1. HABERLER

  2. OTOMOBİL

  3. Kopyala-Yapıştır Gazeteciliği (Sözün Özü-Duran Erdoğan)
Kopyala-Yapıştır Gazeteciliği (Sözün Özü-Duran Erdoğan)

Kopyala-Yapıştır Gazeteciliği (Sözün Özü-Duran Erdoğan)

Yazar olmanın nitelikli ana kuralı bana göre: Okurun bazen önünde, bazen yanında ve bazen de arkasında olmaktır... Zaman-zaman beni yolda, belde, çarşıda,...

A+A-
Yazar olmanın nitelikli ana kuralı bana göre: Okurun bazen önünde, bazen yanında ve bazen de arkasında olmaktır... Zaman-zaman beni yolda, belde, çarşıda, pazarda görenler çok fevkalâde akıl verirler: “Şunu da  yazsana, bunu da yazsana” derler. Kırşehir deyimiyle: Akıllı lâfını deliye söyletirmiş !  Allah var, eğer okurun eleştirip, yazara pas attığı o konuya hem kişisel, hem toplumsal özelliği nedeniyle yazar olarak ilgi duyuyorsak, gündeme getirip tartışmaya açtığımız da oluyor. Okurlara, özellikle de yönetime yazı beğendirmek çok zor... Eğer bir konuyu gündeme taşıyıp tartışmaya açıyorsak; amacımız ‘bekçi dövmek değil, üzüm yemek’tir. Yazılanlara ve ortaya konan fikirlere okur ilgi duyup taraf oluyorsa, ya da muhalefet edip ters tepki veriyorsa, demek ki  yazarın ‘mesajı’yerine gümbür-gümbür ulaşmıştır. Sonuçta, yazar gündeme getirdikleriyle vicdanen müsterih olabiliyorsa, mesajı da hedef  kitleye ulaştırmışsa,  erdemli kişilik sıfatını ortaya koymuştur. Her yazı yazana yazar denir mi? Bana göre, yazdıklarını, basın-yayın araçlarıyla ‘Hedef kitleye ulaştırmış’ ise, bu kişi yazardır. Yazar ‘Er meydanı’na çıkan pehlivan gibi, kispetiyle değil; er meydanında ilmiyle, kalemiyle güreşendir. Er meydanına çıkan  pehlivan  nasıl ki yüzünü gizleyemezse, yazar da resmini, ismini gizleyemez... İsmini ve resmini gizleyenlerin hücre partisinin köstebeğinden asla farkları yoktur. Böyleleri yazar değil; birilerinin ‘kiralık kâtibi’dir. Kendini yazar sayan ve yazar sananlar, ilmiyle ışık olup, cesur, yürekli pehlivanlardır. Onurlarından, ilkelerinden ve hedeflerinden asla taviz vermezler... . Bir yazar olarak, yeri gelmişken, biraz kendi sorunlarımdan, biraz okurların kaygılarından ve özellikle de “Kopyala-Yapıştır” yöntemiyle ‘Gazetecilik’ yapanlardan, daha doğrusu “Gazetecilik yaptığını sananlardan” söz etmek istiyorum: “Milenyum Çağı”olarak adlandırılan günümüzde, teknolojinin hızlı ivme kazanmasıyla ‘Basın-Yayın’ ve kısacası: ‘Medya’ da  değişim akımına uyup kendilerine göre şöyle  ya da böyle yol belirlediler. Dev bir kadro kurup, bu işi ‘Çağdaş’ imajla yapanlara sözüm yok, alınmasınlar... Esas diyeceklerim: Düğün davetiyesi ve kartvizit gibi ıvır-zıvır şeyler basmak için matbaa kuran; bu arada ‘Resmî ilan’ pastasından da pay sahibi olup nemalanmak  isteyen, “kopyala-yapıştır” yöntemiyle sembolik (sınırlı) sayıda ve sınırlı sayfada gazete basan ‘kısa yolcu’ tüccar kafalılaradır... Efendiler ! 1968 yılından beri başta Kırşehir olmak üzere  hem ‘Yerel’ basının ve hem de ‘Ulusal’ basının içinde varım.  Emeğimin bedeli olarak ‘Yerel Basın’ın hiç bir patronundan  bu güne kadar bir kuruş ücret  (para) almadım; ki, kendilerine karşı boynumu eğip, hesap  vereyim. Ama ‘Ulusal Basın ve Medya’da,’  bu kuvvetli kalem sayesinde -Allah’ıma binlerce şükür- iyi şeyler yaptım; kazandırdım ve güzel kazandım. Özellikle de uzun metrajlı ‘Reklam Senaryo’larını ilk icat edenlerdenim. Yaptıklarımı beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz onun takdiri bana değil  okura aittir. 