1. YAZARLAR

  2. ASIM ATABEY

  3. KÜT DURAN HAKKINDA SÖYLEYEBİLECEKLERİM
ASIM ATABEY

ASIM ATABEY

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

KÜT DURAN HAKKINDA SÖYLEYEBİLECEKLERİM

A+A-

Küt Duran rahmetli oldu. Bu Pazar cenazesi toprağa verildi. Mezarda çok büyük bir kalabalık vardı. Özbağlıların çoğunluğu oradaydı.  Herkesin ağzında “Allah rahmet etsin. Ve Allah kurtardı” sözleri vardı. Gerçekten insanlar haklı idi. 67 yıllık bir ömür çilelerle dolu geçti. Özellikle Duran’a bakmak durumunda olan yakınları zordaydı.  Son dönem Duran’a bakma yönünden, AFERİM ALDILAR. HELAL OLSUN. OĞLUNUNA VE GELİNİNE DEDİLER.

Belden aşağısı tutmazdı. Yürümesi mümkün değildi. Sürünerek gideceği yere gider. Kendi başına ihtiyaçlarını gidermesi zordu. Her zaman yardıma ihtiyacı vardı. Duran küçük yaşta iken babası öldü. Uzun yıllar annesi baktı. Kırşehir, Kayseri, Ankara hastanelerinde tedavisine koşturdu. Ancak doktorların yapabileceği bir şey yoktu. Duran sakat olarak hayatını sürdürdü.

Annesi sağ iken Duran’ı evlendirdi. Komşu köyden bir kız aldılar. Duran’ın bir oğlan çocuğu oldu. Birkaç yıl sonra kadın öldü. Çocuk öksüz kaldı. Zaten annesi ile birlikte yaşıyorlardı. Duran’a annesi bakmaya devam etti. Çocuk büyüdü. Delikanlı oldu. Askerliğini yaptı. Evlendi. Çocukları oldu. Bu arada annesi de öldü. Duran’a bakma sorumluluğu oğlu MURAT ile gelini AYŞE’YE kaldı. Bakımı gerçekten zordu. Ama bu iki genç, çağımızda az bulunur iki karakter olarak hastaya baktılar. Hele son dönemlerde, böbrek yetmezliği gibi durumları da oldu.  Kirli olmadığı anı yoktu. Çocuklar bakımını hep yaptılar. Hele akrabaları hep dua ettiler. “İyi ki oğlu ve gelini var. Hastalarına bakıyorlar. Onlar olmasaydı biz ne yapardık? Bu hastaya nasıl bakardık?” Diyorlardı. Yalnız Kızılcaköy’de soyadı KOÇ olan tüm sülale, Duran’ı hep korudular. Sevdiler. Sofralarında karnını doyurdular. Başta söylediğim gibi, Duran küt idi. Belden aşağısı tutmazdı. Çok da çalışırdı. Elinde bir bıçkı, bir testeresi bağını budar. Elinde bir nacak, bir balta. Kışlık odunlarını kendi hazırlar. Ürettikleri cevizlerini, elmalarını pazarda kendi satar. Akülü arabaları oldu. Beş altı arabası oldu. Ancak arabalarını iyi kullanamadı. Avusturya’da Ali Koç. Halil İbrahim Koç. Sefer Koç var. Duran’ı akülü arabasız bırakmadılar.  Duran arabasını bozdu. Onlar yenisini getirdi. Kırşehir Valiliğinin verdiği arabaları da oldu. Ama onu da kullanamadı. Bakın Duran hiçbir zaman dilenmedi. Dilencilikten hiç para almadı. Dilenci mafyaları kendisini büyük şehirlere dilendirmek üzere götürmek istediler. Hem kendisi, hem de ailesi, dilenmek üzere bir yere gitmedi. Söz aramızda. Eğer Duran’ın ve ailesinin dilenmek isteği olsaydı. Milyoner olurdu. Çünkü hastalığı bu işe çok uygundu. Düğünler olsun. Cenazeler olsun hep gitmeye çalışırdı. Hele düğünlerde sohbetlere bayılırdı. Kayın Babamın evi, Duran’ın evinin yakınındadır. Ben geldiğimde Duran da sürünerek gelir. Oturur. Konuşur. Konuştururum. Eve gitmek pek aklına gelmez. Bir gün yine geldi. Hava da yağmurlu.  Yağmur yağdım yağacağım diyor. Bakıyorum Duran daha duruyor. Yağmur yağsa. Yerler çamur olacak. Akşam oluyor. Duran eve gidecek.  Duran sürünerek eve gidecek. Artık dayanamadım. “Bak yağmur yağmak üzere. Sen artık eve git.” Dedim. Gitti. Bir anımı daha anlatayım. Duran, annesi ve oğlu Murat ceviz çırpmak için, derede bir ağaçları var. Oraya gitmişler. Ceviz indirecekler. Murat dala çıkmış. Annesi aşağıdan tarif ediyor. Murat dalda. Elinde sırık. “Bak. Az ilerde. Tuttuğun dalın ucunda.”  Çırpmaya çalışıyor. Pek beceremiyor. Ben de oradayım. Kayın babamın üzümleri var. Pekmez kaynatacağız. Emine bacı, Duran’ın annesi. Beni görünce, yanıma geldi. Ceviz çırpacağız. Bize yardım et. Neyse. O gün cevizlerini çırptım. Çok memnun kaldılar.  Cenazesi günü anlattı. Özbağ’dan evlenmiş. Kendisi Ankara’lı. Duran, annesi ile Ankara’a gitmiş. Enişte diye evlerine varmışlar. Ev dördüncü katta. Nasıl çıkacak? Yürümesi mümkün değil. Ev sahibi. Seni sırtıma alayım. Eve çıkarayım demiş. Sırtına binmemiş. Dört kat merdivenleri sürünerek kendi çıkmış. Neye yorumlarsanız? Şaka yapmayı severdi. Düğün yapılıyor. Davul zurna da var. “Şu konakta oturan damadın dedesi. Yanına varın. Hayırlı olsun deyin demiş. Onlar da davul zurna çalarak Hacı Zihni’nin yanına varmışlar. Bahşiş almışlar. “Duran. Ustaları sen gönderdin. Ah seni ah. Demiş.”  Duran’a kızmış.  Duran da emmime para verdirdim diye, bu oyundan zevk almış. Sürünerek geçen, zorluklar içinde geçen, acılar, sıkıntılar içinde geçen bir hayat. Bir Pazar günü son buldu. Duran’ın öldüğüne herkes sevindi. Hem kendi, hem de bakıcılar kurtuldu dendi. Gelini Ayşe, cenaze arabasının içinde tabutunun başında, babam diye ağlaması herkesi duygulandırdı. Duran 67 yaşında öldü. Allah rahmet etsin

Bu yazı toplam 901 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.