1. YAZARLAR

  2. BEKİR AKDENİZ

  3. Kutlu Misafir "Ramazan"
BEKİR AKDENİZ

BEKİR AKDENİZ

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kutlu Misafir "Ramazan"

A+A-

BEN IŞIĞI KARANLIKTA GÖRDÜM

Ve Ramazan gelir. Müminin kalbi, bir bayram çocuğu gibidir şimdi. Zaten “Ramazan geliyor diye sevinmek, imanın alametindendir.’’ diyen büyükler, belki de bundan sebep söylemişlerdir. “Gelişiyle memnun, gidişiyle mahzun edene sevgili denecekse eğer, Ramazan mümine bir sevgilidir". Ramazan, minarede mahyadır, yürekte nurdur. Ramazan ekmeğe, suya karşı olduğu gibi, harama, yalana karşı da oruç tutmak tır. Ramazan, bereket, Ramazan zerafettir. Ramazan, yükseliş, Ramazan, kalbin sabır ırmaklarının insan bedeninde gürül gürül akmasıdır. Ramazan, zikir, Ramazan, fikir mevsimidir. On bir ay ruhunu bedenine râm eden insan, Ramazan’da bedenini ru hunun hizmetine sunar. Oruçla Kalbin Fıtrat Ayarlarına Dönmesi Ramazan, yürekleri yaratılış ayarlarına döndürür. Oruçla sese, söze rikkat gelir, ahlak şehevî kirlerden arınır. Oruç, mümini en hayırlı amellere çağırır. Şeytan’ın infak eden müslümana verdiği fakirlik vesvese si en zor günlerini yaşar, yer yer hükmünü yitirir. Orucun bereketiyle kadın-erkek en fazla değer verdiği şeyleri başkaları ile paylaşır, insanlara eza vermesin diye yoldaki taşı kaldırır. İhtiyarlar ceplerinde taşıdıkları şekerleri karşılığı ahirette alınmak üzere ço cuklara hediye eder.Zengin, zenginliğin ayı rıcı kibrinden, fakir de fakirliğin yalnızlığın dan kurtulur, insanlar arasındaki mesafeler kalkar, cami saflarındaki muvazene şehrin sokaklarına da taşınır. Şeytanlara kilit vurulur, göklerin kapıları açılır, semadan rahmet yağar, her sokaktan, her Müslüman evinden bereket fışkırır. Se lam dillerin değişmez virdi olur.Amirmemu ra, paşa ere“es-Selam-u Aleyküm ve Rahme tullah” der. Aç gözleri “oruç” doyurur. İmsaktan if- tara kadar “melek” gibi yaşayanlar, fukaranın melek olmadığını, onun da susadığını, onun da acıktığını anlar. İlme’l-yakîn bilenen bir hakikat oruç tuttukça hakka’l-yakîn mertebe sine ulaşır. Servet sahipleri karşılığını ahirette almak üzereinfâk seferberliği başlatır. Marifet Kürsüsü Oruç, sahurdan iftara kadar helal ve ha ramları konuşan Şeriat, hakikat ve marifet kürsüsüdür. Kardeşliği, vefayı, paylaşmayı anlatır. Asilerin kalbine, “tövbe etme” aşkı düşürür. Kendine, elli-altmış yıllık hedef koyanlara, gökdelenlerle semaya ulaşmaya çalışanlara,“Ölmeden önce ölki, öldüğünde yaşa Azizim!.”der. Fukarayı kapıdan çevirene Peygamber-i Ekber’in, “İnsanlara mer hamet et ki, Allah da sana merhamet etsin.” buyruğunu hatırlatır.Çocuğa müşfik olmayı, komşuya, “Bana ihtiyacın var mı?” diye sor mayı, açlıktan sönen gözlerine namazla nur aramayı öğütler. Oruç, gün boyu bize, mülkün sahibinin Allah Azze ve Celle olduğunu, malın önceki lerden bize intikalettiği gibi,bizden de başka larına geçeceğini, muhal farz, biri dünyanın tamamına sahip olacak çapta bir zenginliğe ulaşsa da, hak divanında küçücük biripe ma lik olan miskinden daha farklı olamayacağını, ölüm meleği gelince her ikisinin de mülkü zannettiği şeyleri bırakıp gideceğini söyler. Oruç senin olan suyu içmeyi, senin olan ek meği yemeyi yasaklayarak, mülkiyet zannet tiğimiz mal-insan münasebetinin aslında bir nevi vekalet olduğunu ihtar eder. Oruçla“Ben”,“Biz”Olur En kritik hastalar bile, en mahir doktor ların diyetini zaman zaman ihlal eder. Fa kat mutlak manada mülkün Allah Azze ve Celle’ye ait olduğuna inanan hiçbir müslü man sahurdan iftara kadar ağzına tek lokma koymaz. Kul, teslim oldukça “ben”inden kurtulur. Bayram, “ben”inden yani kölelikten kurtulan insanın hürriyet günüdür. Benlikten kurtulan,“biz”e erer.“Biz”erenlerde“ümmet” olur. “Ümmet” yapısını korumak için her ayın, herhaftanın belli günlerinde nafile oruç tutar. Arakan’ın, Doğu Türkistan’ın, Şam’ın, Kahire’nin en az doğduğu şehir kadar onun olduğunu oruçtan öğrenir. Ramazan, mümin erkeklerin, mümin kadınların muttakiler kadrosuna dahil olma cehdine vurulma ayıdır. İnsanlığı aşağılayan oluşumlar, Ramazan ikliminde büyüyen muhabbetle öldürücü darbeler alır. "İslam’dan nasipsizler bile ilk iftar topuyla tövbe eder, günah elbisesini çıkarırdı. Nizanın yakıp-kavurduğu evlere Ramazan’da gökten sükunet yağardı. Şehir, büyük bir aile olduğunu hisseder, birlikte ağlar, birlikte sevinir, İslam’ın millet mecrasında dolu dizgin akardı. Bir anda sokaklar boşanır, bir anda binler sofraya oturur, birlikte namaza durulurdu. Teravih sonrası hususi meclisler kurulur, hoş sohbetler akdedilir, birlikte evlere dönülür, şehir bir anda sahura kalkardı. Zenginler hayır-hasenat için Ramazan’ı bekler, en fakirin evindeki iftar sofrası da iştah kabartırdı. Orucun terbiye ettiği yürekler, “bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul”şeklinde ki kapitalist hesaba direnir, sahip olduklarını paylaşmaktan zevk alırdı. Bir yerde her tattan ve her renkten ziyafet, diğer tarafta ise soğan ekmekten müteşekkil iftar sofrası olmazdı. Oruç, şiirdi, şuurdu." Selâm ve duâ ile... Bize de duâ etmeyi unutmayın e mi?

Bu yazı toplam 410 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.