1. YAZARLAR

  2. ASIM ATABEY

  3. HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİ TÜRKİYE’MİZDE NE KADAR GEÇERLİ
ASIM ATABEY

ASIM ATABEY

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİ TÜRKİYE’MİZDE NE KADAR GEÇERLİ

A+A-

Dilimizden düşürmediğimiz, adalet, yargı, demokrasi, cumhuriyet kavramlarının uygulamada geçerliliği var mıdır?  1923 de cumhuriyetimiz kuruldu. Padişahlık geride kaldı. Elbette Ülkemiz için cumhuriyet yeni bir sistemdir. Sistemin halka kabul ettirilmesi, uyulamaya geçirilmesi kolay olmamıştır. Ancak Atatürk ve silah arkadaşlarının tutarlı ve halktan yana tutumları beğenilmiş. Ortaya konulan kurallara uyum sağlanmış. Üç beyaz olarak bilinen un, şeker ve kaput yokluğuna rağmen toplum, medeni ülkeler yanında yer alabilmek için her türlü fedakârlığa katlanmıştır.  1930 larda karşılaşılan kıtlık yıllarına, 1940 larda karşılaşılan ikinci dünya savaşı zorluklarına göğüs germeyi bilmiş. Ülkede adaleti sağlamış. Anayasasını yapmış. Kanunlarını çıkarmış. Yargıçlarını yetiştirmiş. Mahkemelerini iyi işleyen kurumlar durumuna getirmiştir. Cumhuriyetin ve demokrasinin iyi işletilmesi için, siyasi partiler eliyle yapılacağını bilmiş. Ülkeyi çok partili siyasi hayata taşımışlardır. Atatürk ve bu uğurda emek vermiş herkese teşekkür etmek her vatandaşın görevidir. Bu sorumluluğu duymayanlar için şöyle söylenebilir. Babasının adının Ahmet, Mehmet, Mustafa olmasının, annesinin adının Ayşe, Fatma, Zeynep olmasının bir nimet olduğunu bilmeyenlerdir.  Kurtuluş Savaşından yeni çıkmış bir ULUS, erkek nüfusunun büyük bir kısmını savaşlarda kaybetmiş, bir avuç okur- yazara sahip bir ulus, tarım ve hayvancılığın ilkel yapıldığı, sanayisinin olmadığı, hastalıkların insanlarını yok ettiği bir ulus, savaş tazminatı ödemek zorunda olan bir ulus, damarlarında taşıdığı ASİL KAN sayesinde varlığını sürdürebilmiştir. Adaletini kurmuş. Halkın birlikte ve bir arada yaşama bilincini geliştirmiştir. Yargı bağımsızlığı sağlanmış. Yargıçlar adil kararlarıyla suçluyu suçsuzu ayırmış. Zengin, fakir ayırımı yapmamış. Kürt, Türk, Laz, Çerkez ayırımı yapmamış. Yasaları harfiyen uygulamış. Her kararında vicdanının sesini dinlemiştir. Devlet, yönetimiyle, yargısıyla, ekonomisiyle, eğitim-öğretiyle, devlet olabilmiştir. Ancak ülkemiz çok partili yaşama geçtikten sonra yasama, yürütme ve yargı, her on yılda bir hançerlenmiştir. Özgürlükler elinden alınmış. Bağımsızlık duyguları köreltilmiş. Halk her dönemde fakirliğin kölesi yapılmıştır. Söyler misiniz? Atmış ihtilaliyle, hukukun üstünlüğü rafa kaldırılmadı mı? Beş bine yakın asker sokağa atılmadı mı? Yargıçlar ihtilal yapanların istek ve çıkarları doğrultusunda kararlar vermeye zorlanmadılar mı? Ülke sorunlarına çözüm arayan sağcı ve solcu gençlik prangalara mahkûm edilmedi  Ülkenin Başbakanı, iki bakanı idam edilmedi mi?  Bir sonraki dönem de bu üç idama karşı üç sol genç misilleme olarak, suç uydurularak idam edilmedi mi?  Yaşı on sekizine gelmediği halde uyduruk bir kararla çocuğun yaşı büyütülerek idam edilmedi mi? Yetmiş ihtilaliyle kılıfına uydurularak hükümetler kurdurulmadı mı? Gürsel’den sonra, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, silahların gölgesinde yapılmadı mı? Demokrasi uyguluyoruz diye 19 kere cumhurbaşkanı seçimleri, 11 kere ara genel seçimler 25 kere genel seçimler, 8 kere senato seçimleri, 7 kere referandum, 19 kere yerel seçimler, 3 kere ara yerel seçimler yapılmadı mı? İki buçuk yıllık bir hükümet döneminde 65 kişi bakan yapılmadı mı? Söyler misiniz bu tablo ADALETİN neresine uygundur?  Seksenli yıllara kadar beş bine yakın genç kör kurşunlara hedef edilmedi mi? Doksanlı yıllarda onlarca aydın, profesör, gazeteci, yazar, çizer, faili meçhul olarak öldürülmedi mi? Seksen ihtilâliyle bir milyon iki yüz bin kişi, ihtilâlciler istedi diye, yargının kucağına atılmadı mı? Yargıçlar ne kadar evrensel kurallara uyarak karar verdi? Kararlarında vicdanının sesini dinleyerek mi karar verdi? Doksan sekiz ihtilâliyle aynı numaralar işletilmedi mi? Nerede evrensel adalet? Ülkenin yönetimi askerlerin eline geçtikten sonra, yaşanan BANKERLER eliyle soydurulması hangi adalet anlayışına sığar. Enflasyonun üç haneli rakamlara çıkmasında adalet neredeydi? Gecelik faizlerin beş binlere çıkmasında adalet var mı? Gizli işsizliğin yüzde yirmilerde, açık işsizliğin yüzde onlara kilitlenmesinde adalet var mı? Soğanla, maydanozla enflasyon hesaplandığı başka ülke var mı? Bunun neresi adalet?

