1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Gazetecilik böyle yapılmaz !
Gazetecilik böyle yapılmaz !

Gazetecilik böyle yapılmaz !

e-mail: alaattinkaraer@mynet.com   Yazmak istememiştim. Çünkü beni çok ilgilendirmez diye düşünmüştüm. Ancak gazetelerde çıkan yazıları görünce...

A+A-

e-mail: alaattinkaraer@mynet.com

  Yazmak istememiştim. Çünkü beni çok ilgilendirmez diye düşünmüştüm. Ancak gazetelerde çıkan yazıları görünce dayanamadım. İstanbul Barosu avukatlarından olan oğlumuzu hafta sonu ziyarete gitmiştik. Pazar günü Haliç Kongre Merkezi’nde Baro’larının Olağanüstü Genel Kurulu yapılacakmış. Bizim de gelmemizi istedi. Ben de, eşim de Haliç Kongre Merkezi’ni merak ediyorduk. İlk kez görecektik. Sabah saat 10.00’da başlayacak Kongreye başlamadan gittik. Olağan üstü bir kalabalık vardı. Salona girmeden, dünyaca meşhur Haliç manzarasını seyrettik. Hava soğuktu. Denizden esen rüzgar insanın iliklerine kadar işliyordu.  Çok güzel ve yerinde bir merkezdi. Çok genel Kurul görmüştüm. Fakat böyle muhteşem, duyarlı kalabalığı ilk kez görüyorum desem abartmış olmazdım. Salon doluydu. Çoğu kişi ayaktaydı. Balkonda ancak yer bulduk. Bir süre sonra, orada da yer kalmadı. Çoğu kişi ayaktaydı. Pankartlardan da anlaşılacağı üzere; Ülkemizin çoğu ilinden ve yurt dışından çok sayıda katılımcılar olduğu gözleniyordu. Sonradan  salonun 3000 kişilik olduğunu öğrendim. Bir o kadar kişi de fuayedeydi. Genel Kurul için divan teşekkül edildi. Konu ne olursa olsun,  İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç.Dr.Ümit Kocasakal’ın güzel konuşması etkili ve coşkuluydu. Aynı zamanda duyguluydu! Nezih bir başlangıç, nezih bir topluluktu. Ülkemizde kendi meslek örgütüne ve toplumsal duyarlılığa, öğretmenler  ve avukatlar başta yerini her zaman almışlardır. Kıskandım açıkçası! İstanbul Baro Başkanı konuşurken, bir çok gazeteci sahnede görüntü almak için seferber oluyordu. Konuşma bitiminden sonra, gündem de çok konuşmaların yapılacağından, Divan Başkanı Prof. Dr. Köksal Bayraktar nazik bir şekilde sahnenin boşaltılmasını belirtti. Tüm gazeteciler, sahnenin hemen yanında basına ayrılan bölümde yerlerine geçmeye çalışırken, birisi inmek istemedi. Birkaç kişi inmesini söylemesine rağmen, birden parlayarak, el kol hareketleriyle söylenerek,”Basının sesi kısılamaz” gibi söylemlerle sahnedeki mikrofona doğru koştu. Olaylar bir anda gelişti. Herkes ne diyeceğini bilemezken, birkaç kişi engelledi. Fakat ne mümkün! Sahneden inmemek için, kendini paralıyor. Görevliler zoraki indirmeye çalıştılar. Yine de durdurmak ne mümkün! El kol hareketleri, bağırmalar… Sonunda aşağıya indirdiler. Basına ayrılan bölüme oturtmaya çalışıyorlar, yine tepkisini gösteriyor. Üç bin kişiden fazla kişi, seyretmekten başka ne yapabilirdi böyle bir ortamda! Dur durak bilmedi. Bunun üzerine kim olduğunu dahi kimsenin bilmediği bu kişiye, yuh… yuh… sesleri yükselmeye başladı. Bu kez salona da hoş olmayan hareketler, yumruk sallamalar… Tam bir şarlatanlık örneği… Tüm bu olaylar gözlerimizin önünde gelişti. Birkaç kişi salonun dışına çıkardılar. Onlar da gazetecilermiş sonradan öğrendiğime göre. Toplantı coşkusu ve nezihliğini koruyarak devam etti. Kendi aralarında fikir ve grup ayrılıkları elbette olacak. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu 135 yıllık tarihine yakışır bir şekilde olağanüstü toplantısı, son günlerde, avukatlık mesleğine, barolara ve özellikle hukuksuzluklara karşı direnen İstanbul Barosuna yönelik saldırılar ve yıldırma girişimlerini görüşerek, oybirliğiyle kabul ettiği bir SONUÇ BİLDİRGESİYLE tarihe not düşerek, büyük bir taşkınlık olmadan, güne damgasını vurarak güzel bir şekilde sona erdi. Sonradan Tv. haberlerinde ve internetten izlediğim kadarıyla, “beni öldürüyorlar” diye kendini yerden yere atan bu kişi, sedyenin üzerinde dahi, kalkmaya laf yetiştirmeye çalışıyordu. “Kalp hastasıyım, fenalaşıyorum” diye bağırmaya devam eden kişinin, bu halini gören doktor eşim; olmaz bu kadar, kalp hastası olan kişinin bu hareketleri yapması mümkün değil dedi. Bazı gazetelerde de; “Baroda linç girişimi” gibi gerçek dışı yazılardan da üzüntü duydum. Sonradan öğrendik çalıştığı gazeteyi… Gazetecilik böyle yapılmaz! "Gazetecilik özenle ve sabırla yapılması gereken bir meslektir.” Gazetecilerin görevi de bulunduğu mahaldeki gelişen olayları gerçekçi bir şekilde öğrenerek halka iletmektir. Hukuk ve demokrasi savunucuları avukatlar oyuna gelmediler. Oğlumuzla da böyle bir mesleği seçtiği için gurur duyduk. Tebrikler…
Bu haber toplam 179 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.