1. HABERLER

  2. SPOR

  3. KESKİN’DE DAYINI, MUCUR’DA TAYINI TANIMAZSIN-Ali AYDEMİR
KESKİN’DE DAYINI, MUCUR’DA TAYINI TANIMAZSIN-Ali AYDEMİR

KESKİN’DE DAYINI, MUCUR’DA TAYINI TANIMAZSIN-Ali AYDEMİR

              Bizim çocukluğumuzda Çerçi adını verdiğimiz seyyar satıcılar çoktu. Bunlar eşekle, atla, at arabasıyla köy köy, kasaba kasaba...

A+A-

              Bizim çocukluğumuzda Çerçi adını verdiğimiz seyyar satıcılar çoktu. Bunlar eşekle, atla, at arabasıyla köy köy, kasaba kasaba gezerler, halkın ihtiyaçları olan; kuru üzüm, leblebi, keçiboynuzu, incir, iğde, elma, armut, çir, dut kurusu vs. yiyecekleri parayla, yünle, kazak eskileriyle, yünlü postla, buğdayla satarlar veya değiş tokuş yaparlardı.

              Bu Çerçiler en son alış veriş yaptıkları evde misafir edilirdi. Aslen Keskinli bir çerçi tek atlı arabasıyla satış yapmak üzere yola çıktığında Mucur’a da uğramış. Mucur’un Solaklı Mahallesi’nde bir eve geç vakit misafir olmuş. Ev sahibi Çerçi’yi ağırlamış. Atına Tay diye hitap eden Keskinli Çerçi ev sahibinin misafirperverliğinden çok hoşnut olmuş. Ertesi gün yoluna devam etmiş. Bu çerçi Mucur’a her uğradığında akşamüzeri son satışı yine Dayı diye hitap ettiği Mucurlu hemşerimize misafir olurmuş. Yıllarca bu böyle devam etmiş. Çerçi Dayı, Dayı diye methiyeler dizermiş. Çerçi her uğradığında “Dayı bir gün mutlaka Keskin’e seni bekliyorum, çok emeğin ve hakkın geçti” diyerek yağcılığı elden bırakmıyormuş. Zaman olmuş, Mucurlu Dayı’nın yolu Keskin’e düşmüş. Çerçi’yi sora sora sonunda bir kahvehanede bulmuş. Keskinli “Vay dayım gelmiş diyerek ellerine sarılmış” .Tabi çaylar peş peşe gelmiş. Mucurlunun açlığını soran olmuyor, demli çaylarla idare ettirmeye çalışan Keskinli Çerçi; “Dayı benim on dakikalık bir işim var halledip hemen geliyorum” diyerek çıkmış, çıkış o çıkış. Bir saate yakın bekleyen Mucurlu Dayı vaziyeti anlamış. Çay paralarını da ödeyerek oradan ayrılmış. Mucurlu Dayı’nın bu durum içine oturmuş. Belli bir zaman geçtikten sonra Keskinli Çerçi’nin yolu yine Mucur’a düşmüş. Tek atlı arabayı her geldiğinde olduğu gibi Dayı’nın evinin önüne çekmiş. Dayı kinlenmiş ama renk vermeden gereken ikramı yapmış. Akşam geç vakit olduğunda ev sahibi Dayı hanımına seslenmiş; “Avrat, benim yatağı bahçeye yap, mısırlara dadanan eşeği bekleyeceğim. Yemin ettim mısırlara zarar veren bu hayvanı öldüreceğim.” Demesi üzerine Keskinli “Aman Dayı öyle şey olur mu? Ben varken senin bahçede yatman doğru olmaz, benim yatağımı bahçeye yapın, tüfeği de bana verin, beklerim… Eşek geldiğinde icabına bakarım.” diyerek görevi üstlenmiş. Dayı’nın da planı tıkır tıkır işliyormuş. “Hayırlı akşamlar.” deyip yatmaya gitmiş. Keskinli Çerçi elinde tüfek beklemeye başlamış. Gece saat bir sularında ev sahibi Yavaşça Çerçi’nin atını (Tay) ahırdan çözüp bahçeye bırakmış Atın hatur hutur mısırları yemeye başlamasıyla Çerçi tüfeği doğrultup karanlıkta tam seçilemeye ata tetiği basmış. Çerçi vurdum diye sevinirken at can acısıyla acı acı kişnemiş. Birden işin farkına varan Çerçi atın yanına koşmuş. Bakmış ki vurduğu kendi atı. Feryat etmeye başlamış; “Tayım, tayım ben ne yaptım? Kendi tayımı vurdum.” Diye feryat figan ederken ev sahibi yanına gelmiş. Planının yerine geldiğinden son derece memnun olan Dayı içinde biriken intikam isteğini şu sözlerle haykırmış: “Ulan dangalak; Keskin’e geliyoruz dayını tanımıyorsun, Mucur’a geliyorsun tayını tanımıyorsun. Defol bir daha seni gözüm görmesin. Tabi Keskinli Çerçi yaptığı hatayı ve nankörlüğü anlamış ama iş işten geçmiş.  
Bu haber toplam 147 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.