1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Haydar Sultan Köyü’nün şifalı su kuyusu
Haydar Sultan Köyü’nün şifalı su kuyusu

Haydar Sultan Köyü’nün şifalı su kuyusu

Haydar Sultan Köyü, Keskin ilçesine on beş km. uzaklıkta bir köydür. Köyün kuruluşu bin ikiyüzlü yıllara dayanıyor. Beğrek Dağı adıyla bilinen...

A+A-
Haydar Sultan Köyü, Keskin ilçesine on beş km. uzaklıkta bir köydür. Köyün kuruluşu bin ikiyüzlü yıllara dayanıyor. Beğrek Dağı adıyla bilinen dağın eteklerinde kurulmuştur. Köy adını Horasan Erlerinden Ahmet Yesevi’nin oğlu Haydar Sultan’dan almıştır. Haydar Sultan komutasında beş bin kişilik bir ordu Anadolu’ya gelmiş. Amasya, Tokat, Yozgat, Kayseri üzerinden ilerlerken Kayseri Tekfuru tarafından esir alınmış. Daha sonra şimdiki bildiğimiz Haydar Sultan kuyusuna atılmıştır. Sonrasında bu kuyuda şimdiki bildiğimiz su meydana gelmiştir. Burada yerleşim gerçekleşmiş. Beğrek Dağı, halk arasında Böorek dağı olarak anılıyor. Bu dağın sularını şifalı olarak yorumluyorlar. Böbrek hastalıklarına suyunun iyi geldiğini söylüyorlar. Haydar Sultan’da bir de şifalı su kuyusu vardır. Asırlardan beri bu kuyudan insanlar şifa bulmuşlar. Pek çok akıl hastası, sara hastası, tedavi olmuş. Bu kuyunun suyundan pek çok aile çocuk sahibi olmuş. Kız çocuklarına Sultan, erkek çocuklarına Haydar isimleri konmuştur. Haydar Sultan Köyü doğumlu kime sorarsanız kuyu hakkında size geniş bilgi veriyor. Ben de hem köyde bazı köylülerle konuştum. Kırıkkale’de Erbay Haydardedeoğlu’yla konuştum. Haydar Dede, Hacı Bektaş-ı Veli, Nesimi, Hallacı Mansur, Nasrettin Hoca ile bağlantılı bilgiler anlattı. Haydar Sultan’daki kuyu hakkında şunlar söyleniyor. Suyun burada görülmesi bin ikiyüzlü yıllara dayanıyor. Su dipten kaynıyor deniyor. Tarhana çorbası pişirirken, salça kaynatılırken, pekmez kaynatılırken nasıl ki kazan da fokur fokur kaynar. Üzeri pötür pötür kabarcıklar oluşur. İşte bu kuyuda da su öyle fokurdayarak kaynıyor.  Kaynama sesini insanlar duyabiliyor. Bu müthiş bir özelliktir. İkinci olarak suyun üç metre kadar derinlikte olduğu biliniyor. Ve bu kaynayan su, sıcak su değil. Su soğuk su. Bir üçüncüsü bu su asırlardır kaynıyor. Hiçbir zaman suyun seviyesi yükselmiyor. Hiçbir zaman suyun seviyesi alçalmıyor. Bir dördüncüsü de suyun hiçbir yere akıntısı yok. Bir beşincisi suyun buharı çıkıyor. Zaten burada suyun şifa özelliği bu kuyunun ürettiği su buharıdır. Bu buhar kükürtlü su buharıdır. İnsanları bu buhara tutuyorlar. En çok beş dakika kadar şifa arayan insanlar bu su buharını teneffüs ettiriyorlar. Daha fazla kimse bu buharın etkisine dayanamıyor. Eğer daha fazla tutulacak olursa hastalar bayılıyorlar. Uzun süre ayıkamıyorlar. Bundan on yıl kadar önce bir kısım açıkgözler bu şifalı su üzerinde ticari faaliyetlere başlamışlar. Yurdun çeşitli yerlerinden, tıp doktorlarınca tedavileri yapılamayan, doğuştan topal, doğuştan