1. HABERLER

  2. SPOR

  3. GENÇLİK ŞÜHADANIN İZİNDE! (3)-Mustafa Ayhan
GENÇLİK ŞÜHADANIN İZİNDE! (3)-Mustafa Ayhan

GENÇLİK ŞÜHADANIN İZİNDE! (3)-Mustafa Ayhan

Namazgâh Tabyalarını ziyaret ettik.        1860'lı yıllarda Sultan Abdülaziz Han döneminde yapımına başlanmış, 1892 yılında tamamlanmıştır....

A+A-

Namazgâh Tabyalarını ziyaret ettik.

 1

     1860'lı yıllarda Sultan Abdülaziz Han döneminde yapımına başlanmış, 1892 yılında tamamlanmıştır. Tam karşısında Aziziye tabyası vardır.Boğaz savunmasını güçlendirmek amacıyla yapılmıştır. Boğazın en büyük tabyasıdır. 18 Mart 1915 boğaz savaşında kullanılmıştır. 2006 yılında restore edilmiş, deniz savaşları müzesi olarak düzenlenmiştir. Tabyanın topları 1950 li yıllarda sökülmüştür. Namazgâh adı: Tabya kalenin hemen bitişiğindedir, kalede 1500 e yakın asker vardır. Bu bölge kale askerinin yazlık açık namazgâh yeriydi. Tabya inşa edildikten sonra da adı Namazgâh olarak kalmıştır.  

SEYİT ONBAŞI VE MECİDİYE ŞEHİTLİĞİ

2

     Kilit bahir’in 1 kilometre ilerisindedir. Yolun deniz kıyısındaki tarafında Seyit Onbaşı’nın heykeli, yolun diğer tarafında ise Mecidiye Tabyası Şehitliği ve Anıtı vardır. Donanmanın gözde gemilerinde Ocean önlerine kadar sokulmuş hâlâ ateş yağdırmaktadır. Şimdi onlara cevap vermenin tam sırasıdır, lâkin toplardan ikisi toprak altında kalmıştır. Üçüncü belki işe yarar ama onun da mataforası (mermi vinci) çalışmaz. Koca Seyyid, bir katil zırhlıya, bir kırık topa bakar. Sonra çılgınlar gibi koşturup patlamamış mermi aramaya başlar. Tozun toprağın arasında üç tane mermi bulur ancak mermiler kendinden üç misli ağırdırlar. Koca Seyyid “Ya Allah” diyerek mermiyi kavrar, Niğdelinin yardımıyla sırtına atar. O yükle altı basamak çıkar ve mermiyi namluya koyar. Başlarında komutan olsa şüphesiz isabetli atışlar yapacaklardır nitekim ilk mermi uzak düşer, ikinci ise zırhlıya varamaz. Gemi (Ocean) önlerinden geçip gitmek üzeredir ki üçüncüyü yetiştirir, ateşlemeyi başarırlar. Yooo hayır bu mermi ilkmektep kitaplarında yazdığı gibi bacadan girip kazan dairesinde patlamaz. Gemiyi zor zahmet kıç tarafından vururlar. Zaten bu mahalle büyüklüğündeki dev, tek mermiyle batmaz. Ancak bakın şu Allahü teâlânın işine ki o darbe ile dümen tertibatı devreden çıkar. Binlerce beygir gücündeki motorlar gemiyi fırıldak gibi çevirmeye başlar. Efsane gemi kontrolden çıkıp ortalığı harmanlar ve gidip bir gece evvel Nusret’in döşediği mayınlara toslar. Belki inanmayacaksınız ama o koca alamet kâğıt gibi yırtılır ve tabak gibi suyun içine kayar. Gemiden atlayanlar Ocean’ın girdabına kapılır döne döne dibe batarlar. Maaş almaz, madalya takmaz! Hadiseyi izleyen Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa nefes nefese bataryaya koşar. Koca Seyyid’i alnından öper ve elceğizi ile onbaşı rütbesi takar. Seyyid Onbaşı tebrik ve takdir konuşmalarından çok sıkılır içinden “bir bitse” diye yalvarmaya başlar. Belki bin defa “nasıl becerdin” sualine muhatap olur ve bin defa “Cenâb-ı Hakkın yardımıyla” diye cevaplar. Hadiseyi duyan Almanlar fotoğraf makineleri ile gelir, o anı dondurmaya kalkarlar. İyi ama Seyyid bırakın mermiyi sırtlamayı yerinden bile oynatamaz. Bu poz için boş bir kovan bulur, mizansen yaparlar. Onbaşımız izin ve para tekliflerine asla yanaşmaz, yalnız o günden sonra herkese bir, ona iki tayın bırakırlar. Seyyid Onbaşı hakkına razı olur fazla tayını arkadaşlarına dağıtıp dua almaya bakar. Koca Seyyid 1918’de terhis edilir. Köyüne döner ama daha soluklanamadan Yunan’ın Ayvalık ve Edremit’e girdiğini duyar. Derhal silahını kapar, dağlara çıkar. Manisa, Kula, Uşak derken Afyon’a kadar uzanır. Zaman zaman yaralanır ama cepheden kopmaz, çok arzulamasına rağmen şehit olamaz. Kışla imamı “bu nasip işidir be Seyyid kardeş” der, “düşün Halid bin Velid (Radıyallahü anh) elliden fazla harbe katıldığı halde meydanda kalma arzusuna kavuşamadı. Ancak Allahü teâlâ’nın öyle kulları vardır ki yataklarında da ölseler şehit olurlar.” Koca Seyyid ortalık sakinleyince köyüne döner, yağıyla kavrulmaya bakar. Dağdan dal budak getirir, odun kömürü yapar. Ama doğru dürüst para kazanamaz. Birileri araya girip ona madalya takmaya, maaş bağlamaya kalkarlar. Koca Seyyid “Hayırlı bir iş yaptıysak, Cenab-ı Allah ecrini verir” der dünyalığa bakmaz. 1939 yılında vefat eder, vârislerine eski elbiselerinden başka birşey bırakmaz. İyi de yapar, bu millet nice zengini, rütbeliyi unutur ama onu Fatihalarla anarlar… Ünlü şair Mehmet Akif ERSOY’un dediği gibi “ Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi.” Erinden subayına kadar her asker bir kahraman ve her savaşları birer destan olmuş.Koca Seyit Onbaşı da bunlardan sadece bir tanesi…  

devam edecek…

   
Bu haber toplam 237 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.