1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Mevlana’dan: Kadın’ın fendi, kadıyı yendi
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Mevlana’dan: Kadın’ın fendi, kadıyı yendi

A+A-

Cuha isminde bir adam vardı. Bu adam çalışıp kazanmayı, bununla ailesinin nafakasını temin etmeyi hiç sevmezdi. kaynağına aldırış etmeden, nereden olursa olsun, yeter ki gelsin, diyebilen birisi idi. Genelde de karısını alet ederek bir şeyler koparmanın yolunu bulur, bitene kadar onu yerler, daha sonra başka kurnazlıklar aramaya koyulurlardı.

Kesede para, çuvalda un bitmişti. Bir gün Cuha karısına:

-Ey güzeller güzeli!.. Allah sana yay gibi kaşlar, ok gibi bakışlar vermiş. Endamını, işveni bilen bilir. Peki niye vermiş Allah bunları sana?. Hıı?.. Bunları adam avlamaktan başka ne için verdi?... Yürü bizi abad edecek bir kuş için tuzak kuralım!. Taneyi göster, ama sakın sen yem olma ha!. Onu muradına erdirecekmiş gibi görün, bütün maharetini, aklını kullan, gönlünü çel.

Oturdular; düşündüler, taşındılar. Biraz da kaşındılar.  Kendilerinin  zarar görmeyecekleri ama iyi para koparabileceklerini umdukları bir  plan yaptılar. Cuha’nın karısı koşarak Kadı’nın huzuruna geldi:

—Şikayetçiyim Kadı Efendi, dedi nefesini toparlamaya çalışırken.

-Kimden şikayetçisin kızım? Diye sorarken Kadı, bir yandan da kaşının, gözünün güzelliğini, sesindeki titrekliğin verdiği çekiciliği, kadına ve orada bulunanlara hissettirmemeye çalışarak inceliyordu.

—Kocam olacaktan şikayetçiyim. Gönlü hep başka yerlerde dolanır da benimle hiç meşgul olmaz, dedi.

Kadı; kadının güzelliğine, işvesine, davasının sağlayacağını tahmin ettiği avantajları da göz önüne alarak:

—Mahkemede bu gürültü varken şikayetini dinleyemiyor, anlayamıyorum. Yalnız olacağımız bir yerde şikayetlerini rahatça anlatırsın, dedi. Kadın:

—Senin evine iyi-kötü, hırlı hırsız her kes derdini dökmeye, şikayetlerini anlatmaya gelir gider. Ayakaltı, göz önüdür. Bu kadının evi bom boştur. Düşmanım sayılan kocam köye gitti. Zaten bizim oralarda bekçi filan da yoktur.

Derdimi anlatmak için çok güzel ve rahattır. Mümkünse bu gece oraya gel. Geceleyin görülen işte ne düzen vardır, ne riya!.. Bütün gözler kapalıdır. Kimsecikler görmez.

Hasılı; kadın bütün zekasını, güzelliğini, işvesini kullanıp, zaten arzularının esiri olarak yaşayan Kadıyı kendine bend etti, geleceği sözünü aldı. Evinin yolunu tuttu, akşamın hazırlığına başladı.

Kadı, kadına kavuşmak için yavaş yavaş kalktı, yola düştü. Kadın mumlar yakmış, yemek ve çerez hazırlamıştı. Oturdular, yemeye başladılar, tam o sırada kadının kocası Cuha gelip kapıyı vurmaya başladı. Kadı, yerinden fırladı, saklanacak bir yer aradı, ortada duran sandıktan başka saklanacak yer yoktu, hemen girdi içine,  sandığın kapağını üzerine kapadı.

Derken Cuha içeri girdi söylenmeye başladı:

-A kadın. Neyim var da sana feda etmiyorum. Neden benim elimden her an öyle feryat edip durmadasın?. Bana kötü sözler söylüyorsun, bazen müflis, bazen kaltaban diyorsun. Benim olsa olsa iki korkum var: Biri senden biri Allah’tan. İnsanlar üzerinde, senin yanında, şüphe uyandıracak şu sandıktan başka neyim var? Görünüşü pek hoş ama içinde ne altın, ne gümüş, ne de top top kumaşlarım var. Hani güzel ve vakarlı, ama riyakâr birinin bedeni gibi. Beni töhmet altında bırakan şu sandığı yarın götürüp, pazarda her kesin gözü önünde yakacağım. Ben de kurtulurum şüpheci bakışlarınızdan... El âlem de.

