1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. İlk Muhacir Ebu Seleme (1)
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

İlk Muhacir Ebu Seleme (1)

A+A-

O, hem Allah Rasûlü’nün halası Berre’nin oğlu hem de sütkardeşiydi. Ebû Leheb’in cariyesi Süveybe, Efendimizle birlikte onu da emzirmişti. İslam’ın henüz ilk günlerinde hanımı Ümmü Seleme ile birlikte Muhammed aleyhisselâm’a iman etmiş, Allah yolunda nice eza ve cefaya maruz kalmıştı. Rabbine özgürce ibadet etmek, zalimlerin işkencelerinden kurtulmak için Habeşistan’a hicret etti. Orada dinini yaşamasına kimse karışmıyor, inancından ötürü hiçbir baskı ve zorlama görmüyordu. Fakat doğup büyüdüğü topraklar, İbrahim’in şehri Mekke, Allah’ın evi Kâbe ve elbette ki Muhammed aleyhisselâm gözünde tütüyor, onların hasreti yüreğini parçalıyordu.

Bir gün Mekke’den müjdeli bir haber geldi. Kureyş liderleri Müslüman olmuş, baskı ve şiddet sona ermişti. Öyleyse gurbetin kahrını çekmesine, Habeşistan’da kalmasına gerek yoktu. Hanımı ve çocuğunu da yanına alarak bir grup Müslümanla birlikte Mekke’ye doğru yola çıktı. Sevdiklerine kavuşmanın heyecanıyla zorlu yollar aşılmış, Mekke yakınlarına varılmıştı. Ancak şehre yaklaşıldıkça sevinç ve mutluluğun yerini derin bir endişe ve tedirginlik aldı. Mekkelilerin bırakın Müslüman olmayı, müminlere eskisinden çok daha acımasız davrandıkları konuşuluyordu. Yolda karşılaştıkları insanların sözleri, ümitlerini tüketmiş, yüreğine ateş salmıştı. Bir adım ötede Mekke, Mekke’de Allah’ın en sevgili kulu vardı. Ancak şehre girmek yasak, yasağı çiğnemenin karşılığında ölüm vardı.

Nice dağları, denizleri ve çölleri aşan müminlerden bir kısmı gözyaşları içinde geriye Habeşistan’a döndü. Ama Ebû Seleme gidemedi. Tam da Mekke’ye gelmişken geri dönememiş, sonu ne olursa olsun sevdiklerine kavuşmayı tercih etmişti. Dayısı Ebû Talib’e haber gönderdi. Ancak onun himayesinde doğduğu şehre, Mekke’ye girebildi. Ebû Talib hem yeğeni Muhammed’e hem de Ebû Seleme’ye kol kanat gerdi. Onları düşmanların işkencelerinden korumanın mücadelesini verdi. Ebû Talib vefat edip Mekke semalarını hüzün kapladığında iki kardeş artık Mekke’de kalamayacaklarını anlamışlardı. Muhammed aleyhisselâm Tâif’e gitti. Fakat Tâif rahmet yüzlü Nebi’ye Mekke’den daha katı daha vicdansızca davrandı. Son Peygamber, hayatının en acı gününü yaşadığı nasipsiz şehirden Mekke’ye döndüğünde yüzünde hüznün en derin izleri vardı.

Ebû Seleme kavminin zulmüne, hakaret ve işkencelerine bir süre daha sabretti. Bir gün Yesribli on iki kişinin iman ettiğini, Akabe’de Muhammed aleyhisselâm’a söz verdiğini öğrendi. Hemen evine gitti. Eşyalarını hazırladıktan sonra hanımı Ümmü Seleme ve oğlu Seleme ile birlikte Yesrib’e hareket etti. Bir an önce Mekke’den uzaklaşmalı, imanını özgürce yaşayabileceği Yesribe, Medine’ye varmalıydı. Kureyşliler anlamadan, hicretine mani olmadan yürümeli, ailesini şirkin ve zulmün esiri bu şehirden kurtarmalıydı. Ebû Seleme ve ailesi bir daha hicret ediyor, imanları uğruna vatanlarından bir kez daha vazgeçip Allah’a gidiyorlardı. (Devamı yarın)

 

Bu yazı toplam 501 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.