amasya neyse Aydın öyle olsun istiyoruz. Farklılıklar ortadan kalkınca kültürel bir sığlık meydana geliyor. Bir de işin ticari boyutu var, projenin başarısının bir ölçüsüdür sonuçta bu. Dünyanın en ürkek işadamlarının bulunduğu bir ülkede yaşıyoruz. Farklı bir proje risk barındırır sonuçta, o riski almak gerek. Kuum için başka bir iş insanı olsaydı mesela ‘şurası boş kalmış oraya da bir bina ekleyin, şu binayı üç kat daha büyütün' gibi şeyler isteyebilirdi. Bu projenin cazip bir iş olmaktan öte anlamı var mıydı sizin için? Çocukluğumdan beri yazları gelirim Bodrum'a, mimar olmayı civardaki antik kentleri gezerken kafama koymuştum. Dolayısıyla işin manevi boyutu var, insan iyi bildiği ve sevdiği yerlere bina yaparken işe farklı bakıyor, oraya bir değer katmak istiyor. Mimarlık diplomanızı Selçuk Üniversitesi'nden aldınız, mesleğe pek görkemli bir adım sayılmaz, gelişiminizde neler etkili oldu? Mimarlık merakım çocukken başladı, diploma için okudum yalnızca. Okulda zorla eğitildim, öğrendiklerimi unutmak için de bir o kadar zaman harcadım. Okuldan sonra gittiğim Bektaş Mimarlık bana daha iyi okul oldu. Şimdikiler benim çektiğim sıkıntıyı çekmesin diye öğretmenlik yapıyorum, en sevdiğim şeylerden biri bu; başkalarının eğittiği kişilerle uğraşmaktansa öğrenciyi baştan zehirlemek... Dinginliği teşvik eden bir form Aslında anlatırken otel dememek gerek belki de, zira tasarımıyla da işletme anlayışıyla da klasik bir otel değil Kuum. Kocaman bir binadan değil de bir köyün evleri gibi dağılmış, toplam 67 odaya sahip iki üç katlı yapılardan oluşuyor. 300 metre sahili olan otel Spa'sından kapalı yüzme havuzuna kadar her türlü konfora sahip. 67 oda birbirinden farklı dizayn edilmiş ve tamamı geniş cam cephelerinden denizi görüyor. Klasik anlamıyla bir resepsiyonu bulunmaması, iddialı oldukları balıkçı lokantasının salaş bir havaya büründürülmesi gibi bazı ‘aykırılıklara' da sahip. Projeye, Avcıoğlu'nun modern mimariye bir eleştirisi olarak bakılabilir. Ona göre geçen yüzyılda yaygınlaşan Avrupa ve Amerika merkezli mimari başka yerlerdeki mimari tarzları ezdi. Modern diye bildiğimiz yerlerin dışında da medeniyetler olduğunu ise daha yeni keşfetmeye başlıyoruz; "yavaşlığı keşfettik mesela, tembellik gibi görünen şeylerin aslında insanlar için daha iyi olabildiğini, birçok yaratıcı fikrin tembellikten çıktığını anladık. Kum projesinin karakteri böyle mesela, bu köydeki kimi formlar bizi yavaş olmaya, dinginliğe, düşünmeye daha fazla teşvik ediyor."

Bu haber toplam 1101 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.