1. YAZARLAR

  2. ÖMER DEDE KILIÇ

  3. KÖY HATIRALARIM (FİDANIN AHMET4 ) Feride Gelinin Dıramı.
ÖMER DEDE KILIÇ

ÖMER DEDE KILIÇ

YAZAR, ŞAİR
Yazarın Tüm Yazıları >

KÖY HATIRALARIM (FİDANIN AHMET4 ) Feride Gelinin Dıramı.

A+A-

Feride gelin yıllardır yaşadığı şehirden kopmuş yada koparılmıştı. Karahacılı Köyünde komşusunun evinde biraz kafa dinlemek için gelmişti. Oysa biraz dinlenip geri dönecek, kaldığı yerden devam edecekti. Bir kez daha deneyecekti kopup giden evliliğini. Ama geri dönemiyordu. Artık duygularına söz geçirmek mümkün olamıyordu. Duygularının esiri oluyordu. Fidanın Ahmet’i seviyordu. Onu gördüğü vakit gözlerinin içi gülüyordu. Aşk bu olsa gerek diyordu. Fidanın Ahmet artık onun parçası haline gelmişti. Misafir olduğu evin kuzeyine bakan kısmındaki pencere onun için hayat penceresi oluyordu. Fidanın Ahmet ne yapsa onu seyrediyor onunla mutlu oluyordu. Gece olmasını istemiyordu. Hatta Fidanın bahçesinde bulunan elma ağacını bile istemiyordu. Pencereden bakıldığında elma ağacı görüntünün net olmasını engelliyordu. Çünkü pencereden devamlı Fidanın Ahmet’ i seyrediyordu. Bir türlü sevdiğine doyamıyordu. Nihayet ömrünü rahat geçirebileceği birini bulmuş gibi seviniyordu. Fidanın Ahmet’e bağlanıp kalmak istiyordu. Çünkü kocasından görmediği sevgiyi Fidanın Ahmet’te buluyordu. Ama her şey görüldüğü ya da hissedildiği gibi olmuyordu. Bu sevgilerin belki yüzde biri gerçekti. Keşke öyle olsaydı. Fidanın anın Ahmet’te istikrarlı bir insan olabilseydi. Ona bel bağlayanları yarı yolda bırakıp gitmeseydi. Öyle olsaydı belki de arkasından daha çok gözyaşı dökülürdü. Tıp ki hayatını yarım bırakıp, sanki bu dünyanın suyu çıkmış gibi bizleri öbür âleme gitmezdi.

Feride gelin köyden bir bayan değildi. Köyden biri olsa ona bel bağlayıp, huyunu huşunu bilmediği bir insan için bu köyde kalmazdı. Çünkü Fidanın Ahmet maymun iştahlı biriydi. Feride gelin nefsine söz geçiremiyordu. Ne pahasına olursa olsun kalmak Fidanın Ahmet’le hayatını ikinci hanım olarak birleştirmek itiyordu. Bu duyguları Fidanın Ahmet’te taşıyordu. Fidanın Ahmet bir gün annesine, ya bu Feride gelini ya alırsınız ya da bu diyarı terk eder giderim tehdidinde bulunuyordu. Annesi Fidan kadının bu evliliği onaylaması mümkün değildi. Nasıl onaylasın hem Fidanın Ahmet bekâr değil ki. Evliydi, çok güzel bir eşi vardı, hem de aslanlar gibi üç çocuğu vardı. Elif gelin istediği kadar güzel olsun, Fidanın Ahmet sevdiği kızla evlendirilmemişti ya, içinde bir uhde kalmıştı ya. O yüzden Fidanın Ahmet devamlı bir arayış içinde için de fırtınalar koparıp gidiyordu.

Bir gece Fidan kadının evine kızları ve torunları toplanmışlar, gitmemesi, evini terk etmemesi için Fidanın Ahmet’e yalvarıyorlardı. Fidanın Ahmet kararlıydı. Ya evini terk edecekti, yada yakınları bu güzel feride gelini kabullenecekti. Üzerine koyu mavi kısa kollu ipeksi bir gömleği çantasına korken kumunu selini akıtıyordu. Fidanın Ahmet ağlıyordu, orada bulunan en yakınları adeta hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. O gece kalın duvarlı kerpiç evden ağıtlar yükseliyordu. Sırf Fidanın Ahmet’i kararından vazgeçirmek için. Elif gelin için ise eşinin bu kararını paylaşmak zorda olsa gitmemesi için o da ağlıyordu. Ablaları gitmemesi için Fidanın Ahmet’i ikna etmeye çalışırlarken, yeğenleri de kimi çantasını, kimide yanında götürmeye çalıştığı birkaç parça giysi eşyasını saklamaya çalışıyordu. Bense kapıyı tutmuş, dayımı göndermemek için kapıyı kilitliyordum. Şimdiki gibi sevgiler yapmacık değildi. Sevgiler gerçekti. Bir dayı, ancak bu kadar sevilirdi, ancak bu kadar sayılırdı.

Gecenin geç vakti olmuştu. Hava zifiri karanlıktı. O yıllarda köyümüzde veya diğer köylerde elektrik olmadığı için gökyüzündeki yıldızların kayışı o kadar güzel görünüyordu ki. Ancak; Fidanın Ahmet’in gözümüzün önünden kayıp gitmesi bizleri çok üzüyordu. Ve sonunda ağlamaktan herkes bitap düşmüş olmalı ki ortalığa sessizlik hakim oluyordu. Beklenen onay geliyor, ablaları ve annesi Fidan kadın bu birlikteliği kabul ediyorlardı.

Ertesi gün iki gencin hayali gerçek oluyor, evlenmeye karar veriyorlardı. Ama Fidanın Ahmet evliydi. Nasıl olacaktı bu evlilik. Hemen bir imam çağrıldı. Her görev yapıldıktan sonra geçici mutluluk başlıyordu. Herkes mutluydu. Onlar ermiştiler muratlarına onun için mutluydular, ablaları içinde niyayet kardeşlerinin yüzü güldüğü için mutluydular, yeğenleri ise çok sevdikleri dayılarının köyü terk etmedikleri için mutluydular…

 

Bu yazı toplam 589 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.