- Kadın, Yapma, vazgeç, dedi ise de Cuha:

-Hayır Vallahi de Billahi de yapacağım, yapacağımı.  Kat’iyyen vaz geçmem, dedi.

Yattı üstüne sandığın sabaha kadar. Kuşluk vakti sürükleyerek dışarı çıkardı, kapıdan geçmekte olan hamala seslenerek sandığı sırtına yükledi, pazarın yolunu tuttular.

Kadı sandığın içine eziyetler içinde iken: "Hamal, hamal.." diye seslendi.

Hamal sağına, soluna bakındı.. Allah Allah!.. dedi. Rüya mı görüyorum acep?.. Yoksa perilendim mi?.. Ses üst üste gelmeye devam edince, ayıldı, sesin sandıktan geldiğini anladı.

Kadı: “Ey hamal!. Ey sandık götüren!. Ben Kadıyım. Sandığı mahkemenin önüne koy, içeri gir, halimi Naibime anlat. Bu sandığı sahibinden satın alsın. Açmadan bizim eve

götürsün, dedi. Naip gelip: “Bu sandık kaça” dedi.

Cuha: “Dokuz yüz altın veriyorlar ama, ben binden aşağı satmıyorum, eğer alacaksan içini de açayım gör, dedi.

- Naib: “Utan utan! Bu sandığın bu kadar edecek ne özelliği var ki?.. İşte sandık, her kes görüyor, dedi.

-Hayır, senin dediğin gibi değil. İçini görmediğin için böyle konuşuyorsun. Bunun içinde ne işçilik var bilir misin?. Alemde böyle iş görülmemiştir.

Naip: “Ey sırları örten!  Sırrı açma. Ört ki, senin de ayıbını örtsünler. Benimle uyuş, bunu böyle kapalı olarak alacağım.. dedi.

Hasılı bu alım satımda macera uzadı. Naip yüz altın verip sandığı satın aldı ve evine götürdü.

Bir yıl sonra Cuha yine paraları bitirmiş, ne yapalım, kimi kafesleyelim derken, yine geçen yıl ki oyunu oynamaya karar verdiler karısıyla. Ama tanınmamak için daha dikkatli, daha tedbirli olarak...

Kadın başka kadınları da alarak yanına Kadının huzuruna vardılar. Tanınmamak için peçelenip, bir kadını da kendine tercüman tutmuştu. Onu konuşturacak ki sesinden tanınmasın. Onun ağzıyla kocasından şikayette bulundu, gençliğini, tazeliğini, kocasının kendisiyle ilgilenmediğini, yarın köyüne gidip kendisini yalnız bırakacağını saydı döktü.

-Yürü getir kocanı. İkinizi de dinleyip, ona göre hüküm vereyim, dedi kadı.

Önceden Kadı Cuha’yı görmemişti, onun için gönül rahatlığı ile geldi huzura.

Kadı onu ilk anda tanımadı. Cuha: “Ben dine, şeriata bağlı bir insanım. Lakin bir kere şeytana uydum, kumar oynadım. Şeş beş derken elde avuçta ne var ne yok ütüldüm, hepsini kaybettim” der demez kadı Cuhayı sesinden tanıdı. Ona dönerek dedi ki:

-Sen o şeş beşi geçen yıl oynamıştın da beni tuzağa düşürmüştün. Ben sıramı savdım. Bu oyunu bu yıl başkasıyla oyna!...

Yorum:

Arif; şeş beşten kurtulmuş, tek başına kalmış kimsedir. O; beş duyguyla, altı cihetten kurtulmuştur. Onun ötesinden, ötelerden haber verir sana.

Akıllı kimse, tabut sandığına girmeden kendini tertemiz tutan, kirlendi ise hemen tövbe kapısını çalarak temizlenendir. Değilse sandığa girdikten sonra iş daha çetin olabilir. (Mesnevi:6.Cilt-Sayfa:354)

Bu yazı toplam 243 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.