1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Mevlid-i Nebi (s.a.v.)
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Mevlid-i Nebi (s.a.v.)

A+A-

Sene miladi 571, Kameri aylardan Rebiul’evvel ayının 12. gecesi. Mekke şehrinin Abdülmuttalip mahallesinde ve zukak-ı mevlid denilen sokakta mukaddes bir doğum. Nebilerin, velilerin efendisi, zerrelerin kürrelerin sevgilisi, imanlı gönüllerin şaşmaz pusulası; hakîkat semalarının rahmet damlası; Ademiyyet bahçesinin kemal meyvesi; dünya ve ahiret yurdunun sönmez güneşi; nübüvvet zincirinin son halkası; Allahü Azîmüşşan’ın insan oğluna en büyük lütuf mucizesi; Ufuk Peygamber hz.  Rasûlullah  (s.)in doğumu. Küfür ateşlerini sel gibi süpüren, şirk putlarını yel gibi deviren, Kisraların saraylarını paramparça eden; kupkuru çöllerde sular fışkırtan Hazreti Muhammed (s.)in doğumu. Ayların güneşlerin, dağların taşların, nebatların meyvaların; insanların cinlerin; meleklerin feleklerin, iştiyakla beklediği; Kur’an ifadesiyle “Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Rasûlullah’ın doğumu!... Buldu hep derdine dermanını canlar bu gece Nura garkoldu bütün kevn ü mekanlar bu gece, Doğdu alemlere rahmet o hidayet günaşi; Onun aşkıyla yanan kalbini dağlar bu gece. Muhterem Mü’minler! Peygamberimiz (s.) anasının karnında 7 aylık iken babası Abdullah Medine’de vefat etti. Melekler: “Ey bizim Rabbimiz, peygamberin yetim kaldı” dediler. Allahü Teâlâ bunlara: “Onun görüp gözeticisi benim” buyurdu. Doğumdan üç ay önce, Hazreti Amine bir rüya görmüş ve kendisine dünyanın en hayırlı bir evladına hamile olduğu müjdelenmiş ve doğduğu zaman çocuğun adını Muhammed koyması kendine söylenmişti. Amine validemiz diyor ki: günüm dolduğu zaman ben evde yalnızdım. Kayın babam Abdülmuttalip Kâbe’yi tavaf ediyordu. Bu sırada büyük bir gürültü duydum. Yüreğimi ağzıma getiren bir halecan (çarpıntı) içinde kaldım. O anda bir ak kuş gelip arkamı sığadı; bende bu korkudan eser kalmadı. Bir de baktım ki bana kardan soğuk, baldan tatlı ve sütten beyaz ve berrak bir şerbet sundular. Bu şerbeti içtim, baştan aşağı dek nur kesildim. Fidan gibi boylu güzel kadınlar etrafımda dolaşıyor ve beni kuşatıyordu. Ben: “Evde kimse yoktu, bunlar benim halimi nereden duydular, nereden geldiler?” derken, kadınlardan biri kendisinin Asiye olduğunu, öteki ise Meryem olduğunu söylediler. Artık ben korkmuyordum. Fakat he dakika birbirinden daha büyük, daha korkunç gürültüler duyuyordum. Ben bu hallerin içindeyken beyaz bir kumaştan havada sündüs isimli bir döşek döşendi. Yine havada, ellerinde gümüş ibrikler bulunan bir takım kimseler görüyordum. Bunlarla beraber havada gördüğüm bir kimse “Alın onu, kimseye göstermeyin” diyordu. Odamda bir çok cennet kuşları uçuşuyorlardı. Gözümden perde sıyrılmış ve önümdeki alem değişmişti. Yeryüzünün her tarafı bana açılmış, her mânî önümden kaçılmıştı. Biri maşrıkta, biri mağribde, biri de Kâbe’nin üzerinde üç tane bayrak dikilmiş olduğunu gördüm. İşte bu esnada oğlum Muhammedi doğurdum. Doğar doğmaz, secdeye kapandı, Cenabı Hakka yalvarır gibi şahadet parmağını göğe kaldırmıştı. Deprenir dudakları söyler kelam; anlayamazdın ne derdi ol Hümam, Kulağım ağzına verdim dinledim; söylediği sözü oldem anladım. Der ki ey Mevlâ yüzüm tuttum sana; Ya îlâhî ümmetim vergil bana. Tıfliken ol dileridi ümmetin, sen kocamdın terk edersin sünnetin… Bu anda gökten bir ak bulut geldi ve oğlumu sardı. Bu sırada Birinin: “Ona bütün peygamberlerin güzel huylarını verin” dediğini işittim. Sonra bu ak bulutun içinden çıktı. Baktım ki sımsıkı bir yeşil ipeğe kundaklanmış, ay parçası gibi yüzünden nur bal akıyordu. Misk gibi güzel kokusu vardı. bu arada bana üç kimse göründü. Birinin elinde gümüşten bir ibrik vardı, ikincisinin elinde zümrütten bir tas vardı, üçüncüsünün elinde beyaz ipekten bir kumaş vardı. Bu kimse bu kumaşı açtı ve içinden bakanları hayran edecek kadar güzel bir mühür çıkarıp bu gümüş ibrikten yedi kez yıkadı. Sonra bu mühür ile oğlum Muhammed’in iki küreği ortasından mühürledi ve tekrar kundaklayarak bir müddet kanadının altında tuttu ve sonra oğlumu bana verdi. İşte bu mübarek mevlid (doğum), âlemlerin şâhı, gönüller burcunun mâhı olan, seyyidülbeşer, şefî‘i arasa-i mahşer, hâtemünnebiyyîn velmürselîn Efendimiz hazretleridir. Allahü Teâlâ hepimizi kıyamet gününde onun şefa‘at-ı seniyye-i Muhammediyelerine manhar eylesin. Amin.[1] Mevlid kandilimiz bütün alemi islam’a hayırlı olsun.

Bu yazı toplam 357 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.