1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Mihmandar-ı Peygamber-Nusret Kılıç
Mihmandar-ı Peygamber-Nusret Kılıç

Mihmandar-ı Peygamber-Nusret Kılıç

Mihmandar, Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe sözlüğünde “konukçu” olarak geçmektedir. Ebu Eyyüb el-Ensari, Peygamberimizin, daha sonra adı Medine...

A+A-

NUSRET KILIC

Mihmandar, Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe sözlüğünde “konukçu” olarak geçmektedir. Ebu Eyyüb el-Ensari, Peygamberimizin, daha sonra adı Medine olacak Yesrib’e hicret ettiğinde evinde kaldığı, yani evine konuk olduğu sahabedir. Peygamberimiz,  Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Ensar denilen Medine halkı coşku içersinde o kutlu Nebi’yi karşılamak için sokaklara dökülmüşlerdi. Peygamberimizin Medine ufuklarında görünmesiyle birlikte Ensar, gönüllerindeki coşkunun tezahürü ile hep birlikte “Taleal bedrü” ile başlayan mısraları okumuşlardı.

Peygamberimiz, kutlu devesinin yularını serbest bırakmalarını istemiş ve devenin, gideceği yolu bildiğini belirterek kimseyi kırmamanın örneğini bir kez daha insanlara göstermiştir. Rabbinden öğretilenmiş Kusva, önce bir boş bir alanda daha sonra da Peygamberimizin kalacağı ev olan Ebu Eyyüb el-Ensari’nin evinin önünde durarak mihmandarını işaret etti.

Peygamberimizi bütün Medine eşrafı evinde misafir etmek için seferber olmuş; fakat yüzyıllar öncesinden, manevi işaretle kalacağı yer belli olan peygamberimiz, pek varlıklı olmayan Ebu Eyyüb el-Ensari’nin evine geçici misafirlikle Yesribliler arasındaki asillik, soy sop davasının da önüne geçmiş oluyordu.

Mihmandar, bir İskender Pala klasiği… Roman türünde yazılan eserde, roman özellikleriyle birlikte İslam tarihinden izlerle, birkaç devlet adamının kısa biyografik özelliklerini de bulmaktayız. Genel olarak romanların gerçeği olduğu gibi yansıtmak özelliği bulunmasa da Pala, tarihi gerçeklikleri bir bilim adamı sıfatıyla biz okuyucularına sunmaktan kaçınmıyor.

Eserin ana temasını Ebu Eyyüb el-Ensari’nin cehd ve gayreti, İstanbul kuşatması oluşturduğu için yirmi bölümden oluşan eserde Peygamberimiz, dört bölümde ele alınıyor. Beşinci bölümde peygamberimiz sonrasına, 667 yıllarına gidilerek Muaviye Dönemi ele alınıyor. Zaten İstanbul kuşatmaları da bu döneme tevafuk etmektedir. Eser bu minval üzere devam ediyor.

Bütün ömrünü sünnet-i Resulullah yolunda tüketen Ebu Eyyüb el-Ensari ilerlemiş yaşına rağmen bizlere bir mücadele örneği sergiliyor. Peygamber müjdesine nail olabilmek, en azından o yolda olabilmek ve ölebilmek için cehd ve gayret gösteriyor. İbrahim’e yardıma koşan karınca misali safını belli etmek istiyor, niyetini ortaya koyuyor.

Çeşitli defalar kuşatma altına alınan İstanbul’un fethi, doksan yaşlarında ihtiyar bir peygamber aşığına nasip olmuyor; ama kendisinden sonraki gelen genç nesillere örneklik olması açısından bir sembol olarak sürekli karşımızda duruyor. Fetih, aynı aşk ve şevkle daha çocuk yaşta denebilecek Sultan Mehmet’e nasip oluyor ve Fatih adını almasını sağlıyor.

Eserde daha önce hiç rastlamadığımız birkaç kavramı da görebiliriz. Bunlardan birisi “küştüre”; diğeri de “çaşıt” kelimesidir. İlk kez karşılaştığımız bu kavramlardan “çaşıt”ın Türk Dil Kurumu sözlüğünde karşılığı “casusluk” olarak geçmektedir. Her ne kadar sözlüklerde “küştüre” kelimesine rastlamasam da romanda geçtiği yer itibariyle odun yontmaya yarayan kesici bir alet olduğu anlaşılıyor. Roman okurken bir yandan da kelime hazinemiz zenginleşiyor.

Bunun yanı sıra İskender Pala, kitabın sonunda bir yanlış kullanıma dikkat çekiyor. Ebu Eyyub’e, Eba Eyyüb dendiğini ve bu kullanımın yanlış olduğunu vurguluyor.

Her anında sünnet-i Resulullah’tan ayrılmayan Ebu Eyyüb el-Ensari, ölüm anında da bu takip edişini sürdürüyor. Kendisini surlara en yakın yere götürmelerini ve buraya defnetmelerini vasiyet ediyor. Ve bu vasiyeti gerçekleştiriliyor.

Kabri İstanbul Eyüp’te metfun bulunan ve baştan sona hayatı Peygamberimiz’e ve onun kutlu davasına hizmet etmekle geçen bir gönül eri Ebu Eyyüb el-Ensari günümüz gençliği için en büyük örnek olarak karşımızda parıl parıl parıldıyor.

Bu haber toplam 137 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.