1. HABERLER

  2. SPOR

  3. İstanbul’a kar yağdı! (2)-Burcu Muynak
İstanbul’a kar yağdı! (2)-Burcu Muynak

İstanbul’a kar yağdı! (2)-Burcu Muynak

(Bir  Öykü)        Ertesi gün İstanbul Valiliği’ne Cağaloğlu’na gitmem gerekiyordu. Herhalde İstanbul içinde çok fazla kar yoktur diyerek yola...

A+A-

(Bir  Öykü)

bbbb

       Ertesi gün İstanbul Valiliği’ne Cağaloğlu’na gitmem gerekiyordu. Herhalde İstanbul içinde çok fazla kar yoktur diyerek yola çıktım Metrobüsler boştu. Islanan ayaklarıma bile aldırmadan cama başımı dayayarak uyumaya çalıştım. Bir ara gözlerimi açtığımda hayrete düştüm. Zira İstanbul’u ilk defa bu kadar beyaza bürünmüş görüyordum. Cağaloğlu yokuşundan çıkamadım önce. İstanbul’un en tarihi mekanları karlar altındaydı. Sanki bir tablo gibi. Durup baktım her yere. İşim bitince tramvay durağına kadar yürüdüm. Tramvay da boştu. Yine bir cam kenarına oturdum. İşte Gülhane, Sultanahmet,  Çemberlitaş… İstanbul o kadar güzeldi ki bembeyazken de… Tramvay bizi büyülü bir yolculuğa çıkarmış gibiydi. Gelinlik giymişti İstanbul. Bir gelin gibi duru, bir gelin gibi tazeydi. Bir gelin gibi nazlı ve sessizdi… Hayalimde bile boyayamazdım bu kadar her yeri beyaza. Bulunmaz bir manzaraydı. Bir an kendimi bir masalın içinde hissettim. Kibrit satan kız masalı aklıma geldi üzüldüm. Gözlerimi iyice açtım, şehrin tüm çilesini bir kenara bırakıp bu güzelliğin tadını çıkarmam gerek dedim. Karın değmediği hiçbir alan yoktu. Hala yağıyordu. Keşke yağdığı her yerdeki kötülüğü de örtseydi. Yok etseydi tüm yalnızlıkları, yoklukları. Kar yağıyordu ama kimi için kahırdı, kimi için bir isyan sebebi, kimi için bir tatil kimi için karşısına geçip bir yudum içkisini içeceği bir manzaraydı… Yanıma bir öğrenci oturdu. Üzerinde ince bir mont vardı. Saçları ıslanmıştı. Burnu kızarmıştı. Elindeki yarım eldivenle burnunu sildi. Kara gözleri vardı kömür karası. Ayaklarında eski bir bot, sırtında yırtık bir çanta. Gözlerinde yaşlı bir adamın yorgunluğu ve hüznü vardı. Sırtından çantayı indirmedi, kamburunu çıkararak oturdu. Kimse umurunda değildi. Kar topu oynamayı bile istemiyordu canı belli ki. O yaşta yokluğun vurduğu yüreği yağan karın aksine kapkara olmuştu. Aynı durakta indik. Hiç gülmüyordu. Birden gözden kayboldu… Saat 16.00 da Büyükçekmece adliyesinde duruşmam vardı. Yolda kaldım. Önümüzde bir kar aracı. O bile gidemiyordu. Otobüsün ön tarafında cama dayandım. Ama buna bile hakkım olmadığını hatırlattı muavin. “Aynayı kapatma abla geri çekil hele” dedi. Çaresiz geri çekildim. Adliyeye vardığımda polis memuru kafasını kaldırıp şöyle bir baktı: ” Hayırdır ablacım bu havada ?” “Avukatım duruşmam vardı da” “Bu havada duruşma mı yapılır be avukat hanım” dedi. Ardından bir memur geldi. Benim gireceğim duruşma yapılmıştı! Bir zabıt aldım çıktım dışarı. Tipi bastırmıştı. Araçlar yolda kalmıştı. Koskoca İstanbul kara esir olmuştu. Yakındaki bir alışveriş merkezine girdim. Ama yarım saat sonra kapatıyoruz diye anons ettiler! Yahu hiçbir yere sığınamadım! Bir benzin istasyonuna girdim. Sağımda solumda şoförler. Taksi durağına sordum. “Abla Beylikdüzü yolu kapalı biz de çıkamıyoruz o yolu” dediler. E ne yapacaktım peki? Orda oturan bir arkadaşımı aradım. Sıkı bir azar yedim niye daha önce aramadım diye. Derken önüme bir Silivri otobüsü geldi. Nasıl mutlu oldum anlatamam! Hem oturacak yer de vardı! Vay be dedim, ne şanslıyım! Yolda bile kalsam hiç olmazsa bana ait bir yer var… Yolda kalan araçlar yüzünden çok zor gittik. E-5 de indim yine yürümeye başladım. Bir önceki günden daha fazla kar vardı. O kadar üşüdüm o kadar ıslandım ki türkü dinlemek bile gelmedi içimden… Mutfakta elimde çay bardağı haberleri izlerken insanların perişanlıklarına seyirci oldum. 2 gün boyunca yaşadığım rezalete bir de yolda tamamen mahsur kalan insanların dramı eklenince yine söylenmeye başladım. Doğayı katlediyoruz. İnsan olduğumuzu unutuyoruz. Doğa ile yaşamayı öğrenmiyoruz. Sanal alemin oyunlarına ve tüketime kendimizi tutsak edip gerçeğin dışına çıkıyoruz.  Ama doğa ve gerçekler işte böyle bizi esir aldığında her şeyin farkına varıyoruz. Tabi sadece 3 günlüğüne! Şimdi düşünüyorum da kar mı bizi esir aldı biz mi kendi hayatlarımızı esir aldık bilemiyorum…            
Bu haber toplam 200 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.