1. YAZARLAR

  2. DEMİR DOĞAN KANDEMİR

  3. MEYDAN ŞİİR GÖRSÜN
DEMİR DOĞAN KANDEMİR

DEMİR DOĞAN KANDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

MEYDAN ŞİİR GÖRSÜN

A+A-

Bahar geldi işte Nisan,

Yağsın yağmur sen de ıslan,

Gelip geçen cümle insan,

Bilir, bilmez beni suçlar.

 

Selâmlayım ben de sizi,

Eritiyor devran bizi,

Gençlik gitti, kaldı izi.

Dökülüyor gayri saçlar.

 

Gamlı gene bugün hava,

Sulanıyor yeşil ova,

Sığırcıklar yapmış yuva,

Ötüşüyor garip kuşlar.

 

Kasap Durmuş bıçak biler,

“Yavrum” koyun meler,

Yanık sesi bağrım deler,

Damla, damla düşer yaşlar.

 

Delir gönlüm sen de delir,

Günâhımı Allah bilir,

Ömür biter, bir gün gelir,

Mezar olur bak şu taşlar.

 

Zaman durur, insan yürür,

Kader beni çeker sürür,

“Yetîmi” yi bir dost görür,

“Rahmet” diye söze başlar…

“Keskinli Yetîmi”

1977 yılında Kırıkkale’deki Fabrikaların hepsi üç vardiye olarak çalıştırılırdı. Aynı yıl biz de evimizi yapıyorduk. Arsamız yol kenarında idi. Kireci eriten işçi ücretini peşin aldığı hâlde kireci doğru dürüst eritmemiş, bu sebeple, kireçle meşgul oluyordum. Nikâhlım da bana yardım ediyordu.

Yoldan geçen bâzı insanlar, “ben bu adamı tanıyorum, babası çok zengin. Adam ameleyi bulmuş, hanımı çalıştırıyor” diyor, ben, hanıma “bırak şu işi yoldan geçen insanlar beni suçluyor” diyordum. Amma hanım beni dinlemiyor, “evimizi yapıyoruz, yoldan geçenler ne derse desin, sen işine bak” diyordu.

***

Yoldan geçen işçilerden biri, “kasap Durmuş’a uğrayıp kuzu eti aldım” diyordu. Ben ise bu sırada, henüz körpe iken kesilen kuzunun ana’sının yavrusuna, içini yanarak, melediğini hissediyordum.

***

1977 yılı ve Nisan ayı’nın 8’i: hava gamlı, incecikten yağmur yağıyor, ben hanıma hissettiklerimi anlatamıyordum. Evimizin temelinden artan taşlar ise; “nasıl olsa kalemin var, gel üstümüze otur, hissettiklerini çimento kâğıdına yaz, sonra temize çekersin” diye beni çağırıyordu…

 

İşte bu hâleti rûhiye içinde taşların üstüne oturmuş, çimento kâğıdına yukarıdaki şiirimi yazmaya başladım. Şiiri yazmak için kalemi elime aldığımda Cumhûriyet Lisesi’nin üstünde sığırcıklar, akıl almaz güzellikteki sesleriyle konser veriyor, bir yandan da ıslık çalıyor, duygularını, duygularıma katıyorlardı. Bu durum karşısında;

 

Duygularım delirircesine coşuyor, bir yandan aklıma ölüm geliyor, günâhımı Allâh’a arz edip, bağışlanmamı diliyordum. Yoldan geçen fabrika işçileri, beni ayıplamaya, çekiştirmeye devam ediyorlardı.

***

Günün birinde ömrümün biteceğini, Evin temelinden artan taşların mezar taşı olabileceğini düşünüyor, çimento kâğıdının üstüne, yüreğimden kopan hislerimi yazmaya göz yaşlarımla devam ediyordum.

***

Zaman içinde insanların yürüdüğünü, kaderin beni istediği yönde çekip sürüdüğünü düşünüyor, bir dostumun “Yetîmi” yi göreceğini, bana “Allah rahmet eyleye” diyeceğini düşünürken, çimento kâğıdında yer kalmadığını gören, duygularımı yazan kalem, gömleğimin cebine giriverdi… 8 Nisan 1977

2217-2218

Bu yazı toplam 502 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.