1. HABERLER

  2. SPOR

  3. “KOCA EŞŞEK”
“KOCA EŞŞEK”

“KOCA EŞŞEK”

No:922-SEYFLİ’DEN DEMİR DOĞAN KANDEMİR  26.8.2013 târihinde 708’inci sokağa girdiğim sırada birden “koca eşşek” diye bir ses duydum, “bu...

A+A-
No:922-SEYFLİ’DEN DEMİR DOĞAN KANDEMİR  26.8.2013 târihinde 708’inci sokağa girdiğim sırada birden “koca eşşek” diye bir ses duydum, “bu söz kime söylendi” diye dönüp baktım? Kömür ve diğer ardiyelere giden yolda minibüs, bir de Renault taksi durmuş, yaşlı-sakallı kimse, genç minibüs şoförüne, “geç” diye işâret ediyor. Yaşlı, sakallı kimseye, “koca eşşek” diye iltifat eden kimse ise minibüs şoförü, genç bir insan. Minibüs şoförü söylediği sözden ve bir de çevredeki insanların kendini görmesinden, söylediği sözü duymasından utanmış olmalı ki, “koca eşşek” diye iltifat ettiği amcasına yol verdi.   Ben, arkamdan gelen kadına, “gördün ya bacım, genç ve minibüs şoförü amcasına, “koca eşek” diyerek iltifatta bulundu” dedim. * Onlar yoluna devam ededursun, eşşek nasıl bir varlık biz ona ibret alıcı kalp gözümüzle bakıp, derinden kulak verelim. * Ben Keskin’in Polatyurdu köyünde okuyorum. O zaman yaşımı çok iyi hatırlamıyorum amma yılın 1947 olduğunu biliyorum. Sonbahar sebebiyle köyüm Seyfli’deyim.   Rahmetli babam Mâliye Tahsildarı ve altında at’la köyleri gezip, devletin vergisini topluyor. Ağabeylerimden biri köyün dışında, ikisi de köyün içinde, köyün içinde olanlar, ortalık kararmadan eve gelmeyi neredeyse bilemiyorlar.   Evimizin yazlığında kendi yapımız olan ayı, yâni topaç çeviriyor, döndürüyorum. Elimde, ucunda ip bağlı elmadan kesilmiş sağlam ve yaş bir çubuk var. Kapımızdaki çoban Ali, akşam yemeğini yemek için bizim gelmiş. Çekirgenin Değirmenine gidip, buğday un edilecek amma çoban Ali, “ben, şimdi’den sonra değirmene gitmem” diyor. Rahmetli Anam yiğit bir kadın... Benim elimden o elma çubuğunu aldı ve çoban Ali’ye, “hazır ekmek bulunca onu yer, değirmene gitmezsin öyle mi?” dedi o çubukla Ali’ ye birkaç kez vurdu. Ali’de kaçıp gitti.   Geriye ben kalmıştım, rahmetli Anam bana, “gel oğlum şu çuvalı eşşeğe yükleyelim” dedi. Eşşeği evin sekisine yanaştırıp, zahmetli de olsa çuvalı eşşeğe yükledik, sür bakalım doğru Çekirgenin değirmenine. Çekirge’nin değirmeni bizim köylülerin.   Sıra benim götürdüğüm buğdayı öğütmeye gelince akşam olmuş, buğday öğütülünceye kadar da yatsı vakti geçmişti. Buğday öğütülünce okuma yazma bilmeyen rahmetli Reşit Özçelik’le un çuvalını eşşeğe yükledik. Zifiri karanlık derler ya dışarı öylece karanlık.   Okuma yazması olmayan Reşit Özçelik bana, “gel bakalım hoca! Eşşeğin kuyruğunu sıkıca tut, eşşeğin kuyruğunu sakın bırakma! Eşşek; karanlık da olsa yolu görür ve seni doğruca köye, evinize götürür” dedi.   Eşşeğin kuyruğunu sıkıca tuttum; tahmînen 15-20 dakîka sonra harman yerlerindeyim, evlerin ışığı görünmeye başladı. Az sonra da evimizin önüne, üstünde un çuvalı yüklü eşşek’le geldik.   Beğenilmeyen, hemen her zaman küçümsenen, hor görülen eşşek, seçkin bir iş daha yaptı, evin önünde çuvalı kendine yüklediğimiz sekiye yanaşarak durdu. Bu sırada rahmetli Anam, “benim aslan oğlum” diyerek dışarı çıktı. * Eşşeği; insanla kıyaslamıyor, eşşeği tanıdığıma seviniyorum. Sakallı, yaşlı kimseyi, “koca eşşek” diye suçlayan genç şoför’ün sözleri sebebiyle; çocuk yaşta iken Reşit Özçelik’ten öğrendiğim eşşeği anlattım. Umulur ki, Eşşek kadar olamayanların, kulakları çınlar, büyüklerine “koca eşşek” diyenler ibret alırlar.
Bu haber toplam 568 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.