1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Korona virüs nerden çıktı?
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Korona virüs nerden çıktı?

A+A-

Bu konuya tıbbî açıdan bakmak tabiplerin işidir. Başka açılardan bakmak o branşın erbabının işidir. Bunları onaylamakla beraber bir de Dînî açıdan bakmak istiyorum. 

Önce Saaffat suresi/139-148 Ayetlerinin tefsirine bir bakalım. Yüce Mevla’mız bize geçmişten bir ibret numunesi anlatıyor. Özeti şöyle:

1- Hz. Yunus, bugünkü Musul şehrinin karşısında harabesi görülen “Ninuva” halkına Peygamber gönderilmiştir. Putlara tapmakta bulunan Ninuva halkı, Hz. Yunus’un otuz üç sene devam eden nasihatlerini dinlemediler. Hz. Yunus da kendisine ALLAH tarafından daha izin verilmeden Ninuva’yı bırakıp gitti...
 Yunus (a.s.) ayrıldıktan sonra Ninuva şehrini korkunç bir kara duman kaplamıştı. Halkı, derhal ALLAH Tealâ’ya yalvararak tevbe ettiler, yaptıklarına pişman oldular. O duman da üzerlerinden açılıp gitti, başlarına gelecek belalardan kurtulmuş oldular.

Soru: Hazreti Yunus’u dinlemeyenlerin üzerine kara dumanı kim gönderdi? Niçin gönderdi?  Oranın halkı derhal Allah’a yalvarıp tevbe edince o müthiş dumanı onların üzerinden kim kaldırdı?

İmanı olan elbette: Allah kaldırdı, diyecektir.

2-Rabbimiz Mısır halkına, ve onların kralları olan Firavun’a Hazreti Musa ve Kardeşi Hazreti Harun’u peygamber olarak göndermişti. Onlar ise gördükleri Mucizelere “Sihirdir” deyip inanmamışlardı. Allah da onların yağmurunu kesip cezalandırmaya başlamıştı ki, iman edip yola gelsinler ve cennete gitsinler diye. Ayetler şöyle anlatıyor olayı:

- Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.

Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.

Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."

Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.

Üzerlerine azap çökünce, "Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.

- Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozdular.

- Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onlara kulak asmayıp gafil bulundukları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk. ( A’raf/131-136)

Bir de hadislere göz atalım:
 


İbn-i Ömer (r.a.)dan şöyle rivayet edilmiştir: Resûlullah (s) yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: Ey muhacir gençleri! Beş şey vardır ki, (Allah korusun) bunlar başınıza geldiğinde (aşağıda söyleneceği üzere, sonu çok kötü olur.)

Bir millette zina (gizlemeye ihtiyaç duyulmadan) yapılmaya başladığında, onlarda da daha öncekilerde görmedikleri, duymadıkları taun ve benzeri hastalıklar yaygınlaşacaktır.

Ölçü ve tartıda eksik yapmaya başladıklarında, kendilerinde kıtlık, yiyecek sıkıntısı ve üzerlerinde zalim idarecinin zulümleri baş gösterecektir.

Mallarının zekatlarını vermedikleri zaman da gökten yağmurları kesilecek, eğer hayvanlar olmasa bir damla bile yağmaz olacaktır.

Allah’a ve Rasûlüne verdikleri sözü tutmazlarsa, (gayri Müslimlerle olan ilişkilerini Allah’ın ve Resûlünün koyduğu kurallar dışında yaptıklarında) Allah, düşmanları, onların üzerlerine musallat edecek, onlar da bunların bir çok mallarını ellerinden alacaklar.

Yetkililer Allah’ın kitabı ile hükmetmeyip, Allah’ın indirdiği (hükümleri)ni değiştirdiklerinde Allah onları birbirlerine düşürecek, birbirlerini kıracaklar.[1]

İlginç bir hadis-i şerif daha:
Hazreti Ali (k.v.) buyururlar ki: Rasûlullah s. şöyle buyurdular: “Ümmetim on beş hasleti işledikleri zaman onların üzerlerine bela iner. Onlar nelerdir yâ Rasûlallah denilince şöyle buyurdu: Ganimetin (mal’ın, hatırlıların elinde) elden ele dolaştığı, emanet ganimet sayıldığı, zekat ibadet olmaktan çıkıp yük ve zarar sayıldığı, adamın (şeriata muhalif şeylerde) karısına itaat edip annesini incittiği ve arkadaşına iyilik yapıp, babasına cefa yaptığı zaman, Camilerde gürültüler çoğaldığı, halkın rezilleri başa geçtiği, kişilere, şerrinden korkulduğu için ikram edildiği, içkinin içildiği, ipek giyildiği, şarkıcı ve makyajcı kadınlar ve çalgıcılar revaç bulduğu, bu ümmetin sonradan gelenler öncekilere la‘net ettiği zaman, işte o zaman kızıl rüzgarı veya yer batmalarını ve (yer yüzünden) silinip gitmeleri bekleyiniz.[2] 

Bu ayetleri ve hadisleri düşündüğümüzde, dünya üzerinde zulüm had safhada, güçlüler zayıfları sömürmede, zavallı insanlar evlerinden, yurtlarından edilip mülteci durumuna düşmede, cinayetlerin ardı arkası kesilmemekte, zina suç olmaktan çıkarılmakta, müslümanların istatistiklere göre yüzde on ikisi beş vakit namaz kılmakta…  Geri kalanını siz sayın. 

Allah c.c. bu virüsü göndermekle, insanları uyarmak için şefkat tokatı vuruyor olmasın!

3-Hazreti İsa (a.s.) hakkında şöyle bir menkıbe nakledilir: Hazreti İsa Hastalanmış. Şifa bulması için dua etmiş ama iyileşmemiş. Bir ara Cebrail (as.) gelip hal hatır sorduktan sonra, Rahatsızlığın ile ilgili olarak ne yapıyorsun, diye sormuş. O da: Rabbime dua ediyorum ama daha kabul olmadı, demiş. Cebrail (as.) ona bir doktora gidip tedavi olması tavsiye etmiş. O da doktora gitmiş, tedavi olmuş ve hastalığı geçmiş. Bir süre sonra gene hastalanmış. Gene doktora gidip ilaç almış. Fakat iyileşmemiş. Cebrai (as.) geldiğinde: Doktora gidip ilaç aldım ama gene iyileşmedim, deyince Cebrail (a.s.) bu sefer de dua etmedin, şifayı ilaçtan bekledin. İkisini beraber yapmalısın, demiş.

Bu kıssadan alacağımız hisse, hem hastalığın gelmemesi için bütün tedbirleri alacağız, buna rağmen hastalanırsak hem tedavi olacağız, hem de tevbe, istiğfar ve duaya devam edeceğiz. Var mısınız Namaz kılmayanlar namaza başlamaya, içki, faiz yeme, zina gibi günahları işleyenler, tövbe etmeye!

Bizim Allah’ımız bu virüsü yok ekmeye de kadirdir. Yeter ki biz ona kul olalım. Kalın sağlıcakla. 

       İbn-i Maceh Fiten/21

      Tirmizi/ Fiten 38

Bu yazı toplam 684 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.