1. YAZARLAR

  2. ÖMER DEDE KILIÇ

  3. KÖY HATIRALARIM ( HASAN AĞA ) -1-
ÖMER DEDE KILIÇ

ÖMER DEDE KILIÇ

YAZAR, ŞAİR
Yazarın Tüm Yazıları >

KÖY HATIRALARIM ( HASAN AĞA ) -1-

A+A-

Tarih sayfasından bir Hasan Ağa geldi geçti. Çocukluğumuzda tanıdık, o  gariplerin, yolda kalmışların, fakirlerin babası Hasan Ağayı. Bir büyük aşçı 39 tavuk suyuyla yapılmış mercimek çorbası ve organik tavuk kızartmalarıyla ünlenmiştir. Biz çocukların söğüt ağacından su akan çeşmesiyle unutamadığımız lokantanın sahibidir. İğdebeli Lokantası hayalimizdeki sanki küçük bir şehirdir. Tarihi ipek yolu üzerindeki  Ankara Kırşehir yolu üzerinde bulunan İğdebeli Lokantası, halen Hasan Ağa’nın çocukları tarafından işletilmektedir.

             Bu kadirşinas insan, çocukla çocuk, büyükle büyük olarak gördüğüm şahsiyetlerin birkaç tanesinden biriydi. Hasan Çetinkaya, kısa zamanda Keskin yöresinde tanındı ve ünü tüm Türkiye’ye yayıldı.  Yaptığı yemeklerle, fakiri, fukarayı, yolda kalmış garip gurabayı doyurması nedeniyle Hasan Ağa lakabını aldı. Hasan Ağa olmak kolay mıydı. Hayır Ağa olmak kolay değildi.  Ağalık sözle olmuyordu. Yürekle ağa olunuyordu.  Ağaydı ama, hayatın hemen hemen bütün acılarını tadıyordu. Ömrü, hem varlık, hem de varlıklı olmasına rağmen çok çileli geçmiştir. Hayatı boyunca herkesle barışık bir insan olarak yaşamıştır. Ancak; ağabeylerinin sorumsuzluğu ve aymazlıkları nedeniyle başı beladan hiç kurtulmamış, varlık içinde darlık yaşamıştır. Başkaları için hayatını çekilmez hale getirerek belli aralıklarla çocuklarına çok sıkıntılar yaşatmıştır. Öyle sıkıntılar ki, genç yaşta daha hayatın tadını alamadan sudan sebeplerle bir cinayet olayına karışarak, tabir caiz se sürgün hayatı yaşamıştır. Hasan ağa mert, dürüst, çalışkan ve kadirşinas bir insandı. Nerde ise bir asıra yaklaştı hala, iğdebeli lokantası dededen oğula, oğuldan toruna anlatılmakta ve hala yeri aranmaktadır.

            Hasan Ağa, akrabaları ve çocukları için hayatını heder etmiş, çocuklarını muhannete muhtaç etmemek için gece gündüz çalışmıştır. Ne zaman ayakta uyuyan bir insan görsem aklıma hemen Hasan Ağa gelir. Burada bir hatırasını anlatmadan geçemeyeceğim.

            Yanılmıyorsam 1972 yılları. O yıllarda yol yapımında çalışan karayolları personeline öğle yemeğini Hasan Ağa veriyordu. Dedim ya Hasan Ağa çok çalışkan bir insandı. Nüfus kalabalıktı. Çalışması gerekiyordu. Bu yüzden çok çalışıyor, uykusuz kalıyordu. O sıralar Karayolları personeli Keskin’e bağlı Ceritkale Köyü civarında yol çalışması yapmaktadır. Öğle yemeklerini ise İğdebeli Lokantası karşılamaktadır.

            Günlerden bir gün Hasan Ağa öğlen menüsünü hazırlayıp murat taksisinin bagajına tencereleri koyarak, yola koyulur. Koyulur ama uyku rahat vermez. Yalnızlığın gözü kör olsun. Adam çok olsaydı Hasan Ağa akşam erken yatar uyur böyle zor durumlara düşmezdi. Uyku zalımdır. Uyku yamandır.  Uyku acımasızdır. Göz kapakları inat etmekte bir türlü kalkmamaktadır. Bir açar ikinci açmaya fırsat olmadan virajı alamaz ve yoldan çıkarak tarlaya girer. Tabii yemekler etrafa saçılır. İşçilik şimdiki gibi makine ile değil el yordamıyla yapılmaktaydı ve işçiler bedensel çalıştıklarından çok acıkırlardı. Hasan Ağanın kaza yaptım yemekler döküldü demeye hakkı yoktu. Çünkü acıkan işçiler Hasan Ağayı çiğ çiğ yerlerdi.

            Hasan Ağa, uykuya yenik düşmüştü. Ama kolay kolay pes edecek bir insan değildi. Kişilikli, gururlu, onurlu zeki bir insandı. Hasan Ağa bu çilekeş insanların umuduydu. Umutsuzluk ezaydı. Çocukları için, sevenleri için umut olmaya devam etmeliydi. Demokraside çareler tükenmezdi. Hemen aklına bir fikir geldi. Dökülen yemek kuru fasülye ve pirinç pilavıydı. Hemen işe koyuldu. Dökülen yemeklerin suyu toprağa çoktan karışmıştı.

Kalan taneleri yüzün yüzün topladı ve tencerelere koyup şantiyeye gitti. Orada yemekleri ısıtıyormuş gibi yapıp, içine su koyup bir aşım kaynattıktan sonra sabırsızlıkla bekleyen işçilere takdim etti. Fakat işçiler yemeklerini yerken iki de bir dişlerine taş değiyordu.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 410 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.