1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Hazreti Peygamberin Hicreti
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Hazreti Peygamberin Hicreti

A+A-

Hicretin nasıl başlayıp nasıl bittiğini değil, bizim hicretten alacağımız ibretlerden, derslerden bahsedeceğiz.

Hicret, 1 Rebîul'evvel 0 = M. 622 perşembe günü Mekke’den başlayıp, 12 Rebiul'evvel (20 eylül 622) pazartesi günü Medine’de son bulan mukaddes yolculuğun adıdır. Sevgili Peygamberimiz s.a.v. Pazartesi günü doğdu, pazartesi gecesi isrâ ve mi'rac hadisesi meydana geldi. Pazartesi günü ahirete irtihal eyledi.

Hicret, gayri Müslimlerin dediği gibi “Hz. Muhammed’in canını kurtarmak için Mekke’den Medineye kaçışı değil, aşağıdaki maddelerin vb.lerinin gerçekleşmesidir…

Hicret, imkanların bittiği yerden imkan üretilecek olan yere göçmektir.

Hicret, Allah’ın kudretini deneme değil, kulun istitaatını (gücünün yettiği şeyi yapıp yapmadığını) denemektir. Bir gecede (İsra gecesinde kulunu Mekke’deki Mescid-i Haram’dan alıp, Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, yine aynı kulu ve Rasûlü Hz. Peygamber (sav)i hicret günü Mekke’den alıp Medine’ye götürmeye kadir değil midir? Elbette kadirdir. Öyleyse niçin götürmedi de, Hz. Peygamber (sav) Sevr dağındaki mağaraya gizlendi ve oradan da 12 gün yol yürüdükten sonra Medine’ye vardı?  Çünkü O, ümmetine örnek olacaktı. Sabrıyla, sebatıyla, tedbirleriyle, azmiyle, ihlasıyla, tevekkülüyle, her şeyiyle örnek olacaktı da onun için.

Hicret, Dinleri için evlerini, yurtlarını, mallarını, mülklerini terk eden Müslümanların iman ve ihlas sembolüdür.

Hicret, Allah’a ibadete, insanî erdemlere, rahmet ve medeniyete gönlünü açanların zaferi, bu değerlere kapılarını kapayanların mağlubiyetidir.

Hicret, İslam'ın zafere ermesi için nefsin bütün arzularından sıyrılmasıdır.

Hicret, İslam'ın yayılması için İslam merkezinin Mekke’den Medîne’ye taşınmasıdır. Bu yönüyle hicret Allah'adır, Allah içindir. Allah'ın ismini yüceltmek içindir. Ve onun izni iledir.

Hicret, Müslümanların geçmişi hatırlamalarına ve geleceğe hazırlanmalarına sebep olan büyük bir hadisedir.

Hicret, imanın küfre, hakkın batıla, adaletin zulme, ilim ve irfanın cehâlete karşı üstün gelmesinin başlangıç tarihidir.

Hicret, bir reaksiyon değil, aksiyondur. Hakkın batıla galebe gelmesinin timsalidir.

Hicret, bir mânânın kabuğunun çatlaması ve neşv ü nema bulması, gün yüzüne çıkmasıdır.

Hicret, mucizeler meydana getiren cihan inkılâbı, tarihin seyrini değiştiren hareket, çaresizliğin çöküntüsünü sineye çeken insanlığın vahim dramının sonudur.

Hicret, başlı başına bir olay, bir tarihtir.

Hicret, asırların biriktirmiş olduğu küfrü söndürecek büyük bir olayın hareket noktasıdır.

Hicret, tevhid inancının kalplerde yerleşmesi için mal ve candan feragat etmek, ebediliği bulmak için faniyi kaybetmek, çok sevgiliye kavuşmak için az sevgiliden ayrılmak, buluşmak için terk etmektir.

Hicret, toplumsal bütünlük ve kardeşçe paylaşımın, ensar ve mühacirinin şahsında ortaya çıkmasıdır.

Hicret, ilk Müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakarlığın doruk noktasıdır. 

Hicret, yeryüzündeki zararlı mikropları yakıp kurutan ilâhî bir güneş, Hak din'in yayılmasını, cihanşümûl olmasını sağlayan büyük bir olaydır.

Hicret, Kur'an ve İslâm ilminin serbestçe öğretilmeye başlandığı tarihtir.

Hicret, bir ric'at (davadan geri dönüş) değil, bir fetihtir. İslâmiyet’in cihana açılması bu olayla başlamış, İslâm gerçeği bu olayla varlığını dünyaya duyurmuştur. Hz. Peygamberin mübarek dudaklarından duyulan bu tebliğ ile, son ve hak din, bu olaydan sonra ilâhî vahiylerle müesseseleşmiştir. Artık Allah'ın son şeriatı olan İslâm, Medine’de gelişecek, güçlenecek, teşkilatlanacak, devletleşecek ve oradan bütün cihana açılacaktır. Ve böyle de olmuştur.

