1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Her Amelin Başı Samimiyet-Gaye Demirel
Her Amelin Başı Samimiyet-Gaye Demirel

Her Amelin Başı Samimiyet-Gaye Demirel

ÖĞRENCİ GÖZÜYLE Samimiyet insanların davranışlarında, tutumlarında gösterişten uzak, içten davranmalarıdır. Yapılan hareket ne kadar saf, duru...

A+A-
ÖĞRENCİ GÖZÜYLEÖğrenci Gözüyle ---- GAYE DEMİREL Samimiyet insanların davranışlarında, tutumlarında gösterişten uzak, içten davranmalarıdır. Yapılan hareket ne kadar saf, duru ve gösterişten uzak olursa o kadar samimidir. Bir insan, yakın bir arkadaşından davranışlarında samimi olmasını bekler. Çünkü o arkadaş samimi davrandığı ölçüde arkadaşlar arasındaki sevgi ve muhabbet gün geçtikçe artacaktır. Peki, bir de bu samimiyeti Yüce Rabbimize karşı gösterdiğimizi düşünelim. Hiç şüphesiz ki dostumuzun yüreğine o sevgiyi koyan Rabbimizin sevgisi, merhameti ondan kat kat daha sonsuz ve yücedir. Dinde samimiyete ulaşabilmek için en başta kalplerden riya duygusu silinip atılmalıdır. Riya; Allah’tan başkasın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla amelde ihlâsı, samimiyeti terk etmektir. Yapılan her iş “Görsünler, bilsinler!” diye değil, yalnız Allah’ın rızasını kazanmak, O’nun sevgisine ulaşmak için yapılmalıdır. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurur: “Yüce Allah yalnızca kendisi için ve ancak kendisinin rızası gözetilerek yapılan amellerden başkasını kabul etmez.” (Nesai, Cihat 24; Ahmet b. Hanbel 4/126.). Demek ki ihlâs ile yapılan bütün ameller Rabbimiz katında en değerli amellerdir. Nasıl ki annemize yazdığımız kısa bir şiir ona aldığımız pırlantalardan daha değerliyse; samimiyetle yapılan küçük bir amel de riya ile yapılan onlarca amelden çok daha kıymetlidir Yüce Allah için. Riyaya kapılan, yaptıklarında yalnızca insanların ne düşündüklerini önemseyen kişilerin Al-i İmran Suresi’ndeki ayetten almaları gereken büyük bir ders vardır: “Yapıp ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” (Al-i İmran 3/187.). Yaptığı amelden dolayı kişiyi öven sonsuz kudret sahibi Allah’tan başkası olmamalıdır. Ramazan ayı geldiğinde orucunu tutan, bunun yanı sıra orucu zayıflamak için bir diyet olarak gören kişi kesinlikle ihlâstan uzaktır. Böyle düşünen bir insan bir ay boyunca kendini aç tutmaktan başka bir şey yapmamıştır. Çünkü yaptığı amelde Allah’ın rızasından başka şeyler gözetmektedir. Oysa dosdoğru dinin tanımını Yüce Allah Beyyine Suresi’nde açıkça yapmıştır: “Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.” (Beyyine, 98/5.) Öyleyse insan Rabbine karşı samimi olmalı, amellerinde ihlâstan uzaklaşmamalıdır. “İblis, ‘Rabbim! Beni azdırmana karşılık, and olsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım.’ dedi.” (Hicr, 15/40.). Bu ayet-i kerimeden anlaşılacağı üzere ihlâs, insanları kötülüklerden koruyan, şeytanın hilelerinden uzak tutan bir kalkandır. İhlâslı insan hem Allah’a yakın hem kötülüklerden uzak hem de huzurlu ve mutludur. Çünkü Allah’a samimiyetle bağlı kişi gerçek mutluluğu bulmuştur. Bu dünyanın gelip geçici olduğunun farkındadır. Dünya hayatında kaybettiği şeylere üzülse de bunların birer imtihan olduğunu bilir. Böyle bir insan ihlasla beraber kalp huzurunu da yakalamıştır. İhlâs yalnızca Yüce Allah ile kul arasındadır. Kalpleri yalnızca Allah bilir. İhlâsın insana kazandırdıkları da asla inkâr edilemez. Rabbimiz hepimizi ihlâsa eren, O’nun rızasından başka bir şey gözetmeyen kullarından eylesin! Gaye Demirel Kırıkkale Atatürk Anadolu Lisesi 11-A
Bu haber toplam 633 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.