1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Gâvur icadı kullanmak günah mıdır?
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Gâvur icadı kullanmak günah mıdır?

A+A-

İslam güneşini söndürmek isteyen ve bu uğurda her yalan ve iftirayı mübah gören din düşmanlarının uydurup, sonra da onu, Din’e veya Din mensuplarına isnat ettikleri ve bilmemiz gereken en önemli şeylerden birisi de teknolojinin getirdiği bazı yenilikler hakkında, din adamlarına: “Bu gavur icadıdır, bunu kullanmak günahtır..” diye uydurdukları iftira ve yalanlardır. Bu yalanın ne dinle, ne de din mensupları ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Hazreti Peygamberin varisi olan, muhterem ve faziletli hoca efendilerden böyle bir yanlış asla zuhur etmemiştir.  Hepiniz pek âlâ bilirsiniz ki, İslam dininin ana kaynağı Kur’an’dır. İkinci olarak da hadis-i şeriflerdir. Diğer bir adı da sünnettir. Bu ikisi birbirinden ayrılmayan bir bütündür. Bu iki kaynaktan birincisi olan Kur’an’a baktığımızda böyle bir şey olmadığı gibi, üstelik (gavur icadı, Müslüman icadı diye bir ayırım yapmadan) “O Allah ki, yer yüzünde olan her şeyi sizin için yaratmıştır.” (Bakara/29) Buyuruyor.  Sevgili Peygamberimiz de: “İlim ve hikmet Mü’minin yitiğidir, nerede bulursa alır” (Tirmizi, İlim 19; İbn Mâce, Zühd 17) “İlim Çin'de de olsa ona tâlip olun. Çünkü ilim her Müslümana farzdır.”(Beyhakî, Şuabu’l-İman-Beyrut,1410, 2/253). buyuruyor. Eğer gavurun malı veya icadı Müslüman’a haram olsaydı, bir gayri Müslim ülkesi olan Çin’i örnek verir miydi?  Her konuda bizim için örnek olan Yüce Peygamberimizin hayatında meydana gelen bir olay, bu konuda gayet net bir şekilde gerçekleri gözler önüne sermektedir: Hazretleri Peygamber (s.a.v.) Mekke’i Mükerreme’den Medine’yi Münevvereye hicret ettiği zaman ilk yaptığı iş bir cami yapmak olmuştu. O zamanlar aydınlatma aleti olmadığından yatsı namazları kılınacağı zaman, caminin geri tarafında hurma yapraklarından bir ateş yakılırdı. Ve o ateşin ışığında herkes saflarını düzer ve namazlarını kılarlardı. Bir çok defalar cemaat namaza durunca  o ateş söner ve cemaat da namazlarının kalan kısımlarını karanlıkta kılarlardı. Medine’deki Müslümanların zenginlerinden Temîm ed’Dar adında biri vardı. Bu sahabe zaman zaman ticaret için Şam’a, İran’a ve Yemen’e giderdi. Bir seferinde İran taraflarında bir aydınlatma aleti gördü. O zaman İran halkı Mecusi idi. Yani ateşe taparlardı. Bu güne göre gayet basit, fakat o güne göre gayet muhteşem bir şey olan bu alet, bir çanak içine doldurulan zeytinyağı ve bu zeytinyağı içinden çıkartılan bir fitil idi. Fitilin ucu yakılıyor, onun ışığı ile etraf aydınlanıyordu. Temim ed’Dar Hazretleri Camiyi aydınlatmak maksadı ile bu aletten birkaç tane alıp getirdi. Ve bir akşam, yatsıdan evvel getirip Caminin ortasındaki bir hurma dalına astı.  Gelen cemaat hiç görmedikleri bu alete hayretle bakıyorlar, bunu kimin getirdiğini birbirlerine soruyorlardı. Temim ed’Dar’ın İran taraflarından getirdiğini öğrenince de bu gavur icadına ne diyeceğini merakla bekliyorlardı. O akşam Cami bu aletle aydınlanmış, hurma yaprağı yakmaya ihtiyaç kalmamıştı. Çok geçmeden etrafında bir çok sahabe ile beraber Allah’ın Resûlü de Camiye teşrif buyurdular. Camide yanan bu kandili görünce tebessüm ederek etrafına bakındılar ve: “Bunu kim getirdi?” diye sordular. Temim ed’Dar getirdi, Ya Rasûlallah, dediler. Bunun üzerine Allah’ın Rasûlü şu iltifatta bulundular: Sen bizim mescidimizi (camimizi) nurlandırdın, Allah da seni nurlandırsın ey Temîm! Hazreti Rasûlüllah’ın bu kandili getiren sahabeye iltifatı sadece bundan ibaret de değildi. Aydınlıkta namaz kılındıktan sonra Efendimiz şöyle buyurdular: Ey Temîm! Bize öyle bir iyilik ettin ki, bu iyiliğine karşılık bir kızım olsaydı vallahi onu sana verir, seni kendime damat edinirdim.  Hz. Peygamber henüz hayatta iken Şam bölgesinden getirdiği kandillerle Mescid-i Nebevî’nin aydınlatılmasını sağlamış (İbn Mâce, “Mesâcîd” 9) Evet, İslam’ın tek liderinin faydalı yeniliği getirenlere, ilerlemeyi temin edenlere, milletin rahatı ve huzuru için elde edilen keşiflerin yayılmasına hizmet edenlere iltifatı böyle idi. İşte bu olay, “Din, yeniliğe, yükselmeye manidir” diyenlerin yalanlarını en açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. İslamiyet, keşif ve buluşlara, ilerlemeye mani değil, bilakis bu keşif ve buluşları elde edip yayanlara muhtereme kızını verecek kadar yakınlık duyan, Allah’ın Resûlünün ifadesiyle teşvikçi ve destekleyicidir.  Ancak İslam’ın karşı olduğu bir şey varsa, o da ilericilik adına dinsizlik, densizlik ve ahlaksızlığın işlenmesidir.

 

 

Bu yazı toplam 1522 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.