1. HABERLER

  2. YAZARLAR

  3. MİLLETVEKİLLERİ YEMİNLERİ TUTULUYOR MU?
MİLLETVEKİLLERİ YEMİNLERİ TUTULUYOR MU?

MİLLETVEKİLLERİ YEMİNLERİ TUTULUYOR MU?

"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma;...

A+A-
"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim." Seçimlerden sonra meclisin toplanmasıyla tüm milletvekili seçilenlerin yaptıkları yemin yukarıda belirtilmiştir. Yemin bir şereftir. Yemin bir namustur. Yemin bir görevdir. Tutmasını, uymasını bilene. Acaba bu yemine ne kadar uyuluyor? Yemindeki ilkelere bağlılık ne kadar oluyor? Maalesef yeminler göstermelik olmaktan öteye gidemiyor. İktidarda ve muhalefette olanlar, edilen yemine uymadıkları gibi anayasa suçlarını da rahatça işliyorlar. Kendilerine verilen dokunulmazlık zırhı sayesinde suçüstüne suç işlemeler artıyor. Edilen yemin tutulmayacaksa, ne önemi var. Ya etmeyin bu yemini, ya da yerine getirin. Bu çocuk oyuncağı değil.Bu millet mecliste kavga istemiyor. Huzuru arzuluyor. Birlik, beraberlik içerisinde kalkınma ve hizmet bekliyor. Devletimizin varlığı ve bağımsızlığını sona erdirmek için hayasızca kürsüden dile getirenler, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünü çekinmeden sorgulayanlar,milleti egemenliğini hiçe sayanlar, ihanete ışık tutanlar olmuyor mu? İkinci bir dil, ikinci bir bayrak ve federasyon gibi saçmalığı dile getirenleri seyretmiyor mu bu millet? Hukukun üstünlüğü kaldı mı bu ülkede? Güç elinde olanlar, en büyük suçları da işleseler su üstüne çıkmıyorlar mı? Kendi düzenini kurmak, kendilerini güvenceye almak için çoğunluğa dayanarak yıldırım hızıyla yasa çıkarmıyorlar mı? Suçları ortaya çıkaranları çeşitli sebeplerle suçlayıp tesirsiz hale getirmiyorlar mı? Suçların üstü örtülmüyor mu? Dosyalar kapatılmıyor mu? Kendilerine verilen projeleri uygulamak için her türlü kumpaslara girmiyorlar mı? Yıllarca bir hiç uğruna hapse atılanlar, hastalanıp ölenler, haksızlığa tahammül edemeyip intihar edenler olmadı mı? Hukuka kendi isteklerine göre ayar verilmedi mi? Yürütme yargının tepesinde istediklerini yaptırmadılar mı? Türkiye ve Dünya bütün bu olanları seyretmek zorunda kalmadı mı? Mağduriyetler yaşayanların, hakları gasp edilenlerin hakları ne olacak? Mahkemeleri kazanan okul müdürleri, hala neden görevlerine iade edilmiyor? Hukuka saygı böyle mi olur? Açtıkları mağduriyet davalarını kazanan yılları deneyimli müdürlerini mahkeme kararları olmasına rağmen göreve döndürmeyip “Araştırmacı” unvanları tanıyarak yine masa başına mahkûm ettiler. Böyle insanlık dışı yapılan siyasi uygulamalarla Milli Eğitimimizin nereye götürüldüğünü görüyoruz. Yapılacak işlerden biri de öğretmenler günü kutlamalarını iptal edin. Öğretmenlerin gazını almak için bir günlük mutluluk tablolarına artık kimse inanmıyor. Maddi sıkıntılar yaşayan öğretmenlere bir maaş ikramiye verilse bütçe batar mı? Açılım rezaletleriyle hainlere verilen tavizler ortada. Laik Cumhuriyete, Atatürk İlke ve İnkılaplarına savaş açanlar olmadı mı? Türkiye