sakat, doğuştan özürlü hastaları olan aileleri, sizin hastanızı tedavi ederiz diye, Haydar Sultan kuyusuna otobüsler dolusu insanları taşımaya başlayınca ve bu tip hastaların tedavi olma olasılıkları olmadığı nedeniyle konu ulusal basına yansıyor. Uğur Dündar’ın programına konu oluyor. İnsanların yolculuk sırasında çektiği sıkıntılar, külliye alanında çektiği sıkıntılar, gerçekten üzücü durumlardı. Dönemin aklı evvelleri de bu şifalı suyu üzerine bir beton kapak kapatarak kullanımına yasak getirmişler. Şimdi bu kuyu suyundan toplum yararlanamıyor. Ülkemizde şifalı sular var mı? Evet. Yurdumuzun pek çok yerinde şifalı sularımız vardır. Kimilerini kaplıca olarak, kimileri içme olarak, kimilerini banyo amaçlı kimileri de kaynarca olarak kullanmaktayız. Özellikle hamamlar fizik tedavi amaçlı çok sık kullanılıyor. Kimileri, hemen hemen hepsi de ateşli hastalıkların, kanamalı hastalıkların, Kanserli hastalarının, tüberküloz hastalarının, hamile ve lohusa kadınların, Regl dönemindeki kadınların, siroz hastalıklarının, İdrar zorluğu çeken hastaların, astım hastalıklarının, yüksek tansiyon hastalıklarının, sara ve akıl hastalıklarının tedavisinde bu şifalı sulardan yararlanılmaktadır. Daha çok kas hastalıkları, iskelet hastalıkları tedavisi yapılıyor. Fiziksel ve kimyasal özellikleri nedeniyle mide ağrısı çeken, romatizma ağrısı çeken ve egzama ve stres hastaları da bu sulardan yararlanıyorlar. Yukarıda da özelliklerinden bahsettiğim Haydar Sultan’daki kuyu suyunun değil Türkiye’de, dünyada bile tek özelliği olan bir su olduğu, ancak üç beş çıkarcı kişinin kuyu suyunu merhamet sömürüsü olarak kullanmış olmasını bahane ederek bu kuyunun üzerine bir beton kapakla kapatılmış olması doğru olmasa gerektir. Bu kuyu suyu asırlarca insanlarımıza şifa kaynağı olarak hizmet vermiştir. Özellikle akıl hastaları, sara hastaları, çocuğu olmayan hastalar bu kuyunun suyundan şifa bulmuşlardır. Binlerce insan şifasını bulduktan sonra bu külliyeye şükran borcunu ifade etmek için gelmişlerdir. Bundan böyle bu kuyunun suyu yeniden kullanıma açılmalıdır. Şunu belirtmekte fayda var. Kuyu kapatıldığı güne kadar, ilkel olarak insanlara hizmet verdi. Bundan böyle diğer kaplıcalar, içmeler, ılıcalar ve kaynarcalardan nasıl faydalanılıyor, İnsanların faydalanması için teşvikler yapılıyorsa, bu Haydar Sultan Kuyusu için de aynı uygulama yapılmalıdır. Bu sudan yararlanmak için uzman kişiler yetiştirilmeli. Allah’ın bize verdiği bu sudan yeniden yararlanılmaya başlanmalıdır. Bir hatırlatma daha yapayım. Haydar Sultan Külliyesine bir türbe yapılmış. Ancak iç düzenlemesi çok düzensiz olarak bırakılmış. Ciddi bir bakım ve estetik kazandırılması da bizim kamu yetkililerimizin görevidir. Haydar Sultan Külliyesi tekrar ele alınmalı. Ziyaretçilere iyi hizmet vermesi sağlanmalıdır.  
Bu haber toplam 12262 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.