1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Gazneli Sultan Mahmud
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Gazneli Sultan Mahmud

A+A-

 

Gazneli Sultan Mahmud bir gece hırsızlar arasına düşerek “Ben de sizlerdenim” demesi ve devamı

İslam tarihinde önemli bir yeri olan, Hindistan'a yaptığı on altı seferle tanınan, oradaki putperestliğin yerine Allah'ın birliği inancını yaymak için çalışan Gazneli Sultan Mahmut bir gece sarayından çıktı. Gecenin ıssız, zifiri karanlığında sokaklarda dolaşırken bir gurup hırsıza rastladı. Hırsızlar in gibi tenha bir köşeyi kendilerine karargâh yapmışlardı. Aralarından biri sordu:  Ey vefâlı dost, sen kimsin? Sultan cevap verdi: Ben de sizlerden biriyim. Sultan son derece rahat cevap verince kimse kuşkulanmadı. Aralarında “’Merd-i kıbti sirkatin söyler Yani “Çingene hırsızlığıyla övünür”” misali sohbete devam ettiler. Hırsızlardan biri bir politikacı gibi etrafı kollayıp gururlanarak:

-Ey, her zaman ince hile ve düzen kurmakta hünerli dostlar. Bu gece, her birimiz hünerini anlatsın. Ne marifeti varsa ortaya sersin, dedi. Bu loş, mağarayı andıran kenar mahalle kahvesinin köşesinden iri kıyım bir vücut doğruldu:

-Hünerli dostlar, dedikten sonra benim kulaklarımın bir özelliği var. Köpeğin havlamasından ne demek istediğini anlarım. Öbürleri homurdandı:

 - İki metelik etmez. Hırsızlardan başka biri:

-Benim özelliğim gözümdedir. Gece karanlığında kimi görsem, şaşırmadan gündüz tanırım. Başka biri:

-Benim hünerim kolumdadır. Kolumun kuvvetiyle en sağlam duvarı burgu gibi delerim. Diğer biri:

-Benim marifetim burnumdadır. Toprağı koklayınca içinde ne madeni var anlarım. Mecnun gibi toprağı koklar Leylâ'nın yerini bulurum. Yakup Peygamber gibi gömleği koklayınca içindeki Yusuf mu, şeytan mı sezerim. Allah Resulü'nün tâ, Yemen'den koku alması gibi. Bir başkası da:

-Benim hünerim ise dağa, tepeye, kalenin burcuna kement atıp çıkmak, dedi. Sevgili Peygamberimiz de kemendini göğe atmıştı, diye ekledi. Sözün sonunda aralarından biri tebdil-i kıyafet içindeki Sultan'a:

-Ey vefalı dost, sıra sende! Senin hünerin, marifetin nedir? Diye sorunca Sultan Mahmut:

-Benim hünerim sakalımda. Onunla suçluları cezadan, eziyet çekenleri sıkıntıdan kurtarırım, dedi. Bir suçluyu cellâda teslim ettiklerinde merhamet edip sakalımı, oynatınca kurtuluverir. Ölümden de, elemden de kurtulur, dedi.

Hırsızlar ardı karanlığa dönük bu sessiz dostu dinleyince hep birden:

—Kutbumuz, önderimiz sensin. Dert ve sıkıntı günü bizim kurtarıcımızsın, dediler. Sonra gecenin geç vakti karanlık sokaklarda hep beraber yola koyuldular. Karanlık, kuytu, korkulu saçaklar ve gözlerine mil çekilmiş pencerelerin altından geçip padişahın köşküne doğru yürüdüler. Köşke yaklaşınca sağ tarafta karanlığın dibinden iri bir kangal köpeği havladı. Köpeğin sesinden anlayan hırsız:

-Köpek, padişah sizinle beraber, diyor, dedi. Kokudan anlayan:

-Altın ve gümüş kokusu geliyor, dedi. Kement atma ustası kemendini fırlattı, yüksek duvara tutturdu. Koku alan heyecanla:

-O eşsiz padişahın hazinesi burada, dedi. Delik delen duvarı delip hazine bölmesine girdiler. Altın, gümüş, kumaş ve kıymetli mücevherlerle yerlerine döndüler. Padişah hırsızların yer ve yurtlarını dikkatle gözleyip öğrendi. Neticede çaktırmadan saraya döndü. Sabahleyin divanda gece macerasını anlattı. Yiğit zabit ve çavuşları hırsızların yerine gönderip yakalattı. Elleri bağlı divana, huzuruna getirtti. Hırsızlar şaşkınlık içinde, can havliyle tirtir titriyor, kabuklarına çekilmiş pusuyorlardı. Padişahın huzurunda durdurulunca geceleyin kimi görse gündüz tanıyan, Padişahı tahtında görünce hayretle bağırdı:

-Bu adam dün gece bizimle arkadaşlık eden adamdır. Sakalı hünerli adam, bizim tutulma sebebimiz de budur, diye ekledi. Arkadaşlarının hayret ve şaşkın bakışları arasında dün geceki tanışıklık ve dostluğun verdiği cesaretle yumdu gözünü açtı ağzını:

Ey gizlice yürüyen padişah, vakti geldi. Kerem et, hayırlısı ile bir sakalını oynat. Her birimiz hünerimizi gösterdik, fakat o hünerler, ancak bahtsızlığımızı artırdı. Hiç bir işe yaramadı.

O marifetler, boynumuzu bağladı, o mevkiler yüzünden baş aşağı düştük, alçaldık.

O hünerler, boynumuza bağlanmış bir hurma lifi oldu… İmdat senden, dediler.

 

Mevlana buradan ilerisini şu cümlelerle devam ettiriyor: İnsanların bir çok hünerleri, marifetleri vardır ama ölüm günü, onların hiç birinden fayda yok. Ancak geceleyin gözü padişahı tanıyan o adam gibi rabbinin her an yanında olduğuna, kendisini gördüğüne inanan kimsenin bu hüneri işe yarar.

Rabbimiz ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:  “Nerede olsanız olun, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” (Hadid/4)

Ne mutlu kıssalardan hisse alanlara.

(Mesnevi 6. Cilt 2816 nolu beyitlerin tercümesi)

 

Bu yazı toplam 199 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.