1. HABERLER

  2. SPOR

  3. İlk operaya gidişim
İlk operaya gidişim

İlk operaya gidişim

Diyeceksiniz ki, bu da ne! Vallahi bende bu yaşta yeni görüp seyredeceğim. Kendim davetiye alıp gitmiş değilim. Gönülsüz oldu biraz, fakat mecbur kaldım....

A+A-

Diyeceksiniz ki, bu da ne! Vallahi bende bu yaşta yeni görüp seyredeceğim. Kendim davetiye alıp gitmiş değilim. Gönülsüz oldu biraz, fakat mecbur kaldım. Av. Mustafa Duman ve eşi akşamüzeri bizi almaya geldiler. Araca biner binmez. “Akılsız başın ceremesini tabanlar çekermiş” dedim. Anlamadık diye güldüler. Bal gibi anladılar ne dediğimi. Kırıkkale’nin en akıllıları bizleriz herhalde! Yola koyulduk Elmadağ yokuşunu çıkarken kar bastırmaya başladı. Mustafa bey işte şimdi yandık Alaattin beyin dilinden kurtulamayız dedi. Ankara’ya sık gittiği için Büyük Tiyatronun araç parkına gidecek şekilde yolu tayin etti. Sağ salim geldik. Kar durmuştu. Büyük tiyatronun önü kalabalıktı. Yıllar önce toplu bilet alıp grup halinde geldiğimiz günleri hatırladım. Yola doğru döndüğümde tarihi T.C. Kültür ve Turizm bakanlığı binası karşıdaydı ışıkları ile güzel görüntü sergiliyordu. İlerde sağda Resim ve Heykel Müzesi yüksek binada kendini gösteriyordu… diye başlıyordu 11.04.2009 tarihli yazım. Cep telefonum çalıyordu… Evde benden başka kimse yoktu. Bakacak dermanım da yoktu. Bel fıtığı olmuştum. Telefonu zar zor kulağıma götürdüm. - Bir bayan sesi… Ben Ankara Opera ve Balesi Müdürlüğü'nden arıyorum,  Müdürümüz sizle görüşmek istiyor. - Tamam dedim bir bu eksikti. 24 Martta gittiğimiz “La Boheme” oyunu için yazım yayınlanmıştı. Demek baltayı taşa vurmuştuk. - Ben Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürü Erdoğan Davran. - Nasılsınız? - Sağolun. Siz nasılsınız? Buyurun! - “La Boheme” oyunu ile ilgili yazınızı okudum. - Evet deyip, ne diyeceğini beklemeden; ben profesyonel yazar değilim, amatörce bir şeyler yazmaya çalışıyorum. - Hayır onu demek istemedim. Yazınızı çok beğendim. Opera hakkında görüşleriniz, düşünceleriniz ve bunu doğal olarak kaleme almanız beni etkiledi. Size teşekkür etmek için aramıştım. Sizle tanışmak isterim, geldiğiniz zaman. - Teşekkür ederim, dediğiniz gibi müdür bey, düşüncelerimi aktardım, olduğu gibi. Bu kadar beğeneceğinizi düşünmemiştim. Ben size teşekkür ederim. - Sizi tüm oyunlarımıza bekliyoruz. - Evet, gelmek isteriz. Ancak, İnternetten bilet almak için girdiğimde çoğu zaman bulmak mümkün olmuyor. - Size cep telefonumu veriyorum. Gelecek olduğunuz zaman, aramanız yeter. Sizi misafir etmekten mutluluk duyarız. - İyi günler! - İyi günler! İşte tedavi! İnsana bu kadar mutluluk veren bir şey olamaz. Bunu parayla pulla ölçemezsiniz. Milyarlara değer bir iki cümlenin getirdiği haz ve mutluluk. Eşimi aradım.  Aman bir sevindi bir sevindi.  Sanki kanatlanıp uçacak. İyi de ben senin gibi sevinmedim. Neden? Şimdi artık elimiz mahkum aradabir de olsa operaya gitmek yükümlülüğüne girdim ister istemez. Onun için de kendim ettim kendim buldum diye yazı yazacağım. Ne yazarsan yaz ben çok sevindim. Sana her zaman diyordum operaya gidelim diye, gördün mü? Evet ön yargılı olmamak gerekiyor bir konuda. Belki zaman içinde anlarım sökerim de, dekor ve kostümleri görmek içinde bile olsa gitmeye değer. Ayrıca e-mail göndermişti;   Sayın Alaattin KARAER,   Kırıkkale İl Gazetesinde 11.04.209 tarihinde "La Boheme" başlığıyla yazmış olduğunuz makalenizi ilgiyle okudum. Daha önce hiç seyircimiz olmamanıza rağmen opera sanatı ve eser hakkında vermiş olduğunuz detay aktarımlarınız için teşekkür ederim. Amacı opera ve bale sanatını Ülkemizde Uluslararası boyutlarda sanatseverle buluşturmak olan Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü diğer eserlerde de sizleri ağırlamaktan büyük mutluluk duyacaktır. Sevgilerimle... M.Erdoğan DAVRAN Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürü

Bu haber toplam 177 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.