ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Kermesler…

A+A-

sanat kalemi

 

alaattin-karaer-004.jpg

      On yıl olmuştu “Kermesler” köşe yazıma…

      Eski sanayide işim vardı. Marangozların bulunduğu sokaktan geçiyordum, önceden tanıdığım Keskin’li ……usta ile karşılaşmıştım.  Buyur etmişti, çoluktan çocuktan konuşmuştuk.

      Lafın gelişi; işleriniz nasıl diye sormuştum. “Bir sor bin ah işit derler ya!” Çok kötü, hem de çok demişti. Yılların verdiği yorgunluktan, yaşlanmadan biraz daha küçülmüş omuzu düşmüş, kamburlaştığını görmüştüm. Fakat gözünün içi gülüyordu. Derler ya; ağlarız gülecek halimize! Demek ki insanlar iyice kanıksamışlar. kızmayıp gülümsemenin hiç olmazsa sağlık açısından iyi olmasını bildiklerinden.    

      Birden camın üzerinde “satılık planya” yazısı gözüme çarpmıştı.

      - Hayırdır?  Kapatıyor musun!

      - Kapatmayıp da ne yapayım. Eskiden geçenler bize bakardı, işten başımızı kaldıramazdık. Şimdi biz yoldan geçenlere bakıyoruz diyerek konuşmasına devam ederken, dur bir çay söyleyeyim demişti.

      - Sağol içmeyeyim, çayla fazla aram yok demiştim. Zaten, başta ısmarlamamak için işlerinin kötü olduğunu söyledin, onun içinde ben artık çay içmem diye espri yapmıştım.

      - Bir çaydan ne olacak canım demişti.

      Üzülmüştüm, içim burkulmuştu.

      - Siftah yapmıyoruz günlerdir, inanır mısın. Ne olacak, nereye kadar gidecek bilemiyorum. Allah hayırlısını versin. Kira, vergi, elektrik v.b. belimizi iyice büktü demişti.

      Doğruydu!

      Zafer Caddesinde her geçtiğim de, birkaç hafta önce gördüğüm bir işyerini bir daha görme şansını yakalamak zor. Lokanta açılıyor bir umutla, kapanıyor. Tuhafiyeci açılıyor kapanıyor, yerine elektronik eşyaya yerini bırakıyor. Kimisi dükkanı ikiye bölüyor biraz katkı olsun diye. “Devren Satılık” levhalarından geçilmiyor. Herkes şaşkın. Bir dilim ekmek için.

      Birkaç gün önce eşim, yıllardır devamlı alışveriş yaptığımız pastaneden poğaça alırken, işler nasıl diye sorduğunda, hiç sorma abla, hiç iyiye gitmiyor, her şeyi uygun yapmaya çalıştığımız halde, kontrollerden de bıktık diye sitemlerini dile getirmiş. Kaliteli yağ kullandığımız halde, tek tek sorgudan geçiyoruz… Fakat, zaman zaman açılan Kermeslere hiç kimse bir şey demiyor, kimse kontrol etmiyor…

     Sitemlerinde haklı olabilirdi elbet. Ancak, görevlilerce kontrolleri elbette yapılacaktı, buna sözüm yoktu.

     Ancak, “KERMESLER” konusunda haklılık payı vardı.

      “KERMESLER”. Sıkıntı içinde inleyen esnafı daha da mağdur etmeye çalışıyor.

      Elbette iyi niyetli yardım amaçlı düşünülüyor, ama kontrolsüz. Çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Yardım ve iyilik yapalım derken; “kaş yaparken göz çıkarmamak” gerektiğini belirtmek gerekiyor.

     Zorlaşan yaşam şartlarından etkilenen esnafların kendi aralarındaki daha önceki sevgi ve saygı gittikçe azalmaya başlayıp, güvensizliğe dönüşmektedir.

     Şu günlerde esnaflarımızın geçim sıkıntısının sonlandığını söylemek ne yazık ki mümkün değil. Yaşanan ekonomik krizlerden en fazla etkilenen kesim, esnaflarımız olmuş ve pek çok esnaf kepenklerini kapamak zorunda kalmıştı.  Esnaflarımızı başta geçim sıkıntısı olmak üzere pek çok sorun ile boğuşmaya devam ediyor.

     Bunun yanı sıra sosyal yaşantının değişmesi ve yaşadığımız toplumsal yozlaşma da esnaflarımızı derinden yaralıyor. Temeli birlik ve dayanışmaya bağlı olan esnaf örgütlenmeleri bu özelliğini giderek yitirirken, esnaflarımızın gerek birbirleri gerekse müşterileri ile olan ilişkilerinde güven ortamı gün geçtikçe azalıyor.

     Çocukluğumdan hatırlıyorum. Babam manifatura dükkanı çalıştırırdı. Gelen müşterinin sorduğu bir şey yoksa, yan dükkanı gösterirdi, ortada var diye veya müşteriden önce davranıp yan komşumuza seslenirdi; Sende şu var mı diye.

      Daha sonra kapatarak mahallemizde bakkal dükkanı açtı. Süpermarketler zincirinden sonra noktayı koydu. Kendimde altı yıl dershanecilik serüveni yaşadıktan sonra,  esnafın durumunu yakından bilmekte olduğum kanısındayım.

     Yaşanan toplumsal yozlaşmadan ve değerlerimizi gün geçtikçe yitirmemizden yenik düşen esnaf,  daha önceleri kazançtan ziyade esnaf olarak birbiriyle olan ilişkilerinden çok daha samimiyet içinde olup, işlerini huzur içinde yapıyorlardı.  Her şeyden önce insanlar birbirine sevgi ve saygı duyuyor, işler güven içinde yürütülüyordu. Herkes birbirinin yardımına koşuyordu. Durumlar kötüleştikçe, yaşam zorlaştıkça,  artık herkes, kendi ekmek parasının derdine düşmüş durumdadırlar... Birbirine güvenmez olmuşlardır.  

    Birbirimize saygılı olmalıyız. Her şey saygıyla olur. Saygı olmayan yerde de huzur olmaz. 

      Esnafın sorunu, ülkenin sorunu. Esnafın perişan olduğu bir ortamda, başkaları mutlu olamaz...

      O nedenle de “KERMESLER” daha küçük boyutta organize edilmeli ve denetimleri de ona göre yapılmalıdır.

    
 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 583 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.