1. HABERLER

  2. SPOR

  3. “gece uykudayken!” (2)
“gece uykudayken!”  (2)

“gece uykudayken!” (2)

      Sabah kalktık. Oğlum okula gidecek, biz de işe gideceğiz. Mutfağa giremeyeceğimiz için herkes aç olarak güne başlamaya karar verdik. Şimdi...

A+A-

1a

      Sabah kalktık. Oğlum okula gidecek, biz de işe gideceğiz. Mutfağa giremeyeceğimiz için herkes aç olarak güne başlamaya karar verdik. Şimdi ne yapacaksın dedi eşim. İş yerinde bir elemanımız var, köyde evi var, her hafta sonu köyüne gider. Aklıma o geldi. Onu alır gelirim,onun pratiği vardır dedim. Evde kalan kızımıza da, mutfağın kapısını açmamasını söyleyerek evden tam çıkıyorduk ki; kızım: - Ben akşam görmüştüm salondan geçtiğini demez mi! - Be kızım zamanında neden söylemedin! - Ne bileyim, bir an için bir karartı gördüm, fare aklıma gelmedi. Televizyonun görüntüsünden bir an gölge gibi geldi. İş yerine geldim, elemanı telefonla aradım, kısaca durumu anlattım. Tabi olur dedi. Sevindim. Demek ki bu işi biliyor dedim, kendi kendime, Biraz sonra odama geldi. Abi ben de korkarım fareden demez mi! Arkasından da “bir fareden ikimiz de, korktu dedirtmeyelim” gidelim, hallederiz dedi. Beraber eve gittik. Mutfağa girip kapıyı kapattık. Her tarafa bakıp, lavabonun altındaki,  dolaptaki bütün malzemeleri çıkardık. Yok! Yok. Yer yarıldı da sanki içine girdi. Bu arada korkuyu da elden bırakmıyoruz. Ufak bir şeye takılsak, hopluyoruz, geride kendi kendimize gülüyoruz. Tam bu arada telefon çaldı. Arayan eşimdi, durumu sordu. Fare yok dedim. Ne yapacağız şimdi diye söylenmeye başladı telefonda. İş yerinde anlatmış sanırım. Birisi: -Bizim evde üç gün sonra bulduk. Bir diğeri: -Bizim evde bir hafta sonra bulduk. Akıllının birisi: -Bulaşık makinesinin arkasında bir yer var oraya saklanıyor! Yeniden bulaşık makinesini evirdik çevirdik, hiçbir yerinde yok. Daracık mutfakta ter kan içinde kaldık. -Lanet olsun! Hadi gidelim dedim, işe döndük. Bu sefer de benim işyerinde anlattık. Kardeşim! Bizden başka fare konusunda herkesin bilgisi varmış. Bir biz bu konuda cahil kalmışız. -Biri: Zehir koyun, ama eliniz değmesin, eliniz değerse tesir etmez. Bir diğeri: -Zehir falan hikaye, en iyisi kapan! Diğeri: -Yok canım, kapana geliyor. Kuyruğu takılıyor, ama kendi kaçıyor. Diğeri: -En iyisi tutkal! O da ne demişim. Kapanı ve zehir’i yıllardır, az çok biliyorum da tutkalı yeni duyuyordum. Tutkal satılıyormuş eczanelerde, onu tahta üzerine veya mukavva üzerine sürecekmişiz, üzerine peynir koyacakmışız. Peyniri yemeye gelen faremiz, tutkala ayakları yapışacak, öyle kalacakmış (Bizim evde olduğuna göre bizim faremiz dememizde bir mahsur yok sanırım) İyi güzel de peynir nasıl olacak dedim. Kaşar peyniri mi! Beyaz peynir mi! gülüşmeye başladılar. Pes doğrusu. Herkesin bildiği şeyleri biz yeni öğreniyoruz. Öğleden sonra telefonum çaldı. Kızım arıyor. -Baba fare var ya diye konuşmaya başlamaz mı! Demek ki çıktı ortaya diye aklımdan geçiriyordum ki, konuşmasına devam etti. -Ansiklopediye baktım, fare, kuyruğunun girdiği her yere girebilirmiş. Kafam karıştı. Hiç de ihtimal veremiyordum. Mutfak kapısının her yanını kapatmıştım. Yalnız anahtar deliği vardı. Anahtar deliğinden kuyruk girer, ama fare nasıl girecek, nasıl çıkacak. Bir de fındık faresi değil üstelik. Büyük biraz ama ne faresi bilemiyorum. İhtisası olanların dediğine göre (görmedikleri halde) lağım faresiymiş. Aradan yıllar geçti, o geceki fareyle bir daha karşılaşmak mümkün olmadı. 2a

       
Bu haber toplam 245 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.