1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Kelebeğin Rüyası-2 (Sanat Kalemi-Alaattin Karaer)
Kelebeğin Rüyası-2 (Sanat Kalemi-Alaattin Karaer)

Kelebeğin Rüyası-2 (Sanat Kalemi-Alaattin Karaer)

KELEBEK ÖMÜRLÜ İKİ ŞAİR Mert Fırat’ın canlandırdığı şair Reşat Onur’u tanıyalım; 3 Ağustos 1920 tarihinde Devrek’te dünyaya geldi. İlköğrenimini...

A+A-
KELEBEK ÖMÜRLÜ İKİ ŞAİR Mert Fırat’ın canlandırdığı şair Reşat Onur’u tanıyalım; 3 Ağustos 1920 tarihinde Devrek’te dünyaya geldi. İlköğrenimini 1932’de Devrek’te tamamladıktan sonra Kastamonu’da başladığı ortaöğrenimini Zonguldak’ta Mehmet Çelikel Lisesi’nde sürdürdü. Vereme yakalandığı için 1938’de öğrenimine bir yıl ara vermek zorunda kaldı; ertesi yıl tekrar okula başlasa da artık okul havasından uzaklaştığı için öğrenimine devam edemedi. Okulu bıraktı ve “Maliye Varidat Memur Muavini" olarak Ereğli Kömür İşletmeleri'nde çalışmaya başladı. Hastalığının şiddetlendiği 1941-1942 yıllarını iş ve hastane arasında geçiren Onur, Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi’nde bir sene öğretmenlik yapan Behçet Necatigil ve yakın arkadaşı şair Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte Zonguldak’ta çıkan dergi ve gazetelerde ve İstanbul’da yayımlanan “Değirmen” mecmuasında şiir ve yazılar yayımladı. Sağlığı kötüleşince İstanbul’a giderek Heybeliada’daki Sanatoryumda tedavi gördü. Sanatoryumda bulunduğu sırada tanıştığı, aynı kurumda tifodan yatmakta olan Mediha Sessiz ile nişanlandı. Aynı yıl İstanbul’a giderek nişanlısının evine yerleşti. Nişanlısının 3 ay sonra tifodan ölümü üzerine kendi durumu da ağırlaştı. Beşiktaş’ta Şair Leyla Sokak’taki evinde 2 Aralık 1942'de yaşamını yitirdi. Ortaköy Mezarlığı’na defnedildi. Salah Birsel 1956'da şiirlerini ve diğer yazılarını "Rüştü Onur" adlı bir kitapta topladı. Rüştü Onur hastalığı nedeniyle yaşamının çok kısa olacağını bilerek yaşadı ve şiirlerine de bu duyguyu yansıttı. Adı, ölümünden sonra hep kendisi gibi genç yaşta ölen şair arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile anıldı. 22 yaşında veremden hayatını kaybeden şair, kendisi gibi genç yaşta veremden ölen arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte ölümlerinden sonraki yıllarda yayımlanan her şiir antolojisinde kısa yaşam öyküleri ve şiirleriyle “Zonguldaklı şairler” olarak yer almıştır[1] kelebegin ruyasiElveda adlı şiiri 1985 yılında müzisyen Süreyya Akkaş tarafından bestelendi. Memnuniyet Benden zarar gelmez Kovanındaki arıya Yuvasındaki kuşa; Ben kendi halimde yaşarım Şapkamın altında. Sebepsiz gülüşüm caddelerde Memnuniyetimden; Ve bu çılgınlık delicesine İçimden geliyor. Dilsiz değilim susamam Öyle ölüler gibi Bu güzel dünya ortasında. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa'da da çetin bir savaş yaşanmaktadır.  O yıllarda çıkartılan ‘mükellef yasası' ile köylülerin maden ocağında çalışmasının zorunlu tutulduğu bu dönemde, biri telgraf şirketinde diğeri madenin idaresinde görevli iki gencin en büyük tutkusu edebiyat ve şiirdir. Göz nuru şiirlerinin, dönemin en önemli edebiyat dergisi “Varlık”'ta basılması ikilinin en büyük hayalidir ve edebiyat konusundaki en büyük destekçileri de hocamız diye hitap ettikleri Behçet Necatigil'dir. O yıllarda Zonguldak'ta Mehmet Çelikel Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olan Behçet Necatigil, iyi-kötü nüfuz sahibi bir isim olmakla birlikte, bir edebiyat öğretmeni olarak kendisini de ancak döndürmektedir. Muzaffer ve Reşat'ın şiirlerle örülü dünyası belediye başkanının kızı Suzan'ın Zonguldak'a geri gelmesiyle hareketlenecektir. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur.  Suzan ikisinin de bir anlamda ilham perisi olur, hassas hayatlarını ve dizelerini renklendirir. Fakat ‘şiire bahane olan' hayatları verem belasının tehdidi altındadır… 1940'lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer'in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir... Çekimler Zonguldak ve İstanbul'da gerçekleştirilen yapım aynı zamanda Zonguldaklı madencilerin de öyküsüne değiniyor. Yönetmenliğini ve Senaryosu Yılmaz Erdoğan’a ait olan filmin Görüntü Yönetmeni Gökhan TİRYAKİ. Sanat Yönetmeni Hakan YARKIN, Kostüm Gülümser GÜRTUNCA, İdari Yapımcı Pelin EKİNCİ KAYA- Oğuz PERİ, Kurgu Bora GÖKSİNGÜL, Müzisyen Rahman ALTIN, Ses tasarımı Burak TOPALAKÇI, Cast direktörü Rezzan ÇANKIR, Ses yardımcısı Levent İNTEPE. Oyuncular: Kıvanç TATLITUĞ, Mert FIRAT, Yılmaz ERDOĞAN, Belçim BİLGİN, Taner BİRSEL, Ahmet Mümtaz TAYLAN, Farah Zeynep ABDULLAH, İpek BİLGİN, Devrim YAKUT, Servet PANDUR, Ayten SOYKÖK, Emin GÜRSOY, Celalettin DEMİREL, Aksel BONFİL. Prodüksiyon kalitesi açısından çok üstün bir iş olduğunu belirtmek lazım. Uyumlu çalışılmış; o dönem filminde nasıl olması gerekiyorsa teknik detaylar tam da o şekilde ustalıkla kullanılmış. Teknik kalite açısından müzikleri de dâhil olmak üzere tüm görüntüler muhteşem. Seyredilmeye değer bir film. Kaçırmayın! İyi seyirler…
Bu haber toplam 293 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.