Elli iki maddelik ilk İslâm anayasası hicretten sonra düzenlenmiştir. Müslümanlar arasında İslam yardımlaşma ve kardeşliği hicretten sonra perçinleşmiştir. Kubâ ve Meccid-i Nebevî gibi cemaatleşmenin rûhu olan ilk İslâm ma'bedleri hicretle kurulmuştur. Suffe adı verilen ilk İslâm okulu hicretten sonra açılmıştır. İslâm'ın iktisâdî, ticârî, zirâî, ekonomik  esasları ile, ilk İslâm çarşı ve pazarı hicretten sonra faaliyete geçmiştir. Bütün bunlarla İslâm dîni, devlet olmuştur. Bu sebeple,

 Hicret; ilimdir, okuldur, nizamdır, sorumluluktur, kahramanlıktır, devlettir.

Hicret, İslâm'ı tümüyle yaşama azminin sembolüdür.  

Hicret, mabeddir, cemaattır, kardeşliktir.

Hicret, dostluktur, fedakarlıktır, îmanda samîmiyettir.

Ve Hicret, İslâm’la diriliştir.

İşte Rasûlüllah'ın bu hicreti, Hz. Hicretten 17 yıl sonra, Hz. Ömer r.a. devrinde, Hz. Ali’nin teklifiyle hicret ettiği yılın 1 Muharremi olan 16 Temmuz 622 tarihi, hicrî takvimin birinci senesi olarak alınmış, ve sene başı olarak da Muharrem ayının bir'i kabul edilmiştir.

O halde Müslümanların yeni senesi, Muharrem ayıyla  başlamaktadır. Müslümanlar yeni senelerine Muharrem ayı ile girerler. Mukaddes değerlerini unuttukları için dermanları kesilen ve Mîlâdî yılbaşına sahip çıkma gafletini gösteren günümüz Müslümanlarına, yeni senelerinin Muharrem ayı ile başladığını bir kere daha hatırlatmayı İslâmî bir görev sayıyorum.

Hicretten alınacak dersler:

Her ne kadar hadis-i şerifte “(Mekke’nin) fethinden sonra hicret yoktur” buyurulsa da Mekke dönemi şartları tekrar ettiğinde, inananların, inançlarını yaşayabileceği bir yere hicret etmeleri gerekmektedir.

Hz. Peygamber (sav)in, Hz. Ebu Bekir’e bindiği devenin parasını ödemesi, (oysa Ebu Bekir ona canını veriyordu, devenin ne kıymeti vardı) nerede olunursa olunsun hukuka riayet edilmesinin gerekliliğini ve ibadetteki ihlasın önemini belirler.

Hakkında: “Allah seni insanlardan koruyacaktır.”(Maide/67) buyrulduğu halde doğrudan doğruya Medine’nin yoluna düşmeyip, ters tarafta olan Sevr mağarasına gizlenmesi, bize gerçek tedbiri öğretmektedir. Yani kul elinden geleni yapacak, gerisini Allah’a bırakacaktır. Müşriklerin, mağaranın önüne geldiklerinde Hz. Peygamber (sav)in Hz. Ebu Bekir’e “Üzülme Allah bizimledir” (Tevbe/40) “يَا اَبَا بَكْرٍ مَا ظَنُّكَ بِاثْنَيْنِ اَللّه ثَالِثُهُمَاُ”  “Ya Ebu Bekir, sen ne zannediyorsun! Allah bu iki kişinin üçüncüsüdür”(Ahmed ¼) demesi tevekkülün ve Allah’a güvenmenin en güzel örneğidir.

Gidecekleri ana kadar, nereye ve nasıl gideceklerini Hz. Ebu Bekir’e bile söylememesi, sırrına sahip olmanın örneğidir.

Hz. Ebu Bekir (ra)ın mağaraya önce girmesi ve bütün yılan deliklerini kapaması, yılan ayağını soktuğu halde ayağını o yılan deliğinden çekmemesi, müşriklerin geldiklerinde Rasûlullah’a bir zarar verebilirler endişesiyle ağlaması, Hz. Peygamber (sav)i sevmenin örneğidir.

Örümceğin mağaranın önünü ağı ile kapaması, O’nun gerçek bir mucizesidir.

Yola çıkarken Hazreti Ali’ye, Ebu Cehil’in bile kendinde emanet bulunan bütün emanetleri sahiplerine verdikten sonra Medine’ye gelmesini söylemesi; ne kadar emin ve güvenilir olduğunun ispatıdır.

Abdullah b. Uraykıt isimli bir müşriki kılavuz olarak kiralaması, işin ehli ise müşrike de iş yaptırmanın caiz ve gerekli olduğunu bildirmektedir.

Hicretinden ders alarak hz. Peygamberin yolundan gitmeyi ve onun şefaatına nail olmayı Mevlam cümlemize nasip eylesin. Hicri 1440. Yılımız mübarek olsun.

 

Bu yazı toplam 566 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.