1. YAZARLAR

  2. İHSAN AKÇA

  3. GÖRÜLMEYEN TEHLİKELER
İHSAN AKÇA

İHSAN AKÇA

EĞİTİMCİ YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

GÖRÜLMEYEN TEHLİKELER

A+A-

Bütün dünyanın bilhassa İngiltere başta olmak üzere Avrupalı'ların bildiği bir olay var. O olay Türk Milletini nasıl yeneriz. Bu milleti topla tüfekle yenmemiz mümkün değil. Bunun örneklerini Çanakkale'de gördük, bizzatta yaşadık. O zaman ne yapmamız lazım? Öncelikle onların inançlarını zayıflatalım, dinleriyle bağlarını koparmaya çalışalım diyerek işe koyuldular. İslamla alakası olmayan sahte imamları Doğu ve Güneydoğu'daki şehirlerimize gönderdiler. Bunların görevleri halkın dini duygularını zayıflatmaktı. Çünkü bunların İslam diniyle alakaları yoktu. Yani beşinci kol "casuslardı". Bunlardan kurtuluş savaşı sonrası kurtulmaya başladık. Atatürk bu casusları temizledi. Atatürk din adamlarını idam ediyor gibi dedi kodular çıkaranlar olmuştur. Esas idam edilenler İngiliz casusu din adamı kılığındaki sahtekarlardı. Bunu bilen Atatürk ilk olarak iki başkanlık kurmuş bunlardan biri Genel Kurmay Başkanlığı ikincisi de Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Gelelim şimdiki zamanımıza. Millet olarak ortak derdimiz "sosyal medya" kullanma aracı internet, akıllı telefonlar. Bunları içimize öyle soktular ki geçim düzeyi ne olursa olsun aile fertlerinin %90'ının elinde akıllı telefonlar. Bunların kullanılması öyle kontrolden çıktı ki, esas amacı haberleşme olan telefonlar amaçlarının dışında kullanılmaya başlandı. İnternetten arkadaş edinme olaylarıyla ailelerin yıkılmasına yol açtılar. Birbirini hiç görmeyenlerin internet üzerinde tanışarak evlendikleri, sosyal medyanın her şeye hakim olmaya başlamasıyla boşanmalar çoğaldığı, aile içine sosyal medyadaki haberleşme ve paylaşmaların girmesiyle huzursuzluğun arttığını ailemizde yada çevremizde çokça görüyor ve yaşıyoruz. Bundan kurtulmanın yollarını aramalıyız. Buda Avrupa'nın içimize akıttığı zehirdir. Zehir yalnız uyuşturucu değil buda keskin bir uyuşturucudur. İnsanımızın beynini yanlış yerlere yönlendirmek aile bağlarımız arasındaki iletişimi bile koparacak kadar zarar vermeye başlamıştır. Bunu söylerken teknolojiden faydalanmayalım, kullanmayalım gibi bir düşüncede değilim. Haberleşmenin en iyisi yapalım. Zehir bile ilaç sanayisinde kullanılarak faydalı hale geliyor. Daha da önemlisine değinmek istiyorum. Buda en kıymetli varlığımız olan geleceğimizin teminatı evlatlarımız, gençlerimiz. Onların en önemli çağlarında yani okul dönemlerinde yukarıda değinmeye çalıştığım internet ve akıllı telefonlar. Her öğrencinin demiyeceğim istisnalar olabilir ama öğrencilerimizin %90'ının elinde akıllı telefonlar, her yerdeher zaman derste, yemekte, sohbette, yolda, taşıt araçlarında bunu hep görüyoruz. Belki bunun içinde bizde varız. Öğretmen ders anlatır, öğrenci telefonla oynar, hatip kürsüde konuşur oraya gelenler telefonla oynar ve ikili ilişkiler bozuldu. İki kişi değil bir kişi ikincisi akıllı telefonlar oldu. Bunun telafisi mümkün değil. Bu yanlış alışkanlıktan nasıl kurtuluruz bunları düşünmeliyiz. Öğrencilerimizi hazırcılığa, ezberciliğe yönlendirerek öğrencinin yorum yapmasını, muhakeme gücünü kazanmasını kaybettirdik. Bu nedenle öğrencilerimizin büyük çoğunluğunun başarısız olmalarına neden oldu. Bunu önlememiz bu teknolojiyi faydalı yerlerde kullanarak geleceğimizin temanitı olan çocuklarımızı kurtarmalıyız. Onun içinde bu hataları kendimiz yapıyorsak bundan vazgeçerek iyi örnek olmaya çalışmalıyız. Yeri gelince ekonomik sıkıntıdan bahsediyoruz ama bunu konuşanların birçoğunun elinde en az dört, beş, altı, yedi bin liralık telefonlar bulunuyor. Kullanmak onların hakkı değil mi? Tabiki hakkı ama atalarımız ne demiş "ayağını yorganına göre uzat" belki banada yanlış diyenler olabilir ama bu gizli zehirden kurtulmalıyız. Avrupalı bizi kendi paramızla zehirliyor bundan kurtulmalıyız.

Biz millet olarak her şeyin en iyisine layıkız ama tasarrufada önem vermek, müsriflikten kurtulmmak, eğitimde başalı olmak, kendi ihtiyacımızı kendimiz karşılamak, yani tüketici değil üretici olmak zorundayız. Dünyada kimsenin emir kulu olmamak için çok çalışmak birlik ve beraberliğimizi ve bilhassa aile yapımızı bozdurmamak zorundayız. Bu da elimizden giderse bizi kimse kurtaramaz, kimse de sahip çıkmaz.

Bu yazı toplam 227 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.