1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. İyilikler kötülükleri, sevaplar günahları siler süpürür
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

İyilikler kötülükleri, sevaplar günahları siler süpürür

A+A-

Hazreti Peygamber (sav)i gören ve ona inanan ve bu iman ile ölen kimseye sahabe ya da sahabî denir. Bu ümmetin en hayırlıları, imanı en kuvvetli olanları da onlardır. Ancak unutmamamız gereken bir şey var, o da onların da insan oldukları, zaman zaman hatalara, günahlara düştükleri olmuştur. Fakat onlar bir hata işledikleri zaman hemen onun günahından kurtulmanın çarelerine bakarlar ve gerekirse Hazreti Peygamber (sav)e gelip gerekeni yapmasını söylerlerdi. Onların yaptıkları şeyler de bizler için örnek teşkil etmektedir. Aşağıdaki olay bunlardan bir tanesidir: İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:  Bir kadını öpmüş olan bir kişi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek olayı anlattı. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “Gündüzün iki yanında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl.(Yani beş vakit namazı kıl) Gerçekten iyilikler, kötülükleri silip süpürür” [Hûd sûresi (11), 114] âyetini indirdi. O kişi: Ey Allahın Resûlü! Bu hüküm bana mı aittir? dedi. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:  “Bütün ümmetime aittir” buyurdu.(Buhârî, Mevâkît 4; Müslim, Tevbe 39, Tirmizî, Tefsîru sûre (11), 6) Hadiste söz konusu olan kişi büyük bir ihtimalle Ebü’l-Yüsr Kâ’b İbni Amr’dır. Kadının kim olduğu ise bilinmemektedir. Ebü’l-Yüsr, Akabe biatlarına ve Bedir Gazvesi’ne katılmış bir sahâbîdir. Hatta onun Bedir Gazvesi’nde, Hz. Peygamber’in amcası Abbas İbni Abdulmuttalib’i esir aldığı da bilinmektedir. Kendisi Bedir Harbi’ne katılan mücâhidlerin en son vefat edeni olup hicrî 55 yılında Medine’de vefat etmiştir.

Tirmizî’nin bir rivâyetinde  bizzat Ebü’l-Yüsr olayı şöyle anlatmaktadır:  Hurma satın almak için bana bir kadın geldi. Ona evde daha iyisi var dedim. İçeriye benimle beraber girdi. Ben de üzerine saldırıp öptüm. Daha sonra, duramadım (günahından kurtulmak için) bu yaptığımı Hz. Ebû Bekir’e anlattım. (Ne yapmam gerektiğini sordum)  “Tövbe et, kendini dile düşürme” dedi.  Ömer’e anlattım. O da aynı şekilde: “Tövbe et, kendini dile düşürme” dedi.

Bu cevaplardan tatmin olmadım, daha sonra Resûlullah’a gelip durumu arzettim.  “Allah yolunda savaşa gitmiş bir müslümanın hanımına böyle mi bakarsın?”  buyurdu.  Bunun üzerine  ben içimden: “Keşke şu ana kadar müslüman olmamış olsaydım” diye temennide bulundum. Resûlullah uzun süre başını eğip sessiz kaldı. Nihâyet kendisine yukarıda geçen Hûd sûresinin 114. âyeti vahyolundu. Olayın bundan sonrası, hadisimizde geçtiği gibidir.

Âyet-i kerîme, beş vakit farz namazın, bu namazlar arasında işlenen (küçük) günahlar için kefâret olduğunu belirlemektedir. “İyilikler, kötülükleri yok eder” âyeti ile Kur’an, hadd denilen cezâları gerektiren büyük günahlar dışında kalan hata ve kötülüklerin ibadetler ve daha başka iyilikler ile ortadan kaldırılabileceğini bildirmektedir. Nitekim Hz. Peygamber de bir hadîs-i şerîfinde “İşlediğin kötülüğün peşinden hemen bir iyilik yap ki, bu iyilik o kötülüğü silsin süpürsün!” buyurmuştur.  Olayın kahramanının âyet-i kerîme’deki müjdenin sadece kendisi için mi olduğunu sorması, hükmün bütün ümmete yönelik olduğunun açıklanmasına vesile olmuştur. Bu da hiç şüphesiz müslümanlar için son derece büyük  bir lutuf ve ümit kaynağıdır. Zira hadisin bu şekildeki vürûdundan anlaşılan odur ki, iyiliklerin kötülükleri ortadan kaldırması, Ümmet-i Muhammed’e mahsus bir ilâhî ikrâmdır.  Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Cinsel ilişki söz konusu olmadığı sürece öpmek, tutmak ve kucaklamak gibi fiiller için belirlenmiş bir cezâ yoktur. Bu gibi fiillerin cezasını (ta’zîr) hâkimler takdir eder. 2. Kendisi için belli bir cezâ tayin edilmemiş suçlar, işlenecek iyilikler ile ortadan kaldırılabilir. 3. Beş vakit namaz, küçük günahlara kefârettir. 4. Tövbe kapısı her zaman açıktır. 5. Belli olaylar vesilesiyle vahyolunmuş hükümler, aynı türden olayların tamamı için geçerlidir. Bir başka ifade ile, sebebin husûsî /özel  olması, hükmün umûmî /genel olmasına mâni değildir.

(Riyazü’s-Salihîn tercümesi M. Yaşar Kandemir)

Bu yazı toplam 1712 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.