1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Hepsi vatana feda olsun!
Hepsi vatana feda olsun!

Hepsi vatana feda olsun!

Altı yıl önceydi! Cumartesi evde durmak mümkün değildi, evimizin birkaç bina ilerisinde düğün başlamıştı. Ama ne düğün, çalanlar sesi o kadar...

A+A-

1

Altı yıl önceydi! Cumartesi evde durmak mümkün değildi, evimizin birkaç bina ilerisinde düğün başlamıştı. Ama ne düğün, çalanlar sesi o kadar açmışlar ki evin içerisinde dahi telefonla konuşmak mümkün değil. Evde bulunduğum sürece beş kez Naciye türküsünü dinledim; “ Naciye! Sen Hülya Avşar’dan güzelsin Naciye…” En iyisi evden uzaklaşmak çarşıya inmekti. Çarşıya inmiştim, kuruyemiş alayım diye kuruyemişçiye girdim, fakat benim girdiğimi fark etmedi bile! Karşıdaki küçük televizyona bakıyordu. Bende doğal olarak döndüğümde haberleri veren spikerin söyledikleri kulağımda yankılanmaya başladı. Aktütün karakolunu basan PKK’lı teröristler… Kuruyemişçiye hayırdır dedim. Yine şehit var Kırıkkale’den dedi. O suskun ben suskun, ne diyeceğimizi bilemedik. Bir an suçluluk hissine kapılıyor insan geç duymasından dolayı. Hadi duyduk ne yapabiliyoruz. Çaresizlik! Evet çaresizlik ne kötü bir şeydi. Bayramda Avukatlık stajı yaptığı İstanbul’dan gelen oğlum bir gün önce geri dönmüştü. Giderken de staj bitsin hemen askere gideyim mi demişti. Ben de elbette, sen kendi durumuna göre karar ver, her halükarda yapacaksın askerliği dedim. Gideyim, gideyim dedi kendi kendine. Bir an oğlum geldi aklıma. Gerçekten bir anne baba için evlat acısından beter ne olabilirdi. Kahpece giden yiğitlerin ölümü! Daha önce Şehit haberlerini duyduğumdaki gibi, tüylerim diken diken oldu, boğazım düğümlenir gibi oldu. Bizleri böyle etkilediğine göre; ateşin düştüğü ana ocaklarını nasıl etkilediğini düşünmek dahi istemedim. Gözü yaşlı anaları, babaları, kardeşleri, eşleri ve daha baba sevgisini tatmayan biçare yavruları… Olmaz bu kadar vahşice, kalleşçe bir şey olamazdı. Tek kelimeyle kansızlıktı bu! Hangi görüş ve düşünceden olursa olsun, böyle bir vahşilik, canilik çözüm olabilir miydi? İnsanca, hoşgörü ve barışçıl bir yol izlenmeden hangi düşünce ideallerine ulaşabilirdi! Hangi görüş ve düşüncede olursak olalım, geç kalınmış birlik ve beraberlik zamanı gelmiş ve geçiyor. Lütfen kendimize gelelim. Bu leş kargalarına dur demek zamanını geçirmeyelim. Provokasyonlara gelmeyelim. Sağduyulu olalım. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Ocaklar sönmesin, yetim kalan yavrular özlem içinde kavrulmasın. Piyade Komando Er Ramazan Yeşil; Antalyalı Ramazan 10 aylık askerdi. Bayramda ailesini 3 kez aradı. Son seferde annesine “Karakolu 1 haftada 3 kez bastılar, zor dönerim” dedi. Babam öldü mü komutan amca! Piyade Uzman Çavuş Cahit Yıldırım’ın acı haberini ailesine Kırklareli 55’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Baki Erdoğan verdi. Erdoğan, “Eşinizi vatan savunmasında kaybettik. Hepimizin başı sağolsun” deyince fenalaşan Nur Yıldırım’a sakinleştirici iğne yapıldı. Şehidin 7 yaşındaki kızı Senu Su, komutana sarılarak gözyaşı döktü. Bana iğne yapmayın oğlumun acısına dayanırım; 22 yaşındaki Uzman Onbaşı Rasim Eser’in şehit olduğu haberi memleketi Mersin’in Silifke İlçesi’ne bağlı Atayurt Beldesi’ndeki evine kor gibi düştü. Annesine sakinleştirici iğne yapılmasını istendi. Ancak, şehit annesi, ”Oğlumun acısına dayanırım “ diyerek buna karşı çıktı, gözyaşı döktü. Eser, bir yıl önce askerlik görevini bitirince girdiği sınavı kazanıp, Uzman Onbaşı olmuştu. Şehidin tek kardeşi olan 19 yaşındaki Hatice Eser de sinir krizi geçirdi. Serkan’la Beyza babasız kaldı; Er Davut İlbaş’ın 2 çocuk babasıydı. Acı haber babası Süleyman Yusuf, annesi Dere, eşi Asiye ile diğer yakınlarını üzüntüye boğdu. Davut İlbaş’ın 5 yaşındaki oğlu Serkan ile 3 yaşındaki kızı Beyza, ne olduğunu anlamadı ama çevrelerindeki gözyaşları onları da ağlattı. 40 günlük bebeğini hiç göremedi; Piyade onbaşı Muhammet Aydemir’in terhisine 3.5 ay kalmıştı. 40 gün önce ise hiç göremediği bir bebeği oldu. Oğluna şehit düşen arkadaşı Mert’in adını veren Muhammet Aydemir, önceki gün aradığı eşine “Çocuklarıma iyi bak, yakında kavuşacağız, sabret” demişti. Acılı eş Fatma Aydemir, en büyük üzüntüsünün şehit eşinin oğlunu bir kez bile görememesi olduğunu söyleyerek gözyaşlarına boğuldu. ‘Abi merak etme’ şehit olmam demişti; Bir ay önce annesini yitiren, Şehit Uzman Çavuş Hasan Aygör’ün Kırıkkale’deki ağabeyinin evine acı haber sabah ulaştı. Ağabeyi Duran Aygör, sürekli korktuklarını söyleyerek, ”Bayramda aradım, ‘Ağabey merak etme kesinlikle şehit düşmem“ dedi. Ama içimde bir sıkıntı vardı. Sabah televizyonu açtığımda içim cız etmişti” dedi. Terhisine 4 ay kala şehit oldu; Komando çavuş İlhan Küçüksolak, 4 ay sonra terhis olacaktı. Ancak kalleş saldırı buna izin vermedi. Oğullarının haberini alan Küçüksolaklar’ın evine ateş düştü. Baba Kemal Küçüksolak, acısını içine gömdü, “6 aylık torunu Yusuf ile yeğeni 4 yaşındaki Arda’yı kucağına aldı ve ” Bizde asker bitmez. Yüzlerce İlhan var, hepsi vatana feda olsun “ diye bağırdı. * * * * * Eve geldiğimde Naciye türküsü devam ediyordu. Yaşam da devam ediyordu. Ancak biraz duyarlı olmamız gerekmez miydi? Komando çavuş İlhan Küçüksolağın babası, Kemal Küçüksolak; “ Bizde asker bitmez. Yüzlerce İlhan var, hepsi vatana feda olsun” diye haykırıyordu. Evet! Hepsi vatana feda olsun da böyle kalleşçe, insafsızca değil. Adam gibi mertçe!    
Bu haber toplam 95 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.