1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. HZ. MUHAMMED’İN NURUNUN ALINDAN ALINA GEÇEREK SAHİBİNE ULAŞMASI
HZ. MUHAMMED’İN NURUNUN ALINDAN ALINA GEÇEREK SAHİBİNE ULAŞMASI

HZ. MUHAMMED’İN NURUNUN ALINDAN ALINA GEÇEREK SAHİBİNE ULAŞMASI

Hz. Muhammed’in vücudunun zuhura gelme sebebi Peygamber Efendimizin; Yaratılma sebebini, Yaratılmadan önce nerede olduğunu, Dünya âlemine niye...

A+A-

Hz. Muhammed’in vücudunun zuhura gelme sebebi

Peygamber Efendimizin;
  • Yaratılma sebebini,
  • Yaratılmadan önce nerede olduğunu,
  • Dünya âlemine niye getirildiğini,
  • Aslını, sülalesini, ata ve dedelerini,
  • Önceden yaratılan nurunun, intikal sırasını,
  • Kimden kime kadar nasıl geçtiğini;
  Süleyman Çelebi’nin Mevlidinden:   “Hak Teala kendi padişahlığını bu âlemin bilmesini istedi. Onun temiz zatı gizli hazineydi; diledi ki, o hazineyi gözle görülür duruma getirsin. Gizli hazinesini halka görünür kıldı; nice türlü nesneyi de var etti. Mustafa, suret âlemine (dünyaya), âlem onunla safa bulsun diye geldi. Bildiniz ki, O Muhammed ne imiş, daha buraya gelmeden nerede imiş. Görünürde gerçi Muhammed son idi; fakat manada hepten ön idi. Manada mademki Resul mukaddemdir (her varlıktan önce yaratılmıştır), hem hakikat, usulün aslıda O’dur. Bunca varlığa sebep hem O imiş; âlem O olduğu için olmuş. Önden sona kim olduğunu söyleyeyim. Söyleyeyim ki, O şerif, O latif, O zarif nasıl doğdu. Aslını hepten dile getireyim; Âdem’e kadar da gözler önüne sereyim. Hem de, Ahmed’e erinceye kadar kimler ata, ya da kimler dede oldu bilesiniz. Hem de o nurun nasıl geçişte bulunduğunu, kimlere gelip kime gittiğini bilesiniz. Ta ki mevlidi aslı ile hem de Peygamberin nesli ile bilmiş olasınız.” (S.Çelebi-N.Pekolcay, 2005: 66–67–68–69)     Muhammed nurunun Âdem’in alnına ilk konulması   “Allahü Azimüşşan Hazretlerinin, Âdemoğullarının Seyyidi Muhammed (a.s.) ı yaratmak yüce muradı oldu:  ‘Ey Cebrail! Yer’in en güzel, iyi, temiz bir bucağından bir avuç toprak getir’ emrini verdi. Cebrail (a.s.), öteki mertebesi yüce meleklerle beraber yere indi Hazret’i Resulullah (s.a.v.) in merkadleri yerinden bir avuç toprak aldı. Yüce Cennet ırmaklarından Tesnim suyu ile yoğurdu, bembeyaz inci gibi yaptı, sonra cennetler içinde olan ırmakların hepsine daldırdı ve yedi kat gökleri ve yedi kat yerleri gezdirdi. Vakta ki, Âdem (a.s.) yaratıldı. O bembeyaz nur, onun alnına yerleşti.” (Kara Davut: 137)   “Hak Telala çün yarattı Âdemi Kıldı Âdem’le müzeyyen âlemi Mustafa nurunu alnına kodu Bil Habibim nurdur bu nur dedi” Kıldı O nur anın alnında karar Kaldı anın ile nice rüzigâr” (S.