1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Kim dininden dönerse
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kim dininden dönerse

A+A-

 “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Maide/54)

Bu âyet-i kerîmede Allah Teâlâ dinden çıkanların yerine yaratacağı insanların şu dört vasfını bildirmektedir. Bunlar  bir insanın Allah Teâlâ tarafından sevildiğinin işaretleridir:

Mü’minlere karşı alçak gönüllü olmak,

Kâfirlere karşı izzetli ve zorlu davranmak,

Allah yolunda cihad etmek,

Ayıplayanların ayıplamasından korkmamak.

Bu sayılan özellikler kimin hayatında varsa, Allah’ın sevgisini kazanmış demektir. Kimde bu tavırlar yoksa veya bunların zıddı varsa, Allah’ın sevgisine kavuşabilmek için hayatını bu çizgiye getirmekten başka çaresi olmadığını bilmelidir.

Müslümanlara kaba ve katı davrananlar, kâfirler karşısında ise süt dökmüş kedi gibi tavır alanlar, cihaddan  uzak duranlar ve müslüman oldukları için kendilerine yöneltilen bir takım karalamaları sineye çekip çekingenlik gösterenler,  tavırlarını yeniden gözden geçirmelidirler.

Tefsirciler burada, bu âyetin haber verişine uygun olmak üzere, çeşitli zamanlarda meydana gelen birçok irtidat (dinden dönme) olayından bahsetmişlerdir ki, üçü Resûlullah'ın vefatından önce vâki olmuştur.

1- Benî Müdlic (Müdlic oğulları)in dinden dönmeleridir ki, reisleri Zûhımar denilen Esvedü'l-Ansî'dir. Bu bir kâhin idi, Yemen'de peygamberlik iddia ederek bazı beldeleri istila edip Resûlullah'ın memurlarını çıkarmış idi. Peygamberimiz de Yemen valisi Muâz b. Cebel'e ve Yemen'in ileri gelenlerine mektup yazdı, Allah Teâlâ da onu Feyrûz-i Deylemî'nin eliyle helak etti. Gece vakti basılıp öldürüldü, o gece Resûlullah bunu haber verdi, Müslümanlar sevindiler ve ertesi gün idi ki, 12 rebiul’evvel pazartesi günü Peygamberimizin vefatı vuku buldu. Sonra rebiulevvelin sonunda da Yemen'den Esved’ül-Ansî’nin öldürüldüğü haberi geldi.

2- Müseylemetü'l-Kezzâb'ın kavmi olan Benî Hanife (Hanife oğulları)nin dinden dönüşüdür. Bu yalancı da Yemen’de peygamberlik iddia etmiş, Resûlullah'a şöyle yazmıştı: “Allah’ın resulü Müseyleme’den Allah’ın resulü Muhammed’e... Ben de senin (peygamberlik) işine ortak edildim. Bundan böyle yeryüzünün yarısı bizim, yarısı da Kureyşindir…” (Bir rivayette: yarısı benimdir, yarısı da senindir).

 Peygamberimiz de şöyle cevap vermişti: “Allah’ın resulü Muhammed’den yalancı Müsleyleme’ye... Selam hidayete tabi olanlara olsun... Yeryüzü  Allah’ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı yapar. Şüphesiz güzel akıbet takva sahiplerine aittir." (İbn Hişam, 2/600-601)

 

  Sonra buna Hz. Ebu Bekir halife olduğu zaman asker gönderip harp etti ve Hz. Hamza'nın katili Vahşi eliyle öldürüldü. Vahşi: "Ben cahiliye zamanında insanların hayırlısını, müslümanlığım zamanında da insanların en şerlisini öldürdüm" derdi.

3- Tuleyha b. Huveylid'in kavmi olan Benî Esed (Esed oğulları)'in dinden dönüşüdür ki, Tuleyha da Peygamberimizin vefatı sıralarında peygamberlik iddia etmişti. Buna da Hz. Ebu Bekir, Hâlid b. Velid'i gönderdi. Savaştan sonra Tuleyha yenildi, Şam'a kaçtı. Bundan sonra İslâm'a girdi ve çok güzel Müslüman oldu ki, İran harpleri gibi büyük savaşlarda en güzel hizmet eden büyüklerdendir.

