1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. HZ. HAMZA (R.A.) KİMDİR?
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

HZ. HAMZA (R.A.) KİMDİR?

A+A-

Esedullah -Allah’ın Arslanı  Seyyidüşşühedâ -Şehitlerin Efendisi ünvanı ile anılan Hazreti Hamza -radıyallahu anh, Peygamberimizin en küçük amcasıdır. Babası Abdulmuttalib, annesi Hz. Âmine’nin amcasının kızı olan Hâle bint Vüheyb’dir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) onu çok severdi. Çünkü o, sadece sevgili amcası değil, aynı zamanda sütkardeşiydi, Süveybe Hatun her ikisini de emzirmişti. Peygamber (s.)den iki yaş büyüktü. 569 veya 570 yılında Mekke’de doğdu. Peygamberimizin çocukluk arkadaşıydı. İkisi birlikte büyümüşler, birlikte oynamışlar, kardeşlik yapmışlardı. Hayatı boyunca da Fahr-i kainat (s.a.v.) Efendimizin can dostu olmuştu. HZ. HAMZA’NIN (R.A.) İSLAM’A GİRMESİ Kureyş arasında yiğitlik, akıllılık ve şecaatiyle meşhur olan Hz. Hamza (r.a.) Mekke gençlerinin en kahramanı idi. O kardeşi oğlunun ahlakî yüceliğini biliyor, O’nu sevip sayıyordu.Hz.  Hamza’nın bi‘setin 2 (612) veya 6. yılında (616) yılında Müslüman olduğu nakledilmektedir.  İslâm’la şereflenmesine şu hadise vesile olmuştur:

Sevgili Peygamberimiz bir gün Safa Tepesi’nde otururlarken Ebu Cehil oradan geçer ve Resûl-i Ekrem’e (s.a.v.) hakaret eder, çok çirkin sözler söyler.  Efendimiz (s.a.v.) bir şey demeden sükût eder. Abdullah b. Cüd’an’ın cariyesi bu sözleri işitir. O sırada Hz. Hamza (r.a.) da avdan dönmektedir. Her zaman yaptığı gibi eve gitmeden Kâbe’yi tavaf için Harem-i Şerife gelir. Abdullah’ın cariyesi onu görünce Ebu Cehil’in Peygamberimize yaptıklarını, söylediklerini anlatır.  O zaman, Hazreti Hamza (r.a.) henüz iman etmemiştir. Fakat kardeşi oğluna (Yeğenine) yapılan hakaretleri işitince akrabalık damarları, galeyana gelir ve doğru Kureyş topluluğunun içine dalar, Ebu Cehil’in yanına varır ve: “Benim biraderzâdemin hatırını inciten sen misin?” diyerek boynundaki yayı vurunca Ebu Cehil’in başını yarar. Ebu Cehil’in adamları Hz. Hamza’nın üzerine hücum edecek olurlar. Nerde ise büyük bir arbede çıkacaktı ki, Ebu Cehil adamlarına: “Dokunmayınız!… Hamza’nın hakkı vardır. Zira ben onun biraderzâdesine fena sözler söyledim” diye mani olur ve, Hz. Hamza’yı (r.a.) başından savar. Kendi yaranına dönerek: “Aman ona ilişmeyiniz. Bu hiddetle varıp Müslüman olur. Onunla Muhammediler kuvvet bulur” diye nasihatte bulunur. Ebu Cehil, Hazreti Hamza’yı (r.a.) Muhammedilik gayretine düşürmemek için başı yarılmış iken dahi ondan intikam almak sevdasına düşmemiştir. Bu hadiseden sonra doğru Fahr-i Kainat (s.a.v.) Efendimiz’in huzuruna varan Hz. Hamza (r.a.) Ebu Cehil ile aralarında geçen macerayı anlatarak Efendimiz’i teselli etmek ister ve: “Ebu cehil’in kafasını yardım, benden memnun musun, diye sorar. Sevgililer sevgilisi Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz ise amcasına karşı “Ancak kendisinin iman etmesiyle teselli bulacağını, memnun olacağını” söyler. Sevgili amca Hz. Hamza (r.a.) derhal kelime-i şehadeti getirip İslâm ile şereflenir. Onun İslâm’a girmesiyle Müslümanlar kuvvet bulur. Resûlullah’ı himaye edeceğini, koruyacağını Kureyş’e ilan eder. İSLAM’IN İLK SANCAKTARI Resûlullah’ın (s.a.v.) eline sancak verdiği ilk Müslüman Hazreti Hamza (r.a.)’dır. O Bedir’de, Uhud’da nice kahramanlıklar göstermiştir. Meydana çıkınca bir hamlede hasmını öldürür ve Kureyş ordusunun içine dalardı. O zaman savaşlar karşılıklı mübareze şeklinde olurdu.