Söyler misiniz? Anayasa mahkemesi üyeleri seçimleri, üye sayıları, seçim usulleri kaç kere değiştirildi? Yargıtay, Sayıştay, Danıştay üyeleri seçim usulleri, üye sayıları, seçim usulleri kaç kere değiştirildi? Bu işler yapılırken, siyasi partiler, özellikle iktidar partileri ülke menfaatini gözeterek mi, yoksa partilerinin çıkarlarını gözeterek mi yargıya şekil verdiler? Hele şu FETOCU diye suçlanan beş bine yakın hâkimin varlığı hangi adalet ilkesiyle bağdaşır? Bu beş bin hâkimin son on yıl içinde verdiği kararlar ( en az beş yüz bin dava dosyası), ne kadar adalete uygun kararlardır? Bu kararların tepesinde Sayıştaycılar, Danıştaycılar, Yargıtaycılar ne yaptılar?  Yargılamaların doğruluk derecesine bakmadan, sadece yargılama sürelerine bakalım. En basit bir davanın, en az beş yıl sürdüğünü görürüz. On yıl, yirmi yıl, otuz yıl süren davalar da vardır. Bir-iki yılda bitirilen dava çok azdır. Denmiyor mu?  Gecikerek verilmiş kararlar ADALET DEĞİLDİR.  Geçmişe baktığımız zaman hiçbir dönemde yargı, yargı gibi görev yapmamıştır. Yapmamış değil yaptırılmamıştır. Doğrudur. Yanlıştır demiyorum. Günümüzde Ankara’dan başlayan, İstanbul’da son bulacak bir adalet yürüyüşü yapılmaktadır. Bu yürüyüş Ülkemizde bozuk düzen işleyen işletilen ADALETİN, adalet olması için, YARGININ VE YARGIÇLARIN iktidar partilerinin çıkarlarına hizmet eder durumdan kurtarılması ve ÜLKEMİZ YARARINA HİZMET EDER DURUMA GETİRİLMESİ için gerekenler yapılmalıdır. TEMENNİMİZDİR budur. Suçlu aranmadan, SEN- BEN demeden el ele verip, Türk adaletini çağdaş normlara uygun duruma getirilmelidir.   Unutmayın. Bu ülkenin kuruluş harcında, yaşayan insanlarının mutluluğu, refahı, insanca yaşaması vardır. İşsiz, aşsız kimsenin kalmaması vardır.  Yirmi milyonunun açlık sınırında, yirmi milyonunun yokluk sınırında yaşamaya mahkûm edilmesi anlayışı yoktur. Bu durum, adaletsiz bir ülkede olur.

ADALETE HER ZAMANKİNDEN ÇOK İHTİYACIMIZ VARDIR.

 

Bu yazı toplam 330 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar