1. HABERLER

  2. SPOR

  3. İLK YARININ ARDINDAN - Kemal Ulusoy
İLK YARININ ARDINDAN - Kemal Ulusoy

İLK YARININ ARDINDAN - Kemal Ulusoy

Süper Toto Süper Lig’in 2011-2012 sezonunun ilk yarısı ilginç sonuçlarla kapandı. Bekleneni veremeyen ve performansları önceki seneye göre düşen takımlarla,...

A+A-

Süper Toto Süper Lig’in 2011-2012 sezonunun ilk yarısı ilginç sonuçlarla kapandı. Bekleneni veremeyen ve performansları önceki seneye göre düşen takımlarla, beklenenin üstünde performans yakalayan takımların mücadeleleri kaliteden uzak olsa bile yine de heyecan vericiydi. Bu sezon ligin 3 Temmuz’daki şike operasyonlarının gölgesinde başladığı düşünülürse önceki senelerin havasını yakalayamamış olmak ve ligin kalitesinin düşmesi gayet olağan görünüyor. Şampiyonluk yaşamış 5 takım dışında, şike soruşturmalarının ardından TFF’nin almış olduğu karar ile play-off sisteminin alt ve orta sırada mücadele eden takımları ateşlediği söylenebilir. İlk yarının puan durumlarına baktığımızda da özellikle orta sıralardaki takımlarla ligin en tepesinde yer alanlar arasında puan farklarının devasa ölçülerde olmadığı açıkça görülüyor. Ligin ilk yarısını zirvede tamamlayan Galatasaray’ın son 3-4 maçı saymazsak çok iyi bir futbol oynayarak zirvede yer aldığını söylemek yanlış olur. Galatasaray’ın başarısının yükselmesinde oyunu her iki yönüyle iyi oynamasının ötesinde fizik açıdan takımın güçlenmesi ve sahada ayakta kalabilmesinin önemi daha çok diye düşünüyorum. Özellikle çıkışını Ankara’da oynadığı Gençlerbirliği maçıyla başlatan Galatasaray’ın bu yönüne dikkat etmek gerekiyor. Tam tersine Fenerbahçe’deki düşüşün nedeninin de fiziki açıdan yetersiz kalması diyemesek de güçlerindeki düşüşten kaynaklandığı açık. Bir yanda şike soruşturmalarıyla psikolojik savaş veren, bir tarafta da yoğun lig programına adapte olmaya çalışan, iyi yabancılarını satmak zorunda kalan, çok fazla Alex’e bağlı futbol oynayan bir takım Fenerbahçe. Lige iyi başlangıç yapamamış olsalar da Beşiktaş, Eskişehirspor ve Gençlerbirliği yükselen grafikleriyle göz dolduruyor. Özellikle Es-Es ile Gençlerin ligin parlayan sürpriz takımları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Fakat her iki takımı da iyi yerlere taşıyanların teknik heyetleri olduğunu gözden ırak tutmamak gerekiyor. Skibbe’nin gidişinin ve yerine Ersun Yanal’ın getirilişinin Es-Es’i nasıl etkileyeceği şimdilik muallak. Ersun Yanal’ın takımlarının ilk başlarda çıkış gösterse de sonradan düşüş yaşadıkları gerçeği önümüzde duruyor Gençlerbirliği örneği hariç olmak üzere. Gençlerbirliği’nin ise yapacağı ara transferlerle kadrosunu genişleteceği, ikinci yarı daha alternatifli ve kendisine güveni gelen oyuncularla dolu bir kadroyla mücadele edeceği aşikar. Gençlerbirliği’nin arkasına dizilen Mersin İY, Kayserispor ve Trabzonspor’un ise ilk yarının diğer iyi çıkış yapsa da sonrasında düşüşe geçen takımlar olduğunu söylemek yanlış olmaz. Özellikle şike soruşturması ve saha dışındaki işlerle çok meşgul olan bir Trabzonspor’un başarısına dair şüphelerim gittikçe artıyor. Mersin İY’nun yeniden bir çıkış yakalayabileceği, Kayserispor’un ise Ambrabat’ta yaşadığı sıkıntılardan da kaynaklı olarak düşüş yaşayabileceğini düşünüyorum. İstanbul BB ve Orduspor’un lige iyi başlangıç yaptıkları halde en hızlı düşüşü yaşadıkları muhakkak. Özellikle İstanbul BB’nin düşüşünde teknik kadronun değişmesinin etkisi oldukça fazla. Orduspor’daki en büyük yanlışın ise, takımı Süper Lige çıkaran Metin Diyadin’de ısrarcı olunmaması olduğu bendeki hakim kanı. Takımlarımızın hastalığı olan ve birkaç kötü sonuçta direk -başarılı olduğu daha kısa bir süre önce dillendirilen- bir teknik direktöre hesabın kesilmesinin doğru olmadığı bilinen bir gerçek ve yöneticilerin kısa yoldan kaçış yöntemi. Sezonun ilk yarısında bekleneni veremeyen en önemli iki takımsa Bursaspor ile Gaziantepspor kuşkusuz. Bu iki takımın ikinci yarı nasıl bir performans gösterecekleri merak konusu. Ligin en altında yer alanların ise durumu oldukça zor gözüküyor. Özellikle puanlarından bağımsız olarak oynadıkları oyunun kalitesizliği nedeniyle taraftarlarını üzdükleri kesin. Ankaragücü’nün saha dışındaki olaylardan kaynaklı olarak takımını kaybetmesi ve deneyimsiz oyuncularla ikinci yarıyı kurtarması imkansız görünüyor. Uzun bir aradan sonra yeniden Süper Lig'e çıkan Samsunspor’un ise sonuç elde etmedeki beceriksizliği onları nereye taşıyacak belirsiz. İkinci yarıda Samsunspor’un iyi oynamasa da maç kazanmayı öğrenmesi gerekiyor. 16. sıradaki Karabükspor’da ise Emenike’nin boşluğundan söz etmekten artık vazgeçip, mücadele eden bir takım hüviyetine bürünmek öncelik arzediyor. İkinci yarı önümüzdeki hafta başlıyor ve ilginç bir sezon olacağı kesin. Özellikle ilk 8’de yer almak isteyecek takımların mücadelesi göz doldurabilir. Ara transferlerin ilk maçlarda oynayamayacak olması komedi haline dönüşmüş olsa da, bu transferlerin takımlarına uyum sağlayıp sağlayamayacakları da oldukça önemli.   İLK YARININ ARDINDAN - Kemal Ulusoy - kemalulusoyy@gmail.com

Bu haber toplam 223 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.