1. HABERLER

  2. SPOR

  3. LOKMA TATLISI VE BİR KADIN
LOKMA TATLISI VE BİR KADIN

LOKMA TATLISI VE BİR KADIN

23.2.2015 târihinde yolum Ankara Numûne Hastahânesine düşüyor ve öğle namazı için hastahânenin bitişiğindeki câmi’ye gidiyorum. Müezzin hâriç;...

A+A-
23.2.2015 târihinde yolum Ankara Numûne Hastahânesine düşüyor ve öğle namazı için hastahânenin bitişiğindeki câmi’ye gidiyorum. Müezzin hâriç; İmam Efendi güzel kıraat tarzıyla öğle namazını derin bir haz içinde kıldırıyor. Câmi’den çıktığım da bir kimsenin birkaç mukavvâ kutu ile getirdiği lokma tatlısını, câmi’den çıkanlara ikram ettiğini görüyorum. Küçük, şeffaf kutular içinde her kutuda 10 adet lokma tatlısı olan kutulardan birer adet alınmasını ricâ ediyor o kimse... “Ricâ ediyorum kutulardan birer adet alınız, birer adet alınız ki, daha çok insan tatlıdan yararlansın” diye tekrar, tekrar söylüyor. Tatlıyı alanların mîdesi; ruh ve zihinleri tatlıya öylesine acıkmış, tatlıyı öylesine sevmiş ki, tatlı dağıtan kimseyi dinleyip anlayan yok. Bir süre, onar adetlik kutularla ikişer kutu tatlıyı alanları seyrediyor, “bize ne oldu böyle saldırgan kimseler olduk?” diye düşünüyorum. Düşünüyor ve “Allâh’ım beni, bu tatlı saldırganı kullarını iyiliklerle ıslah; tatlıyı dağıtan bu güzel kuluna sabırlar ihsân eyle” diye duâ ederek oradan ayrılıyorum.

Numûne Hastahânesinde polikliniklerinin önünde ileri geri yürüyor, otururken yorulan bacaklarımı dinlendirmeye, kan devrini sağlamaya gayret ediyorum. 55 yaş civârında bir kadın yerinden kalkıyor, oturduğu yere oturmam için teklifte bulunuyor. Hissiyâtı tertemiz Hanımefendiye teşekkür ediyor ve polikliniklerin önünden ayrılıp sıramı uzakta bekliyor, biraz ötelerde yürümeye devam ediyorum. Zarif ruhlu kadının çok ince duygu ve hareketinden etkilenmeyen 35 yaş civârında bir erkek kasılarak, o kadının yanında oturuyor. Bu da günümüz geçlerinin hepsi değilse de bir kısmının yaşlılara nasıl saygı ve sevgi gösterdiklerini belgelerken, o hanımefendinin tavrı tarzından ders almadıklarını, utanmadıklarını gösteriyor.

Yolum başka câmi’ye uğruyor, görüyorum ki, câmi’de ayakkabıların konulduğu bölümde bir kadın, yanında iki kız çocukla “Allah sizden râzı olsun” diyerek Allah rızâsını öne çıkararak dileniyor. Allah rızâsı denilince, hemen herkes Allah rızâsını kazanmak için birkaç kuruş veriyor; birkaç kuruş veriyor amma Allâh’ın dilenenlere destek olanlardan râzı olup olmadığını, Allâh’ın adı ile aldatıldıklarını düşünmüyor, fark etmiyorlar. Câmi’ye gelenlerin içinde zâbıta memurları da var. Zâbıta memurları var da zâbıta memurları, câmi’de yokmuş, câmi’de dilenen kadın ve 5 ilâ 8 yaş civârındaki çocukları görmeden, onlara ses çıkarmadan geçip gidiyorlar. Acebâ o dilenci kadın, dilenci çocukların patronları kim? Dilencilerin patronları bulunsa, dilenci patronlarına yasaların hükmü uygulansa, dilenen kadın ile küçücük kız çocuklar, dilenci olmaktan, dilencilerin patronlarından kurtarılsa, kıyâmet mi kopar?

Hemen herkesin hazret dediği, rahmetle anmadığı merhum Mevlânâ, “Allah adı ile dilenen kimse intihar etmiştir” buyuruyor. Mevlânâ’nın buyurduğunu okuyan, duyarak bilen pek çok kimse var. Ancak; Mevlânâ’nın dediğine, buyurduğuna uyan kimselerin sayısı çok az.

Bir caddeye giriyor, atılmış boynu bükük poğaça ve yarım simitlerle karşılaşıyor, notlarımı alıp evime geliyorum. “Yazsam mı, yazmasam mı?” derken parmaklarım tuşlara dokunmaya başlıyor. “Be adam mâdem ki, poğaça ile simit’i aldın, yedin, poğaça, simit’e değen el senin elin, bunları yiyip bitiremediysen, evine götür, bir bardak çayla kendi artıklarını ye, ye ki, “kazancını, evinin bereketini caddelere, sokaklara atmaktan, kazancım, maaşım yetmiyor” diye bağırmaktan kendini; kendin kurtar. Poğaça ve simitler sizin suçunuz neydi de kapı dışarı edilip cadde ve sokaklara atıldınız?
Bu haber toplam 114 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.