1. YAZARLAR

  2. AHMET POLAT

  3. İMANIN ŞUBELERİ
AHMET POLAT

AHMET POLAT

"KALENİN KANDİLİ"
Yazarın Tüm Yazıları >

İMANIN ŞUBELERİ

A+A-

Geçtiğimiz günlerde, Osmanlı medreselerinde uzun yıllar ders kitabı olarak okutulan Allâme Sadettin Teftâzânî’nin Şerh-i Akâid’i ve onun şerhi Nibrâs isimli eserini inceliyorduk. “İman” bahsinde, imanın şubeleri hakkındaki “İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte ‘Allah'tan başka ilâh yoktur’ sözünü kabul etmek ve en altta ‘İnsanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekmek / kaldırmak.’ Bulunmaktadır. Hayâ da imanın bir parçasıdır.” (Buhârî, îmân, 3) hadisi ve bu hadisin izahatıyla karşılaştık. Daha önceki zamanlarda, acaba Resûlellah (s.a.s.) burada kesretten kinaye mi yaptı, yoksa imanın bu kadar şubesi var mı? diye kendi kendime sorardım. Buyurun hep beraber konuya açıklık getirelim.  

Beşerin hidayet kaynağı Kur’an ile âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.); Müslümanları ahlâkî, itikâdî ve amelî konularda yetiştirecek nitelikte pek çok nasihati ve tavsiyesi vardır. Bu nasihatler kimi zaman açık ifadelerle verirken, kimi zaman tasvir üslubunda kullanılmıştır. Kimi zaman da kinayeli lafızlara yer verilmiştir.

Her milletin ve her dilin kendine has anlatım tarzı vardır. Mecazi veya kinevi lafızları kendi lisanımızda rahatlıkla anlayabiliriz. “Sınavı kaybettiğini duyunca adeta yıkıldı” cümlesi mecazi anlatıma örnektir. “Atılan ok geri gelmez” cümlesinde de kinayeli anlatım biçimine misaldir. Aynı şekilde bazı ayet ve hadisler de kinevi veya mecazi üslupla ifade edilmiştir. 

Kur’an ve Sünnet; dini hükümlerde müracaat edilen dört esas kaynaktan ikisini oluşturur. Yukarıda da açıklandığı üzere bazı ayet ve hadisler hakikat anlamı taşırken, bazıları da mecaz ve kinaye sanatıyla irat edilmiştir. Bu nedenle ayet ve Efendimizin (s.a.s.) hadislerindeki rakamsal ifadeler; ya sınırlı ve muayyen şeylere delalet eden hakiki lafızlardır, ya da kesretten kinaye olarak kullanılan lafızlardır.

“Onlar mağaralarında üç yüz dokuz yıl kaldılar.” (Kehf, 18/25) ayeti ile “çocuklarınız yedi yaşına geldiğinde onlara namazı öğretin/emredin, on yaşına geldiğinde namaz kılmıyorlarsa (kaba yerlerine) vurun, onların yataklarını ayırın.” (Ebû Dâvud Salât, 26) hadisindeki rakamsal ifadeler, hakiki manayı ihtiva etmektedir.

Bir de kesretten kinaye olarak kullanılan rakamlar vardır ki, “Onların bağışlanması için Allah’a ister dua et ister etme; onların affedilmesi için yetmiş kere de dua etsen Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü onlar Allah ve resulünü inkâr etmişlerdir. Allah günaha batmış kimseleri doğru yola iletmez.” (Tevbe, 9/80) ayeti ve “İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte 'Allah'tan başka ilâh yoktur' sözünü kabul etmek ve en altta insanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekmek/kaldırmak bulunmaktadır. Hayâ da imanın bir parçasıdır.” (Buharı, Îmân, 3) hadisi de bu doğrultudadır. Bu ve buna benzer ayet ve hadislerdeki gaye; anlatım ifadesini güçlendirme, düşünülebilecek en üst noktaya insanı teşvik etme ve konunun önemini vurgulamaktır.

Yukarıda özet mahiyetinde serdedilen bilgiler, bizlerin Kur’an ve Sünnet’in doğru anlaşılması noktasında belli ipuçları vermektedir. Başka bir deyişle, kendisinde sayısal veriler bulunan her bir ayet-hadis; ya hakikat, ya tezyini kelam, ya da dikkat çekme ve manayı kuvvetlendirme amacıyla mecaz veya kinaye ifade eder.

Günlük hayatımızda bile rakamlara başvurarak meramımızı anlatırken, ayet ve hadislerde de dil inceliklerine yer verilmesi pek tabidir. Dolayısıyla bazı ayet ve hadislerde rakamlara takılıp zorlama teviller yapmanın hiçbir fayda getirmeyeceğini bilmek gerekir.

İmanın şubeleri hakkındaki hadiste; hakiki mana kastedilirse, imanın 77 kadar şubesinin bulunduğu rivayet edilmiştir. Hadiste; kinaye kastedilirse ki bu da mümkündür. O takdirde imanın pek çok şubesinin/dallarının bulunduğu anlaşılır. Yapabildiğimiz araştırmalar neticesinde hadisi, kinaye bağlamında ele almanın daha uygun olacağı kanaatini taşımaktayız. Hadise hakikat anlamı verildiğini varsayarak 77 şubeyi ayetler eşliğinde delillendireceğiz.

  1. Allah’a İman: “Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler.” (Bakara, 2/186)
  2. Allah’ın Sıfatlarına İman: (Yüce Allah’ın pek çok sıfatı vardır. Ancak burada birkaçına değineceğiz.) “Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; diridir, her şeyin varlığı O’na bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları O bilir. O’nun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür.” (Bakara, 2/255)
  3. Mahlûkatın Sonradan Yaratıldığına İman: “İşte O, her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah´dır. O´ndan başka tanrı yoktur. O halde nasıl olup da döndürülüyorsunuz!”(Mü’min, 40/62)
  4. Meleklere İman: Allah’ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandılar. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” dediler.” (Bakara, 2/285)
  5. Kitaplara İman: (Bakara, 2/285)
  6. Peygamberlere İman: Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ülü’l-emre de. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir.” (Nisâ, 4/59)
  7. Kadere İman: Kadere inanmak; son asırda yaşayan Müslümanlarda yanlış algılanan veya algılanmak istenen bir meseledir. Aslında kader vardır, ancak bizler tembelliğin ve sorumsuzluğun neticesindeki başarısızlıkları kadere hamlettiğimiz için kader algısı yanlış bir hüviyete bürünmektedir. De ki: Allah dilemedikçe ben kendime bile ne bir zarar ne de fayda vermeye muktedirim.” (Yûnus, 10/49) ve “Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’ın üzerine olmasın. Allah onların halen bulunduğu yeri de emanet olarak konulacağı yeri de bilir; hepsi apaçık kitapta vardır.” (Hûd, 11/6) ayetleri kadere imana işaret etmektedir.
  8. Ahiret Gününe İman: “Rabbimiz! Muhakkak sen insanları geleceğinde asla şüphe olmayan bir günde toplayacaksın.” (Âl-i İmrân, 3/9)

 

Önümüzdeki haftalarda kalan maddelere değineceğiz inşallah.

 

Bu yazı toplam 492 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.