Hz. Hamza Bedir Savaşı’nın (2/624) önde gelen kahramanlarındandı. Büyük bir cesaretle savaşarak teke tek vuruşmak için ortaya çıkanlardan Şeybe b. Rebîa’yı öldürdü ve Ebû Süfyân’ın karısı Hind’in babası Utbe b. Rebîa’nın öldürülmesine de yardımcı oldu. Savaş esnasında Kureyş’in ileri gelenlerinden otuz bir kişiyi öldürdü. Bundan dolayı özellikle Hamza’dan intikam almaya çalışan müşrikler, Cübeyr b. Mut‘im’in Habeş asıllı kölesi Vahşî’ye  Uhud Gazvesi’nde Hamza’yı öldürdüğü takdirde âzat edileceğine dair söz verdiler. Hz. Hamza’nın ciğerini çiğneyeceğini ve organlarından yapacağı gerdanlığı boğazına takarak Mekke’ye döneceğini söyleyen Hind ise bütün takılarına ilâveten 10 altın vereceğini vaad etti.

Hazreti Hamza, Hz. Peygamber’in uyarısına rağmen okçuların yerlerini terk etmesi yüzünden İslâm ordusu bozguna uğrayınca, “Ben Allah ve resulünün aslanıyım. Allahım! Ebû Süfyân ile adamlarının yaptıkları kötülüklerden sana sığınırım. Müslümanların yanlış hareketlerinden dolayı da senden af dilerim” diyerek düşmanla çarpışmaya devam etti. Bir taşın arkasına gizlenip Sibâ‘ b. Abdüluzzâ ile vuruşmasını seyreden Vahşî, Hz. Hamza’nın Sibâ‘ı öldürdükten sonra kendisinin bulunduğu yere yaklaştığını görünce mızrağını fırlatarak onu şehid etti; daha sonra ciğerini çıkarıp Hind’e götürdü. Ebu Süfyan’ın karısı Hind ise kininden dolayı Hazreti Hamza’nın ciğerini ağzına alıp çiğnedi ise de yutamadı, geri çıkardı.  Düşman askerleri, başta Hamza olmak üzere babası müşrik olan Hanzale b. Ebû Âmir dışında bütün şehidlerin burunlarını, kulaklarını ve diğer organlarını keserek iplere dizip savaşa katılan kadınların boyunlarına gerdanlık diye taktılar ve Mekke’ye o şekilde girmelerini sağladılar.

Bu durumu gören Hz. Peygamber daha sonra yetmiş (veya otuz) müşriği katledip aynı şekilde intikam alacağına yemin etti. Ancak, “Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır” (en-Nahl 16/126) meâlindeki âyet nâzil olunca bundan vazgeçti. Hz. Hamza’nın cenaze namazını Resûl-i Ekrem kıldırdı; arkasından da diğer şehidlerin namazı kılındı. Şehidler yıkanmadan kendi elbiseleriyle ikişer üçer Uhud’da toprağa verildi. Üzerlerindeki kıyafetler göğüs ve baş kısımlarına sarıldı, alt kısımları da kokulu otlarla örtüldü. Hamza’nın kabrini Ebû Bekir, Ömer, Ali ve Zübeyr kazdılar ve Resûlullah ile birlikte defnettiler. Hamza, kız kardeşinin oğlu Abdullah b. Cahş ile aynı kabre konuldu. Hazreti Hamza’yı şehid eden Vahşi,  Mekke’nin fethinden sonra Tâif’e kaçıp oraya yerleşti. Tâifliler, İslâmiyet’i kabul ettiklerini bildirmek üzere Medine’ye bir heyet gönderdiklerinde Vahşî de onlarla birlikte Medine’ye gelip Müslüman olmak üzere Hz. Peygamber’in huzuruna çıktı.  Sevgili Peygamber imiz Vahşi’ye amcasını nasıl öldürdüğünü anlatmasını ister. O da: Ya Resûlallah! Vallahi benim ne sana, ne de Hamza’ya karşı bir düşmanlığım yoktu. Ancak sizin ikinizden birini öldürdüğüm takdirde beni hür edeceklerdi. Bu maksatla Hamza’yı öldürdüm ve hürriyetime kavuştum.  Şimdi ise yaptığıma çok pişmanım, dedi.  Amcasının şehid edilişini kendisinden dinlerken büyük bir teessüre kapılan Resûl-i Ekrem ona bir daha gözüne görünmemesini söyledi. Resûlullah’ın Vahşî’yi cezalandırmak şöyle dursun ona kötü bir söz bile söylememekle beraber kendisini görmeye tahammül edemeyeceğini ifade etmesi, Hamza’yı ne kadar çok sevdiğini göstermesi bakımından dikkate değer bir olaydır. Cenab-ı Hak şefaatlerine mazhar eylesin. Amin.

Bu yazı toplam 704 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.