1. YAZARLAR

  2. ENVER ÖZDEL

  3. MEKKE SAVAŞLARI – HAÇLI İSTİLASI
ENVER ÖZDEL

ENVER ÖZDEL

ANAP Genel Başkan Yardımcısı
Yazarın Tüm Yazıları >

MEKKE SAVAŞLARI – HAÇLI İSTİLASI

A+A-

Ülkemize ve Stratejik Coğrafyamıza yönelik HAİNCE ve HUNHARCA hazırlanan plan ve projelerin hiçbir gizliliği kalmamıştır. Irak’a ne yapıldıysa, Suriye’ye ne yapıldıysa, aynısını Türkiye’ye, İran’a, Mısır’a ve Sudi Arabistana’da yapma planları kesindir. 1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana atılan her adım birbirinin devamıdır, sistematik bir plan yürütülmüştür ve hiç geri adım atılmamıştır. Her saldırı, her demokrasi projesi, her ihtilaf, her barış girişimi, coğrafyanın tamamını parçalamaya dönük büyük hesaplar çerçevesinde dizayn edilmiş ve edilmektedir. Oyunu İslam Dünyası üzerine kurguluyorlar. Irak işgalinin 2003 yılına kadar bekletilmesi, Kuzey Irak ve Çekiç Güç operasyonları, Türkiye’nin bu konularda oyuna getirilmesi, bugün gelinen nokta, Suriye savaşının başlaması, bu ülkenin de parçalanması için hazırlıklar yapılması, PKK üzerinden hem Suriye’nin parçalanması hem Türkiye’nin kuşatılması, Kuzey Suriye ile Kuzey Irak haritalarını birleştirme planları, Kuzey Irak-Akdeniz koridor hesapları hep bir bütün projenin parçaları ve aşamalarıdır. Oyun basiretsizliklerimiz, zaaflarımız üzerine biçimlendirilmiştir. NATO dedikleri Haçlı zihniyeti bu istilanın Generalidir. Siyasi söylemidir. Batı, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki ikinci büyük istilasına girişmiş, ülkelerimizi, şehirlerimizi hedef almış, bütün bunları bir Haçlı Savaşı ruhu ile yapar olmuştur.

Tabii ki ellerindeki en büyük sermayeleri, Müslüman ülke yönetimlerinin, rejimlerinin, siyasi kadrolarının, entelektüel çevrelerinin coğrafyaya düşmanlığı, ihaneti oldu. Coğrafyanın hainleri, istila pazarlamacıları onların rehinidir. Doğruları ve yanlışları onlar belirliyor, dostları ve düşmanları onlar seçiyor, bölgesel güç haritasına, kimler kimlerle ittifak kuracak onlar karar veriyor. Bizler bütün bu gelişmeleri sadece seyrediyoruz. İlk defa bir Lider “Bunlar hepimizi kandırıyor, ‘coğrafyanın hainleri’ üzerinden istila projeleri uyguluyor. Bütün ülkeleri parçalayacaklar. Bütün kimlikleri çatışmaya dönüştürecekler. Müslüman ülkeleri, komşuları birbirine kırdıracaklar, kırdırıyorlar da. Bu işe dur diyelim, önlem alalım, engel olalım, Dünya 5 ten büyüktür .” dediği anda bile bu haldeyken kimse, hiçbir yönetim, hiçbir siyasi hareket, akım ya da eğilim, “ben bilmiyordum, yeni öğrendim, bu da nerden çıktı” türü şaşkınlık ifadelerine sarılamayacağı gibi, bu tür senaryoların, projelerin olmadığına dair kamuoyu oluşturan, bu gerçekleri insanların zihinlerinden silmeye çalışan, kafaları karıştıran herkes bir şekilde bu büyük projenin yerel pazarlamacılarıdır. İhanet içindedirler. İhanet edenleri görün. Bugün görmezsek, iş başa gelince ihaneti göreceğiz ama o zaman bir anlam ifade etmeyecek. PKK – YPG – SDG adı her neyse bir dış tehdittir, işgal gücüdür, Haçlılara çalışır. Vuran Müslüman, Vurulan Müslüman İşte bu kadrolar üzerinden bütün ülkeleri, toplumları sindirdiler, kontrol altına aldılar. Belli bir kıvama getirdikten sonra da ülkeleri parçalamaya, şehir devletlerine bölmeye, yeni devletler inşa etmeye girişirler. Batı, 21. Yüzyıl ve sonrası için de kuklalarını iktidara getiriyor, yeni garnizon devletçikler inşa ediyor. Arap Baharı gibi toplumsal öfke ve isyanlar yolundan saptırıldı, rejimler desteklendi. Mısır’da özgürlüklere çokuluslu saldırılar yapıldı, diktatörler ayakta tutuldu. Çünkü halk kazansaydı, bütün coğrafyada halk kazansaydı, Ortadoğu’daki sömürge düzeni ebediyyen tarihe karışacak, küresel ölçekte güç sarsıntıları yaşanacaktı. Artık Sisi gibiler üzerinden, her kirli darbe ve suikast planının içinde olan Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler üzerinden işgal devam ettiriliyordu. Ülkeler birbirine düşürülüyor, yeni cepheler açılıyor, bölgesel savaşın ortamı hazırlanıyor. Bütün terör örgütleri bu çokuluslu müdahalenin öncü güçleridir. PKK/PYD coğrafyanın tarihine en büyük ihanet örgütü olarak öne çıkarılmış, bir dış tehdit haline getirilmiş, coğrafyayı parçalamak için en etkin örgütlerden biri yapılmıştır. PKK ile DEAŞ bu anlamda aynı kaynaktan beslenir, aynı akıl tarafından yönetilir. Yani iki örgüt de yeni Haçlı istilasının tetikçileridir. İşte insanlığın kalbi burası, bu eksendir.. Atlantik kıyılarından Pasifik Okyanusu’na uzanan bu kuşak, yeryüzünün medeniyet eksenidir. Diller, kültürler havzasıdır. Dinler, mezhepler coğrafyasıdır. Yeryüzünün kalbi burasıdır, insanlığın atası, geçmişi burasıdır. Enerji kaynakları ile ticaret koridorlarının büyük bölümü buradadır. Kara ticaret yolları ile deniz geçişleri büyük oranda bu kuşaktadır. Batı’nın küresel hegemonyasına karşı itirazın, isyanın dili burada doğar, gelişir, buradan yükselir. Dolayısıyla savaşın anası bu kuşakta yaşanır, yaşanmaktadır, yaşanacaktır da. İşte biz, bu büyük savaşın, krizlerin tam merkezindeki ülkeyiz. Biz Türkiye olarak, etnik savaşların, mezhep savaşlarının, petrol savaşlarının dışında durabilecek, herkese bir söz söyleyebilecek tek ülkeyiz. Sözün de gücün de yükselişi bizim üzerimizden olacaktır. Coğrafyamıza yönelik her saldırı, ülkemizi hedef alan saldırılar kadar bizi etkileyecektir. Şii-Sünni savaşı üzerinden bölgeyi imha etme planını devreye soktular. Bu çerçevede Türkiye’nin Katar krizi ile ilgili tutumu son derece dengeli, doğru bir pozisyondur. Örgütler üzerinden etnik ve mezhep kavgaları başlatanlar, bu kavgaları İran - Sudi Arabistan savaşı ile bölgeselleştirmenin hazırlıklarını yapıyorlar. Türkiye iki cepheye de “dur” diyebilecek, makul olanı önerebilecek hatta zorlayabilecek tek ülkedir.

