1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Hazreti Mevlânâ haftası münasebetiyle
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Hazreti Mevlânâ haftası münasebetiyle

A+A-

(Doğ:30 Eylül 1207( 6 Rebîul’evvel 604), öl: 17 Aralık1273)

Mevlâna, dünyaca ünlü büyük mütefekkir (düşünür) ve tasavvuf bilginidir. Türkistan’ın Amuderya ırmağı yakınında Belh şehrinde 1207 yılında dünyaya gelmiştir. O zamanlar oraları Hindistan'dı ve Hindistan büyük bir Türk imparatorluğu idi. Ve adı "Babür Şahlığı" idi. Çeşitli nedenlerle Anadolu’ya göç eden babası Bahaeddin Veled, İran, Bağdat, Hicaz, Mekke ve Şam yoluyla ilk olarak bu günkü adı Karaman olan Lârende’ye, sonra da Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın daveti üzerine, 1228’de Konya’ya yerleşmiştir. Asıl adı Celaleddin olan Mevlânâ’ya; yaşadığı dönemde Anadolu’ya Rumeli denmesi sebebiyle “Rûmî” sıfatı verilmiş ve Mevlânâ Celaleddin Rûmî diye anılmıştır.

Mevlâna, hocası Bürhaneddin Tirmîzî’den ders alarak; Kur’an, hadis, kelâm ve fıkıh konularında üstün bir seviyeye gelmiştir. 1244 yılında Konya’ya gelen tasavvuf âlimi Şeyh Şems-i Tebrizî’den de tasavvufa intisap ederek mânevî ilimleri tahsil etmiştir. Ve 17 Aralık 1273’te Konya’da vefat etmiştir.

Mevlana’dan menkıbeler:

Kolay ölümün çaresi

Adamın biri Mevlânâ Hazretlerine: “Ölüm çok zormuş, acaba ölümü kolay etmenin bir çaresi var mı?” diye sorar. Hazreti Mevlana “var” der ve şunları söyler: “Bir insan cimri ise ve hep vermeye değil, almaya alışmışsa bu insan ölürken Azrail (as) canını almaya geldiğinde, vermeye alışık olmadığından vermek istemez, direnir. Azrail (As) da almak için zorlayınca elbette o insanın ölümü çok zor olur. Ama bir insan cömert olarak yaşadıysa ve vermeğe alışık ise canını vermekte de tereddüt etmez. Dolayısıyla cimrinin ölümü zor, cömertin ölümü kolay olur.

Kurt, tilki ve aslan

Hikâyeye göre bir gün aslan, kurt ve tilki ava çıkarlar. Şanslı bir gündür ve bir yaban öküzü, bir keçi ve bir de tavşan avlarlar. Sıra bunun dağıtımına/paylaşımına gelmiştir. Aslan önce yanına kurdu çağırır ve “şunları pay et” der. Kurt: “Padişahım” der. “Yaban öküzü senin payın; o da büyük, sen de büyüksün, semizsin, çeviksin. Keçi benim. Çünkü keçi, büyüklükte ortadadır. Tilki de tavşanı alsın.” Fakat kurt aslan tarafından kendisine getirilen bu teklifin bir imtihan olduğunun farkında değildir. Aslan ona döner ve kükreyerek: “Ben varken, sen nasıl olurda biz, sen diye söz söyleyebilirsin? Nasıl kendine bizim yanımızda varlık verirsin” der ve sonunda bir pençeyle onu paralar. Tilki bu sırada bütün olup biteni kenardan izlemektedir.

Sonra aslan yüzünü tilkiye çevirir ve “ haydi sen şunları yemek için pay et” der. Tilki: “ Padişahım” der, “şu semiz öküz, kuşluk öğününüz, keçiyi gün ortasında yersiniz, tavşan ise akşamleyin size bir çerez olur.” Aslan çok hoşlanmıştır bu pay edişten ve tilkiye şöyle söyler: “Ey tilki, sen bu adâleti parlatmayı, pay edişi kimden öğrendin?” der. Tilki, bakışlarını yerde yatan kurda çevirir ve titrek bir sesle: “  “Şu yatan kurdun halinden öğrendim” cevabını verir. Bu hikâyeyi anlattıktan sonra Mevlânâ sonunu şöyle bağlar: “Akıllı o kişidir ki çekilen beladan, dostların ölümünden ibret alır. Tilki, o solukta, aslan, beni kurttan sonra pay etmeye çağırdı diye yüzlerce şükretti. Bana, bunları önce sen pay et deseydi kim ondan can kurtarırdı? Şu hâlde şükrolsun O’na ki bizi de, bizden öncekilerden sonra dünyaya getirdi.” Anlaşılan odur ki, herkes kendi çağının tanığıdır. Geçmişe özlem duymak, “dünyaya geç gelmişim keşke o devirde yaşasaydım” şeklinde sözler hem hakîkate uygun değildir ve hem de isâbetli değildir. Tek gerçek vardır. O da: “herkes kendi zamanından sorumludur ve herkesin hareketi içinde bulunduğu durağa uygundur.”

Mevlana’dan bir tilki temsili daha:

Tilkinin kulağına hoş bir ses gelmiş. Araştırmış. Nihayet bir ağacın dalında asılı bir davul görmüş. Rüzgarın tesiriyle davula vuran dallardan o ses çıkıyormuş. Tilki merak etmiş, uğraşa uğraşa davulu aşağıya indirmeye muvaffak olmuş. Bir kenarından tutup sürükleyerek götürürken yerdeki bir dikene takılan davulun derisi yırtılmış ve içinden çok kötü bir koku gelmiş. Tilki bakmış ki içi bomboş, üstelik kokusu da kötü olduğunu anlayınca emeğine acımış.

Dünyanın görüntüsüne aldanan gafil insan da buna benzer. Dünyanın boş ve değersiz olduğunu ölünce anlar ama o zaman anlaması bir fayda sağlamaz.

Bu yazı toplam 268 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.