1. YAZARLAR

  2. ÖMER DEDE KILIÇ

  3. Mevsimleri Zamanında ve Özgür Yaşamak
ÖMER DEDE KILIÇ

ÖMER DEDE KILIÇ

YAZAR, ŞAİR
Yazarın Tüm Yazıları >

Mevsimleri Zamanında ve Özgür Yaşamak

A+A-

Mevsimleri zamanında ve özgürce yaşamak bütün insanların istek ve arzusudur. Otuz beş yıllık memuriyet hayatımda hep beklentim İlkbaharı bademler çiçek açarken, sonbaharı ağaçlar yapraklarını sararıp dökerken, yaz mevsimini meyvelerin olgunlaşıp yendiği, kış mevsimi ise lapa lapa kar yağarken görüldüğü mevsimleri yaşamak umudumdu, hayalimdi. Şehir hayatı insanlara böyle yaşamaya mahkum etmiş, mecburen sabah evden işe, akşam işte eve gitmek zaten monoton bir yaşamın habercisiydi. Bırakın mevsimleri zamanında yaşamayı, şehir hayatı gece ve gündüzü bile yaşatmıyordu.

Gelmeyecek sandığımız emeklilik günleri de bir gün gibi gelecek, bizde emekli olacaktık. Hayalimizdi mevsimleri zamanında ve özgürce yaşamak. Karahacılı Köy’ümde küçük bahçemde yaptığım küçük şirin evimde özgürce yaşayacaktık. Evim köyün dışında, yalı pembesi renginde Karahacılı Köyü ile Karayakup Köyü arasında köprü gibi duran, ilginç çatısıyla Alatepe den bakıldığında hemen görünen bir mevkide, bize özgürce yaşamayı  nasip ediyordu.  Dayıoğlu Mehrali ile hayal ettiğimiz o köy atmosferini yaşayacaktık. Şanslıydık, çünkü son yıllarda göremediğimiz kışı görüyorduk. Dışarıda kar lapa lapa yağıyor.  Kış hırçın yüzünü gösteriyordu. Dayıoğlu Mehrali ile üç günde olsa bu atmosferi yaşayacaktık. Dışarı soğuk olsa da evin yalıtımı iyi olduğundan soğuktan fazla etkilenmeyecektik. Ben zaten rahatsızdım. Ama Mehrali her uyandığısmda sobaya odun atarak adeta donmaktan kurtuluyorduk. Olsun üç günde olsa elli yıllık köy hasretini gideriyorduk.

Bahar mevsimi yaklaşıyor, güneş kendini bulutların arasından yavaş yavaş gösteriyordu. Bahar mevsimi bu yıl çok nazlıydı, bir türlü gelmiyordu. Ama mevcut haliyle de güzeldi. Her sabah geldiğimizde organik taze köy mantarını belki bulamıyorduk ama Kırıkkale’den köye geldiğimizde özgürce köy havasını teneffüs edebiliyorduk. Bahçedeki ağaçlarımız yapraklarını geç açsalar da çiçeklerini soğuk vurmadığı için sevinçliydik. Çocukken köyde bahar mevsiminde dayıoğlu ile birlikte geçirdiğimiz o güzel günleri arıyorduk ama dayıoğlu emekli olmadığı için bu yılki baharı birlikte yad edemiyorduk. Bu bahar soğuk ve yağışlı geçmişti. Bu yüzden baharın yeşilliğini fazla göremeden sıcak yazın geldiğini hissedebiliyorduk. Evimizin ikinci kattaki balkona çıkıp Müsellim Köyüne doğru baktığımızda ekin tarlalarında rüzgârın etkisiyle oluşan dalgayı bu yıl seyredemiyorduk. Çünkü Ekinler artık yetmişti. Yaz mevsiminin geldiğini anlıyorduk.  Çöl sıcaklarının yaşandığı bir yaz mevsimini özgürce yaşıyorduk.

                Evet bu yazda geçecek, belki bazılarımız mevsimleri yaşayıp ebediyete göçecek, güzelim bahar mevsimi varken neden sonbahar ve kışı yaşayacaktık.  Türk milleti sıcakkanlıydı. Neden birbirimize soğuktuk anlam veremiyorduk. Hasretin, sevginin, saygının yerini kin nefret almamalıydı. Mevsimlerde olduğu gibi insan ömründe daha nice yaşanacak baharların olduğunu göstermeliydik. Bu fedakârlığı biri yüklenmeliydi. Ortada sadece kibir vardı, gurur vardı. Bu sevilmeyen iki kelimeyi hafızamızdan atmalıydık. Hayatımızda yeni bir sayfa açıp yolumuza devam etmeliydik. Hatası olanlar erdemliliği göstermeli af dilemesini bilmelidiyler. İşte o zaman aranılan, beklenen, özlenen dostluklar yeniden başlayacaktır.

                

Bu yazı toplam 637 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.