İsrail aşama aşama bütün Uluslararası Hukuku ve İnsanlığı hatta ve hatta Birleşmiş Milletler denen o kendilerinin kurup kendilerinin yönettiği Siyonist Alçak kurumu bile dikkate almadan KUDÜSÜ işgal etti. İslam Aleminin kutsal saydığı ne var ise mahvetti. Batı, mezhep kimliği üzerinden oyunu kurdu, İran ve Sudi Arabistan gibi iki devlet de hırslarına yenilerek, zaaflarına teslim olarak bu tuzağa düştü. Biz bu savaşları Şii-Sünni savaşları olarak göreceğiz, ona göre saf tutacağız ama aslında coğrafya için bir imha planı olduğunu çok geç öğreneceğiz.  Eğer aklımızı başımıza almazsak, imha edilen biz olacağız, hepimiz. İran da kalmayacak Sudi Arabistan da. Türkiye dâhil, bütün ülkeleri imha etme, dağıtma planları ortadayken, bu gelişmelere susmamalıyız. Savaş Körfez’e taşındı, hedef MEKKE SAVAŞLARI

Savaş, Suriye’den Basra Körfezi’ne kaymaya başladı. Kriz şimdilik yumuşatılsa da, Pandora’nın kutusu açıldı, hainlerin ve haince muhalefet yapanların maskesi düştü. Artık kriz Körfez’den çıkmayacaktır. İki yıl içinde olabilecekler şunlar: İran-Sudi Arabistan üzerinden bütün bölgeyi iki düşman cepheye ayıracaklar. Sonu gelmez mezhep savaşları başlatacaklar. Bu savaş Mekke Savaşları’na kadar uzanabilecek, tanklar Kâbe kapılarına dayanabilecek.

Batı şunu hedefliyor: Sadece ülkeleri, coğrafyayı imha etmekle kalmayalım: İslam dini ve mezhepleri de değersizleştirip, düşmanlık simgesi haline getirelim. Galiba en büyük hesap da bu. Mekke Savaşları projesi. Sevgili okurlarım. Tek yapacağımız hamle; Suriye nin Kuzeyine Yıldırım Ordularımızla Girmek Haçlı zihniyetin büyütüp beslediği terör örgütlerine azami zaiyatı verip imha ederek; Kuzey Irak Bölgesinde Operasyon gerçekleştiren diğer unsurlarımızla birleşerek gerçekleştirdiğimiz Harekâtı Küresel Dizayna darbe indirecek şekilde sonuçlandırmaktır. Yapacağımız bu harekat ile Dahili düşmanlarımızındı; Yerli ve Milli Olmayanlarında , Haçlı ve Siyonist Zihniyetin de   Dünya Hakimiyeti Alt Üst Olacaktır.

Sağlıcakla kalın. Bir Sonraki yazım. Baba, Oğul, Kutsal Kız Adına.

                                                                                                           

 

Bu yazı toplam 444 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum