1. HABERLER

  2. SPOR

  3. İncir Reçeli 2
İncir Reçeli 2

İncir Reçeli 2

 Türk filmlerinin arka arkaya vizyona girdiği Ekim ayı. 100. yılını kutladığımız Türk sinemasına armağan belki de!      Makro sinemalarındayım! Yaşam...

A+A-

 Türk filmlerinin arka arkaya vizyona girdiği Ekim ayı. 100. yılını kutladığımız Türk sinemasına armağan belki de!

     Makro sinemalarındayım! Yaşam pamuk ipliği gibi! O nedenle yaşadığımız günü güzel yaşamak varken, ikiyüzlülüğe ne gerek var. Aldatmak niye! Yalan niye! Nazım Hikmet dediği gibi;

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim

     “İncir Reçeli –“1 filmi izlemedim, izleyen eşimin anlattıklarıyla yetindim. Yaşı ne olursa olsun, aşk denen duygu yumağını yaşayanlardan birkaç kesit. Geriden görebilmek için, saatlerce günlerce, haftalarca… Yıllarca bekleyebilmek sevdiğini… Dokunamasan da, elele tutuşamasan da, birlikte olamasan da, göz göze gelemesen de… Geriden görebilmenin de yeterli olduğu, insanın içini yakan, sevinç, mutluluk ve acı mıdır bilinmiyor. Fakat karşılıksız en güzel yaşanan duygu…  Yaşayamayanların yorum yapamayacağı kadar içten gelen su gibi akan sonunda pınara dönüşen, sele dönüşen ve bazen karşılıksız yaşanan duygudur aşk. Aşk bireyseldir. Gerçek aşk iki kişi arasında yaşanandır. Seviyorum deyipte,  yanında başkasıyla mesajlaşma değildir. Başkasına göz süzme değildir. Başkasıyla telefonlaşma da değildir. Sevdiğinin yanında huzurlu olmak, kendisini ona adamaktır. Bireysel yaşanan sevginin, aşkın kişiler üzerindeki etkisi değişik şekilde nüksederi İşte bu filmde de bunu görmekteyiz. Aşkı su gibi anlatıyorlar. Ölenle ölünmediğinin vurgulandığı. Ölülerin aldatılmasının söz konusu olamayacağının. Yaşamın herşeye rağmen devam ettiğini. Bu arada yeni birlikteliğin yaşanacağının güzel bir örneği. İnsan kendinden bir şeyler buluyor böyle filmlerde! Ve ölüm varken, ayrılık niye? Hasretlik niye? diye kendi kendine sormadan edemiyor. Anlık kırgınlığın sonucunda, bir daha görüşemeyeceğimizi düşünmeden, anlık kırgınlığın nelere mal olabileceğini vurguluyor bu filmde. Keşke… Keşke… diyorsun. Fakat iş işten geçmiş oluyor. İçine kapanık, sevdiğini birinci filmde kaybeden müzisyen Halil Sezai’nin gelgitlerinin bir insan tarafından bu kadar güzel verilebildiği film. Gizem (Şafak Pekdemir) güzel bir oyunculuk örneği çıkarmış ortaya. Aşk ve acısıyla beraber anlatılan güzel bir devam filmi. Karıncanın dahi incitilmediği, hayvan sevgisinin de vurgulandığı bir film. Eleştiriler fazla, dövme ve içki konusu.  Ben tam tersini düşünüyorum. Dikkatli izleyince içkinin iyi olmadığı vurgulanmakta. Geçiyor mu içince diyor bir sahnede Ahmet Uz. Geçmiyor acıyı alıyor diyor Halil Sezai. Demek ki acı insanın içine işliyor. Ne yaparsanız yapın! İçmeyle de geçmiyor. Belki bir kaçış. İnsanlardan, yaşamdan… Herkesin bir hikayesi vardır Kimi kağıda yazar hikayesini ; Kimi etine … Kağıt yanınca et gömülünce biter hikaye İstanbul’un simgesi haline gelen Galata Kulesi manzarasını seyretmeye de değer. Halil Sezai’den güzel şarkılar dinlemeye de değer… Beyaz giyme söz olur Siyah giyme toz olur Gel beraber kaçalım Muradımız tez olur Salına da salına da gel Haydi yavrum dön dolaş yine bana gel 17 Ekim 2014 tarihinde vizyona giren, dram ve romantik olan filmin süresi 108 dakika. Yönetmen - Senaryo: Aytaç Ağırlar,  Yapımcı: Necati Akpınar – Arda Erkman.     Oyuncular: Halil Sezai Paracıkoğlu, Şafak Pekdemir, Sinan Çalışkanoğlu, Ahmet Uz, Selim Akgül, Tuğba Sarıünal, Melike Güner, Kerem Hakan İlçin… Kendisiyle yüzleşmeden, aşktan, sevmekten korkanlar gitmesin bu filme. İkiyüzlüler, dedikocular, yalan söyleyen, aldatanlar gitmesin bu filme… Seyredilmeye değer! İyi seyirler!        
Bu haber toplam 531 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.