1. HABERLER

  2. SPOR

  3. MAHMUT VE GAZİANTEP
MAHMUT VE GAZİANTEP

MAHMUT VE GAZİANTEP

Öğretmen ki, Türkiye’nin çeşitli okullarında okumuş, öğretmen, yâni adam yetiştiren adam olmuş. Adam yetiştiren adam olmak ha ne yüce bir makam....

A+A-

Öğretmen ki, Türkiye’nin çeşitli okullarında okumuş, öğretmen, yâni adam yetiştiren adam olmuş. Adam yetiştiren adam olmak ha ne yüce bir makam. Elbette kıymetini bilen için.   Mahmut öğretmen bununla da kalmamış, bir okulun müdür baş yardımcılığına kadar yükselmiş. Yarın veyâ öteki gün müdür olacak ve bir okulu bütünüyle yönetecek; bu ne demek yâhû?   Mahmut öğretmen öyle bir adam yetiştiren adam olmuş ki, Gaziantep’de bomba patlatan, günahsız insanların canına kıyan birine yardım etmiş, 9 kişinin ölümüne sebep olmuş, ana ve babaların yüreğini derinden yakmış. Teröriste yardım edenin bir okulun müdür baş yardımcısı olduğu ortaya çıkınca yürekler çok daha başka yanmış, gözlerden akan yaşlar, daha başka akmış.

{}

Aslanım Mahmut öğretmen! Şimdilik zanlı ve sanıksın amma okulunda okuduğun devletinin aleyhinde olanlara yardım etmek nereden aklına geldi?   Ne güzel mevkî, makamın varmış. Neden o makamın, o mevkiin kıymetini bilmedin? Güç şartlar içinde vergi, sonra verdiği vergi ile sana maaş veren esnafın kıymetini niçin bilmedin?   Gerçeklerin günün birinde çıkıp geleceğini, her şeyi ortaya koyacağını bilmiyor muydun? Elbette biliyordun.   Sen adam yetiştiren adamdın! Dağdaki teröristlerle işin neydi? Dağdakiler başka ülkelerin emellerine hizmet ediyorlar. Sen ise, dağdakilere “gittiğiniz yol, yol değil, gittiğiniz yol yanlış” diyecek makamda idin, kendine yazık etmedin mi?

{}

Mahmut isminin aslı sonu “D” ile Mahmûd’dur. Kısaca; Mahmud Arapça, “hamd’den övülmüş, medh edilen güzel ahlâk sâhibi” demektir.   Muhtemelen, “Anan ve baban, yüce bir makamın sâhibi olasın” diye Mahmut ismini sana vermişlerdir. Ne güzel. Güzel de;   Yaptığın işe bir bak! Yaptığın işe bak ki, ana ve babanı, sana müdür baş yardımcısı diyenleri utandıran bir iş. Yazık değil mi ana ve babanın sana verdiği emeğe? Aç, açık yatıp, seni okutmak için harcadığı paralara yazık değil mi?   Ana, babanın bütün temiz duygularını, öğretmen oğulları olduğu için dünyâya hoş bakan gözlerini, güler vaziyetteki yüzlerini niçin teröristlere yardım ederek kamaştırdın, utandırdın?   Niçin ana ve babanın övüneceği bir iş yapmadın? Ana ve baba’ nın övüneceği bir işin başında, yâni müdür baş yardımcısı iken o makamı teröristlere yardım ederek fedâ ettin, kirlettin!   Ana ve babana karşı, Gazilik Unvânına sâhip Gazianteplilere karşı ayıp etmedin mi? Bu ayıbını nerede, nasıl kapatacaksın? Bu ayıp teröristlere yardım ederek kapatılmaz ki…   Sana “hocam, sana öğretmenim” diyen çocuklara, O günahsız yavrulara ne diyeceksin? O küçücük yürekler senden mi, yoksa; sen o küçücük yüreklerden mi utanacaksın?   Övünülecek, temiz ve güzel ahlâkın sâhibi olmak varken, kısaca “isminin anlamı övülecek, övünülecek tertemiz ahlâkın sâhibi” demek iken sen ne yaptın Mahmud? Sen ne yitirdin, sen ne arıyorsun Mahmud? “Türk Bayrağı’nın kumaşı, yâni zemîni Türk Milleti’nin vücûdu, canı; Türk Bayrağı’nın rengi Türk Milleti’nin kanıdır. Bunu bilmeyenlere yazıklar ola… 27.8.2012   1823-1824  
Bu haber toplam 217 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.