Diğer yedi fırka da Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ebu Bekir zamanında dinden dönmüş idi ki bunlar:

4- Secah binti Münzir'in kavmi olan Temim'in bir kısmı ki, bu Secah Müseylemetü'l-Kezzâb ile evlenmişti ve kıssası meşhurdur. Ebu'l-Alâ, el-Mearri adlı kitabında şöyle demiştir.

Mânâsı: Secah dul kaldı, Müseylime de onu sevdi. Dünya insanları içinde o bir yalancı kadın, öteki de yalancı bir erkektir". (küp yuvarlanmış kapağını bulmuş, bal yuvarlanmış peteğini bulmuş, b.o.k. yuvarlanmış topağını bulmuş ata sözü ne kadar manidardır)

5- Cebele b. Eyhem'in kavmi olan Gassân ki, bu Cebele de Hz. Ömer zamanında İslâm'a girmişti: Tavaf yaparken bir fakir onun ayağına basmış. O da var gücüyle fakire bir tokat atmış. Fakir durumu Hazreti Ömer’e dava ile vurmuş olduğu bir tokattan dolayı, kısas yapılmasını istemiş. Hazreti Ömer’in: “Niçin vurdun” sorusuna O: Ben, Gassan’ın meliki Cebele bin Eyhem. O ise sıradan bir adam. Kâbe’ye hürmet ettiğim için kendimi zor zapt ettim. Değilse onun kellesini uçuracaktım” demiş. Bunun üzerine Hazreti Ömer: kısas olarak o bedeviye, Cebele’ye bir tokat atmasını emredince cebele: “sizin adaletiniz bu mu? Ben böyle bir dini istemiyorum, diyerek mürted olmuş, dinden dönmüş ve Rum beldelerine kaçmıştır.

Görülüyor ki bu olaylar, sadece ferdî bir dinden dönme halinde kalmamıştır.

Sözün kısası bu kavmi, bir zamana mahsus tek bir kavimden ibaret kabul etmemek, imandan sonra herhangi bir şekilde İslâm'dan yüz çevirenlerin kendilerine mevkiyi terketmeye mecbur oldukları ve olacakları herhangi bir kavim olarak anlamalıdır. Ve burada itikat (iman) itibarıyla dinden dönme değil, amel bakımından da dinden dönme bahis konusudur. Vaktiyle Yahudilerin Hıristiyanlara, hıristiyanların Müslümanlara mevkiyi terk ettikleri gibi, İslâm nimetinin kadrini bilmeyen nankörler de onun kıymetini bilecek, şükrünü eda edecek yeni bir Müslüman kavme mevkiyi terk etmeye mecbur olacaklardır. İnsanlık tarihi, İslâm tarihi bunun büyük küçük misalleriyle doludur. Fertleri, küçük toplumları bırakalım da en büyük misallerini alalım: Önce Araplar, kavimden kavime bu hizmeti yapmışlar, bundan sonra Emevilerin son zamanlarında olduğu gibi bu hizmet, Araptan Aceme doğru geçmiş, hadis-i şerifin de gösterdiği üzere Fars kavmi maddî ve manevî olarak İslâm'a çok büyük hizmetler etmiş, sonra bunlar da aynı hale gelmiş, bu defa da Allah Osmanlıları yani Türkleri göndermiş, Arapların, Farsların kıymetini bilemeyip kaybettikleri İslâm devletini ele alarak İstanbul'a ve oradan yeryüzünün her kıtasına yaymışlardır. Demek ki, onlar da bu nimetin kadrini, kıymetini bilmez, küfür ve küfrâna doğru giderlerse yerlerini Allah'ın göndereceği diğer bir topluma terk etmeye mecbur olacaklardır. Ve kim bilir lutfu geniş ve ilmi çok olan Allah kıyamete kadar daha ne toplumlar gönderecektir. (Elmalı Tefsirinden özet)

Bu yazı toplam 692 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum