1. HABERLER

  2. SPOR

  3. İstanbul’a kar yağdı! (1)-Burcu Muynak
İstanbul’a kar yağdı!  (1)-Burcu Muynak

İstanbul’a kar yağdı! (1)-Burcu Muynak

(Bir  Öykü)       Günlerden salıydı. Bir müvekkilimin ceza davası vardı ve sanıktı. İlk celse duruşmada bulunması gerekliydi. Arabama bindim...

A+A-

(Bir  Öykü)

bb

      Günlerden salıydı. Bir müvekkilimin ceza davası vardı ve sanıktı. İlk celse duruşmada bulunması gerekliydi. Arabama bindim erkenden. Kar yağmaya başladı. Trafik yoktu. Adliyeye yaklaşınca önümü göremedim güneşten. Ardından bulutlar sardı her yanı ve yeniden kar yağdı. 30 dakikanın içinde birden çok mevsim görmüş gibiydim. Duruşma salonunun önünde müvekkilim hazır bekliyordu. Biz hazırdık ancak hakim yoktu! Bir mazeret dilekçesi verip çıktık… Başka bir adliyenin yolunu tuttum. Kar iyice bastırdı. Silecekler bile yetişemiyordu yağan kar tanelerinin hızına. Bu kadar yoğun bir kar yağışından habersizdim. Kar lastiğim yoktu ve de zincirlerim. Bu nedenle güç bela kendimi bir müvekkilin işyerine attım. İşyerinin penceresinden kayan arabaları gördükçe korkmaya başladım. Arabam karların altında kaldı. Lastikleri bile görünmüyordu.   İnsanlar yolda kalmıştı. Herkes birbirinden haber almak için telefonlara sarılıyordu. 1 saatin içine koca şehir adeta felç olmuştu. Bulunduğum yerden eve yürümem mümkün değildi. İşyerindeki arabalardan birine zincir takıldı.5 kişi arabaya bindik. E-5 karayoluna inmek için… İnsanların gözünde tarifsiz bir telaş vardı. Her yer bembeyazdı. Kar daha da hızlanıyordu. Araba zincire rağmen kaymaya başlayınca indik. Bir kolumda bir müvekkilim diğer kolumda işyerinden bir işçi beni üst geçide çıkardılar.    Metrobüsler durmuştu. Üst geçitteyken rüzgar o kadar sert esiyordu ki gözlerimizi bile açamadık. Bir ara üst geçitten aşağıya baktım. Manzara korkunçtu. E-5 de arabalar durmuştu. Rüzgarın sesi dışında sanki hiçbir ses duymuyordum. İnsanlar çaresiz kızarmış elleri ve yanakları ile birbirlerine bakıyordu.  Küçük çocuklar olan biteni anlamaya çalışırcasına sağa sola dönüyorlardı. Neden sonra bir metrobüs yanaştı. Var gücümüzle metrobüse yetişmek için kayarak koştuk. Açılan kapılara insanlar yığıldı.    Dışarıda metrobüs beklerken soğuktan buz kesmiş eller kapıları zorladı. Bir nefeslik yer vardı hepimize. Beylikdüzü yokuşunu çıkmak kolay değildi. 4 durak gelmiştik 55 dakikada! Yokuşu tüm azmiyle çıkan şoförü alkış yağmuruna tuttuk. Yeri geldiğinde dünyanın en güzel şehirlerinden biridir derler İstanbul’a… Ama dünyanın en kahırlı şehrine dönmüştü. Şehir çaresiz, yollar çaresiz, insanlar çaresiz… Metrobüs ilerledikçe ısınan insanlar söylenmeye başladı. Tabi ben de! Bir yakınımızın kreşte mahsur kalan çocuğu ve diğer 12 çocuk için emniyeti, jandarmayı ve belediyeyi aradık. Ama nafile! Hiçbir ekip kreşe varamadı. Çocukların bulunduğu yerde elektrik kesilmişti, jeneratörlerinin mazotu bitmişti.13 çocuk soğuktaydı ve biz hiçbir şey yapamıyorduk. Galiba Yeni Türkiye dedikleri buydu! Metrobüsten indim. 10 dakikalık yolu yaklaşık 30 dakikada yürüdüm. Dizlerimin üstüne kadar kar vardı. Tüm zorluğuna inat karda yürümenin keyfini çıkarabilmek için cep telefonumdan bir türkü açtım. Kulaklıklarımı taktım ve türküye eşlik ederek evin kapısına vardım… Saat 23.00 civarı cep telefonuma bir mesaj düştü. Kreşte mahsur kalan çocuklar kurtarılmıştı. Mesajı okuyup gözlerimi kapadım…

                                                                                                                                          devam edecek…

Bu haber toplam 224 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.