Çelebi-N.Pekolcay,2005: 70–71)   “Yüce Allah âlemi yaratınca, onu Âdem Peygamber ile süslenmiş kıldı. Peygamberimizin nurunu O’nun (Âdem’in) alnına koydu. Bil ki bu nur Habibimin (Hz. Muhammed’in) nurudur dedi. O nur Âdem’in alnında karar kıldı ve uzun yıllar Âdem Peygamber ile beraber kaldı.” (S.Çelebi-N.Pekolcay,2005: 70–71)   “O’nun (Hz. Muhammed’in) nuru, İlk defa Âdem Peygamber’in alnına nakşedildi.” (N.Fazıl, 2007: 29)   “Âdem’in alnında bir nur; Derken öbür peygamberlerde.” (N.Fazıl, 2006: 22)   “Hak Celle ve Ala Hazretleri: ‘Ey Âdem! Bu nura çok saygı göster. Onu koru, sakla. Ve sen de evladına nakledince ona da öğüt ver ki bütün oğul ve onların oğullarına bu emanet olsun. Ta o nur sahibi Habibim Muhammed doğuncaya kadar kadından en temiz hatunlar nikâh edilsin. Onu korumalarına, saygı göstermelerine, ona ihtimam etmelerine kendisinden and al!’ dedi.” (Kara Davut: 137–138)   Nurun Adem’in alnından Havva’nın alnına geçmesi   “Sonra Havva alnına nakletti bil Durdu anda dahi nice ayü yıl”   “Sonra Havva annemizin alnına geçti, orada da nice ay ve yıl yani uzun yıllar durdu.” (S.Çelebi-N.Pekolcay, 2005: 70–71)   “Hz. Havva ile Hz. Âdem’in evlendiğinde, nikâh mihrleri Muhammed (s.a.v.) e yirmi bir kere salâvatı şerife idi.” (Kara Davut: 80)   “Hazreti Havva, (yüz elli kere gebe kaldı-K.Davut:919) Her doğumunda bir erkek ve bir kız doğururdu. Hak Celle ve Ala Hazretleri Nuru Muhammedi’ye ikramda bulunarak (Yirminci doğumunda-K.Davut:920) Şit (a.s.) ı, anası Havva’nın karnında tek ve yalnız yarattı.” (Kara Davut: 143)   “Hz. Havva, Şit’e hamile olunca, alnında parıldamağa başlayan nur, Şit’i doğurduğu zaman, O’nun alnına geçmişti.” (A.Köksal, Peygamberler Tarihi 2007: 67)   “Şit doğdu ana nakletti bu nur Anın alnında tecelli kıldı nur”   “Şit doğunca, nur O’na geçti, bu defa nur O’nun alnında tecelli etti.” (S.Çelebi-N.Pekolcay, 2005: 70–71)   “Nur, Âdem Peygamber’den,  oğlu Şit Peygamber’e geçti.” (N.Fazıl, 2007: 29)   “Âdem Aleyhisselam, Şit’in kendi yerini tutacağını anlamıştı.” (A.Köksal, 2007: 67)   “Hz. Âdem de Şit’den aynı mahiyette and aldı; Oğlunun oğullarından birbirlerine vasiyet etmek üzere.” (Kara Davut: 143–144)   “Erginlik çağına eren Şit; tıpkı Havva’ya benzeyen ‘Nehvayetül Beyza’ ile evlendi.” (Kara Davut:143–144)   “Şit Peygamber de oğluna, babasından aldığı öğütü devretti: Bu nuru ancak temiz, temizin temizi, Allah’ın huzurunda alacağınız kadınlar yolu ile oğuldan oğla geçiriniz!” (N.Fazıl, 2007: 29)   “Ve Âdem Peygamberden başlayan nur, peygamberden peygambere atlayarak İbrahim Peygambere kadar geldi.” (N.Fazıl, 2007: 29)   “Geçti bilmem kaç nesilden, İbrahim’den İsmail’den” (N.Fazıl, 2006: 23)   “O nur, o nur elde sancak; Aktarılır, nebi nebi. Bir beklenen var ki, ancak, Nurun ezelden sahibi…” (N.Fazıl, 2006: 23)   “Oradan, İsmail