1. ‘Reklam Senaryoları’ konusunda uzmanlaşmayı, 2. ‘Kültür yazarlığı’ konusunda kariyerleşmeyi hedef belirleyip, bu iki konuda kendimi amatör ruhla halen kanıtlamaya çalışıyorum. Öyle aşırı iddialı da değilim.  Çünkü iddia ve inat insanı telâfisiz hata yaptırıp, şirke ve kibire götürür. Yaptıklarıma gelince: Eserlerimi bir-bir saymak hem yersiz ve hem de gereksizdir. Bir alay kitaba kaynaklık ettim. Başta TRT olmak üzere, Medya’da  binlerce dakika Kırşehir Halk Kültürünü anlattım. Belgesellerde metin yazarlığı yaptım veya  konuyu bizzat kendim anlattım. Gelelim Kırşehir ve Mucur’da yayımlanan “Yerel Basın”daki çabalarıma: Yöremizde  yerimin, yönümün, hedefimin ve doğruların ne olduğunu maalesef  (halen)  anlamış değilim. Kendini “Gazete Patronu sayan ve sanan” birileri bizleri ya önemsemiyor ya da  ‘emrinin altına aldığını’ sanıyor. Fikirlerimizi beğenmez, aklınca ‘yarı şaka-yarı ciddî’ : “şöyle veya böyle yaz” diyerek, konu verip,  kendi fikirlerini enjekte eder. Veya yazılarımızın çıktığı gazeteleri adresimize postalamaz... Başka yerlerde yazılarımızın çıktığını görünce; kıskanır, “benden başkasına yazamazsın!” deyip, bir alay sitemli çirkin sözler sokuştururlar... Etkinliklerimizi ve başarılarımızı haber yapmazlar...Vesaire, vesaire... Sen kendini ‘Gazete Patronu’ sanıyor ve sayıyorsun da;  ben de  senin babayın kölesi miyim,  yoksa dolgu maddesi miyim?  Kelepir olduğum için beni sana (çok ucuza) sattılar da bundan haberim mi yok?  Söylesene ! SEN ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMA ! “Eski zamanlarda bir Sultan varmış. Bir gün sarayın çizmecibaşı’nı yanına çağırmış. “Usta ! Öyle bir çizme istiyorum ki, eşi ve benzeri başka bir kimse de olmasın” demiş. Çizmecibaşı özene bezene öyle bir çizme diker ki, pırıl-pırıl, sağlam mı sağlam...İnsan ayağına giymeye ve yere basmaya kıyamazmış... Sultan çizmeleri pek beğenmiş. Hemen giyinmiş ve etrafındakilere sormuş: - “Nasıl !  Beğendiniz mi?” Herkes bir tarafını övmüş. “Güzel de söz mü efendimiz !”demişler. Bundan yüz bulan Çizmecibaşı: “Efendimiz ! Pantolonunuz da şu biçimde, ceketiniz şu şekilde  ve serpuşunuz da şöyle olsaydı...” derken, Sultan gülmüş ve ; -“Dur !” demiş... “Sen çizmeden yukarı çıkma !” Sözün özü: Tarık Dursun K. “Nasıl yazar oldunuz?” başlıklı deneme yazısının son paragrafında şöyle diyor: “Yazarı yazar yapan ‘sıradan’ ya da ‘alelâde’likten çıkaran da bu yanıdır. Böyle bir yanı olmayan da yazardır elbet, ama işte öyle bir yazardır: Kimliksiz, kişiliksiz, yarınsız bir yazar.” Evlâdım Duran Erdoğan !  Sen de uzun uzun yazıp sana ayrılan köşenin hatlarını aşma. Sınırları ve editörüyün sinirlerini zorlama... Kısa kes, anlayan anladı zaten... Hoşça kalınız. E.posta: duranerdogan1947@hotmail.com                              Duran ERDOĞAN http://www. duranerdogan.com                                      Kırşehir Anekdotları Yazarı
Bu haber toplam 289 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.