Cumhuriyeti levhaları, Andımız terör örgütü istedi diye kaldırılmadı mı? Atatürk Büstleri, Türk Bayrağı yakılmadı mı? Açılım sevdasıyla bunlara ses çıkarmayanların vebali çok değil mi? Televizyonlar çıkartılan bindirilmiş kıtalar ağızlarına ne geldiyse iğrençliklerini kusmadılar mı? Bu tür insanlara ödenen paraların çokluğu bilinmiyor mu? Toplumun huzur ve refahı diye yeminde olan bölüm ne derecede yerine getirildi? Etnik kökenler, mezhep ayrılıkları gündemlerden düşürülmeyip gerginlikler ateşlenmedi mi? Toplumun belli, kaymaklı kısmı zenginlik üstüne zenginlik katarken, makamdan makama bol maaşlar alarak devran sürerken, ihalelerde yandaş olanlar köşeleri dönerlerken, Karun olmak isteyenler çoğalmadı mı? Milletvekili maaşlarını bir çırpıda artırırken, yeni yeni haklar verilirken, bütçeden ödenekler adaletsizce dağıtılırken ve israf tavan yapmışken; asgari ücreti artırmada, memur maaşlarına zam vermede ve işçi haklarını düzenlemede ödenek sıkıntısından bahsedenler ettikleri yemine ters düşmüyorlar mı? Emekli, asgari ücretli, işçi, çiftçi, memur, tüm dar gelirliler feryat ederlerken, kepçe ellerinde olanlar karınlarını ve kazanlarını doldurmadılar mı? Ülke de sosyal toplum yerine sadaka toplumu yaratılmadı mı? Haksızlıkları, yolsuzlukları, hırsızlıkları yazanlar, eleştirenler yok edilmek istenmedi mi? Böyle mi toplumda refah yaratılacak? Oy almak sevdasıyla devletin parası, seçimlerde, yardım amacıyla çılgınca dağıtılıp, insanlar ötekileştirilmede mi? Milli dayanışma ve adalet gerçekten ülkede var mı? Sezar'ın hakkı Sezar'a veriliyor mu? Adaleti, hukuku çiğneyenler hesap veriyorlar mı? İnsan haklarından ve temel hürriyetlerden tam manasıyla kimler yararlanabiliyor? Anayasayı tanımayanlar, parçalamak isteyen bakanlar yok mu? Anayasaya sadakat göstereceğini, ilkeleri önde tutacağını yeminde belirtmelerine rağmen anayasa suçları işleyenleri bu millet bilmiyor mu? Dün başka söyleyip, bu gün başka söylemeler sıradan olmadı mı?         Yemine belirtilen," Büyük Türk Milleti" önünde namusu ve şerefi üzerine ant içenlerin, sonradan saçmalıklara imza attıklarına şahit olmuyor muyuz? Türk'üm diyemeyenler, Anayasa'da Türk kelimesini çıkarmaya çalışanlar, Türk diye bir şey yoktur diye ağızlarından salya saçanları bu millet izlemiyor mu? Namus ve şerefin anlamını bilmeyenler, dün başka, bugün başka telden ötenler meclisteki yemini etmesinler. Onurlu ve omurgalı durması gerekenlere her zaman bu milletin ihtiyacı vardır. Türk Milleti güçlüdür, zorlukların üstesinden gelmesini her zaman bilmiştir. İhanete pirim verenlere, anayasa suçları işleyenlere hesap sormasını da gayet iyi bilir. Savaşları, kavgaların, kanın ve gözyaşlarının olmadığı, huzurun, barışın, kardeşliğin, kalkınmanın ve refahın yerleştiği, tecavüzcülerin, vatana, millete ihanet edenlerin, devlet mallarını çarçur edenlerin hesap vereceği bir Türkiye dileklerimle. 28.06.2015- Ali Aydemir- Mucur  
Bu haber toplam 432 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.