Peygamberde şubelenip, Kâinatın Fahrine oymaklık şerefinin sahibi Kureyş’in Haşimoğulları koluna ve asıl sahibine ulaştı.” (N.Fazıl, 2007: 30)   “Şit Aleyhisselamın alnında parlayan Peygamberlik Nur’u, eşine, oğlu Enuş doğduğu zaman da, Enuş’un alnına, ondan da, oğlu Kaynan’ın alnına geçmiş, asırlar boyunca, alından alına geçmiş durmuş ve nihayet, Abdülmuttalip’ten, Abdullah’a, ondan da, Muhammed Aleyhisselama geçip son temelli sahibinde karar kılmıştır.” (A.Köksal 2007: 67–68)   Hz. Şit (a.s.) - Hz. İsmail (a.s.) arası nurun silsilesi   Süleyman Çelebi Mevlidinde; Hz. Şit ve Hz. İsmail arasında nurun sırasıyla intikal ettiği isimleri şöyle sıralıyor:   “Şit doğdu ana nakletti bu nur Anın alnında tecelli kıldı nur”   “Şit doğunca, nur O’na geçti; bu defa nur O’nun alnında tecelli etti”   “Anası rahmine çün düştü Enôş Nur ona nakletti onda durdı hoş”   “Enôş anası rahmine düşünce, nur O’na geçti. O’nda da hoş durdu.” “Enuş’un alnında peygamberlik nuru parıldardı” (A.Köksal, 2007: 70)   “Çün Enôş’un oğlu Kaynan doğdu yâr Nur-ı Ahmed onda oldu aşikâr”   “Enôş’un oğlu Kaynan doğunca, Ahmed’in nuru O’nda görünür oldu.” “Kaynan’ın alnında da, peygamberlik Nur’u, parıldardı” (A.Köksal, 2007: 71)   “Vardı Mehlâyîl’e o nur-ı Resul Sonra Yârid alnına kıldı nüzul”   “Sonra O Resulün nuru Mehlâyîl’e vardı; ondan da Yârid alnına indi.”   “Çünkü Uhnûh’a erişti nur yine Geçti ondan Müteveşlah alnına”   “Uhnûh’a erişince de, ondan Müteveşlah alnına geçti.” “ Mettu Şelah, Alnında Peygamberlik nuru parıldardı.” (A.Köksal,2007: 83)   “Lemk ü Nuh u Sam u hem Erfahşed’e Vardı Âbir Fâlig’a hem ey dede”   “Sırasıyla Lemk, Nuh, Sam ve hem Erfahşed’e, hem de Âbir ve Fâlig’a vardı.”   “Erg u Sârûg u Nâhûr’a geldi çün Vardı Târah alnına doğduğu gün”   “Vakta ki, Erg, Sârûg ve Nâhûr geldi; nur onlara, sonra doğduğu gün Târah alnına vardı.” “Erdi İbrahim’e İsmail’e hem”     Ve Târah (Taruh), Edna adında bir temiz hatunu aldı. Ondan Hz. İbrahim doğdu.” (Kara Davut: 144–145)   Asım Köksal Hoca Peygamberler tarihi eserinde yukarıdaki sıralamayı hemen hemen aynen teyid edyor. Hz. İsmail’den Hz. Muhammed’e kadar olan sıralamayı yazmayan Süleyman Çelebi; “diğerlerini yani kalanını söyler ise sözünün uzayacağını şu mısraıyla ifade ediyor.”   “Erdi İbrahim’e İsmail’e hem Söz uzanır eğer kalanın der isem”   Devamında ise; “Ben, İsmail’e kadar olanını anlattım. Bundan sonrasını kalanını bunlardan hemen anlayacaksınız, akıllı olan herkesin anlaması gerekir.”   “Bunlara erince uş kıldım beyan Bakisin anlayasın bundan heman” (S.Çelebi-N.Pekolcay, 2005: 70- 71- 72–73)   YARIN: İBRAHİM PEYGAMBER VE SONRASI  
Bu haber toplam 1758 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.