1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Kağıttan Kayık! (Bir Öykü)-Burcu Muynak
Kağıttan Kayık!  (Bir Öykü)-Burcu Muynak

Kağıttan Kayık! (Bir Öykü)-Burcu Muynak

     Kağıttan kayık yapmayı unutmuşum çocukluğumu unutur gibi. Oysa ben en çok çocukluğumu özlüyorum bugünü unutur gibi. Masamdaki ajandadan bir...

A+A-
     Kağıttan kayık yapmayı unutmuşum çocukluğumu unutur gibi. Oysa ben en çok Av.Burcu Muynakçocukluğumu özlüyorum bugünü unutur gibi. Masamdaki ajandadan bir yaprak kopardım. Kare bir kağıt çıkardım ortaya. Bunu hatırladım. Sağ köşesini katladım olmadı. Ortadan katladım olmadı, beceremedim…   Birileri biliyor olmalıydı. Ama kime sormalı? Karşımdaki masada oturan Egeli, Ege gibi durgun ve derin Pınar Hanım’a sordum. Telefonu çaldı. Bakışlarından anladım, o hatırlıyordu. Elimde kağıt bir çocuk gibi bekledim. Yerinden kalktı. O da tıpkı bir çocuğa anlatır gibi anlatarak kağıttan kayık yaptı. “ Bak bunu böyle katlıyorsun, buradan çeviriyorsun ve… İşte kayık!” Kendimi bilmeden ellerimi çırptım. Gerçekten sevinmiştim. Bu haliyle kağıt,  kayıktan çok gemiye benziyordu. Belki de zaten gemiydi de ben kayık diyordum! Kapısından çıkmak için can attığım bu yerde hiç olmazsa kağıttan bir geminin varlığı bana umut vermişti. Ajanda yaprağının yazılarını silemezdim ama daha az görünür hale getirebilirdim. Sarı kalemi aldım, boyadım. Pınar Hanım’a sordum. “Geminin adı ne olsun?” “Tabiî ki Barış!” …Barış…. Oğlumun adı… Geminin üzerini boyadıktan sonra üzerine kırmızı kalemle Barış yazdım. Bir köşesine de T.C. Kare yaptığım yaprağın kalan kısmıyla bir bayrak çizdim, kestim, kırmızıya boyadım, ay yıldız çizip bayrak yaptım! Bayrağı geminin içine yapıştırdım. Biraz renkli çizgiler derken… Gemi hazır. Bilgisayarımın önüne koydum. Henüz karada. Elbet bir gün denize iner… İnsan büyük olsa da büyük sorunlara üzülse de çocukça şeylerle umut arıyor. Kağıttan bir gemi gibi… İnsanların yetişemediği yalnızlıklara kağıtlar değiyor. Dilleri olmasa da, sarılacak kolları olmasa da. Hiçbir şey veremiyor belki bana ama… Umut vaat ediyor sınırlı bir zamanda. Oğlumun adını yazmak, ruhumun altında kaldığı sisli bulutları üfledi uzaklara. Bir gün bir gemiye binip gitme hayali donuk gözlerimde bir ışık yaktı. Ruhumun bir parçasını kağıda dökmüşçesine benden bir parça koydum gözlerimin önüne. O gemi benim. O gemi benim yalnızlığım. O gemi benim hayalim ve umudum… O gemi kimsenin göremediği bir boşluğun adı… Boyadığım bayrağın kırmızısı çarpıyor bilgisayar ekranına. İyi ki yapmışım bu gemiyi. İçimde dile dökemediğim hüznü sanal ekrana dökmemi sağladı. Belki dalgalara karışamadı ama içimdeki dalgaları yararak avuçlarıma kondu. Benim de sessizliğe boğulmaya hakkım olduğunu hatırlattı… Benim de umut etmeye ihtiyacım olduğunu… Bu gemi öylece duracak. Hiçbir zaman denizlerde yüzmeyecek. Çünkü hiç denizi olmayacak. Ama belki bir gün deniz de yaparım… Kağıttan deniz yapmayı bilen biri var mı?    
Bu haber toplam 374 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.